Doktorsitesi.com

Baş ağrılarında tanı ve tedavi

Prof. Dr. Halil Atilla İdrisoğlu
Prof. Dr. Halil Atilla İdrisoğlu
13 Şubat 20142453 görüntülenme
Randevu Al
Baş ağrılarında tanı ve tedavi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Başağrısı Nedir? Toplumdaki Yaygınlığı ve Önemi

Başağrısı, insanları etkileyen ağrılı durumlar arasında en yaygın olanıdır. Hem nörolojik hastalıkların bir parçası hem de sistemik hastalıkların eşlik eden bir semptomu olarak karşımıza çıkar. Toplumda bu belirtiyle tanışmamış birey neredeyse yok gibidir. Yapılan araştırmalar, nöroloji polikliniklerine başvuran hastaların 2/3'ünün başağrısı şikayeti olduğunu, bunların 1/3'ünün ise sadece bu nedenle başvurduğunu göstermektedir. Bu hastaların en az 1/4'ünde şiddetli kısıtlılık yaratan migren tespit edilmiştir.

Başağrısı Sınıflandırması: IHS Standartları

Başarılı bir tedavinin ilk basamağı doğru ve özgün bir tanıdır. Uluslararası Başağrısı Topluluğu (International Headache Society - IHS), tanı standartlarını belirlemek amacıyla ilk olarak 1988'de kapsamlı bir sınıflama yapmış, 2004 yılında ise bu sistemi revize etmiştir. IHS sınıflama sistemine göre başağrıları iki ana grupta incelenir:

  1. Primer Başağrısı Bozuklukları: Altta yatan saptanabilir başka bir nedenin olmadığı, belirti özelliklerine göre tanımlanan ağrılardır.
  2. Sekonder Başağrısı Bozuklukları: Beyin tümörü, inme veya metabolik bozukluklar gibi başka bir hastalığa bağlı olarak gelişen ağrılardır.

Başağrılı Hastaya Tanısal Yaklaşım

Başağrısı ile başvuran bir hastada ilk öncelik, sekonder başağrısı bozukluğunun dışlanmasıdır. Bu süreçte hastanın öyküsü, genel tıbbi durumu ve nörolojik muayenesi temel alınır. Eğer hastada birden fazla başağrısı tipi mevcutsa, her biri için ayrı tanı konulmalıdır. Ülkemizde migren görülme sıklığı %16.4, gerilim tipi başağrısı sıklığı ise %31.7 olarak belirlenmiştir. Bu yüksek yaygınlık nedeniyle, mevcut bir primer ağrısı olan hastada yeni bir ağrı geliştiğinde mutlaka tekrar değerlendirme yapılmalıdır.

Başağrısı Öyküsünde Sorgulanması Gereken Parametreler

Doğru tanı için en güçlü araç ayrıntılı hasta öyküsüdür. Muayene sırasında aşağıdaki parametreler titizlikle sorgulanmalıdır:

  • Başağrısının tipi, karakteri ve şiddeti
  • Başlangıç zamanı, sıklığı ve süresi
  • Ağrının tam yeri (lokalizasyon)
  • Aura ve prodromal belirtilerin varlığı
  • Eşlik eden belirtiler (bulantı, kusma, fotofobi vb.)
  • Tetikleyici (presipite eden) faktörler
  • Uyku düzeni ve emosyonel faktörler
  • Aile öyküsü ve önceki tedaviler

Başağrısında Alarm Belirtileri (Kırmızı Bayraklar)

Bazı belirtiler, altta yatan ciddi bir sekonder nedenin habercisi olabilir. Aşağıdaki durumlarda dikkatli olunmalıdır:

Belirti TürüAçıklama
Şiddet ve Başlangıçİlk veya hayatın en şiddetli ağrısı, akut başlangıç
Seyir DeğişikliğiSıklığı veya şiddeti giderek artan, tedaviye yanıt vermeyen ağrılar
Riskli Gruplar50 yaş üstü başlangıç, kanser öyküsü olanlar, kafa travması sonrası
Eşlik Eden BulgularAteş, ense sertliği, görme kaybı, nöbet, şaşkınlık, uyku hali
TetikleyicilerÖksürük, efor veya cinsel aktivite ile ortaya çıkan ağrılar

Başağrısı Karakteristikleri ve Ayırıcı Tanı

1. Yaş ve Cinsiyet Faktörü

Primer başağrıları genellikle çocukluk veya genç erişkinlikte başlar. 50 yaşından sonra yeni başlayan ağrılar; kitle lezyonları veya temporal arterit gibi ciddi sorunları akla getirmelidir. Migren kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha sık görülürken, küme başağrısında erkek egemenliği belirgindir.

2. Ağrının Karakteri ve Şiddeti

  • Migren: Genellikle zonklayıcı (pulsatil), hareketle artan ve günlük hayatı kısıtlayan şiddetli ağrılardır.
  • Gerilim Tipi: Sıklıkla hafif-orta şiddette, sıkıştırıcı, bant veya mengene gibi tanımlanan ağrılardır.
  • Küme Tipi: Derinden gelen, çok şiddetli ve otonomik belirtilerin eşlik ettiği ağrılardır.
  • Nevraljik Ağrılar: Şimşek çakar gibi veya elektrik çarpması tarzında çok kısa süreli ağrılardır.

3. Lokalizasyon (Ağrının Yeri)

Başağrısının yerleşimi tanı için kritik ipuçları sunar. Gerilim tipi başağrısı tipik olarak iki yanlıdır. Migren atakları genellikle taraf değiştirse de, hastaların %20'sinde hep aynı yandadır. Tek yanlı ve göz çevresine yerleşen ağrılarda otonomik sefalaljiler düşünülmelidir. Supratentoryal lezyonlar frontal, infratentoryal lezyonlar ise oksipital bölgede ağrıya yol açma eğilimindedir.

4. Tetikleyici ve İyileştirici Faktörler

Migren; uykusuzluk, açlık, stres, belirli gıdalar (çikolata, şarap, turunçgiller) ve fiziksel uyaranlarla tetiklenebilir. Küme başağrısında alkol kullanımı akut atağı başlatabilir. Uyku, karanlık ve sessiz ortam migren için iyileştiriciyken; küme başağrısında yüksek yoğunluklu oksijen soluma etkili bir tedavi yöntemidir.

Eşlik Eden Semptomlar ve Sistemik Durumlar

Migrene sıklıkla bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti eşlik eder. Otonomik sefalaljilerde ise göz yaşarması, burun tıkanıklığı ve yüzde kızarma gibi belirtiler görülür. Eğer ağrıya ateş ve ense sertliği eşlik ediyorsa menenjit; çene klodikasyosu ve görme kaybı eşlik ediyorsa temporal arterit olasılığı üzerinde durulmalıdır. Ayrıca, aşırı ilaç kullanımı (analjezikler, triptanlar vb.) mevcut ağrının kronikleşmesine ve karakter değiştirmesine neden olarak ilaç aşırı kullanımı başağrısını tetikleyebilir.

Etiketler

Primer başağrısı bozukluklarıSekonder başağrısı bozukluklarıBaşağrısını tetikleyen nedenlerBaşağrısının karakteri ve şiddetiBaş ağrısı hakkında bilmediklerinizMigren ağrıları hakkında herşeyMigren nedir ve neden olurBaşağrılarının sepeleri nelerdirBaşğarısı tedavisinde neler yapılır

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Halil Atilla İdrisoğlu

Prof. Dr. Halil Atilla İdrisoğlu

Prof. Dr. Halil Atilla İDRİSOĞLU, 1951 yılında İstanbul'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimini Lüleburgaz'da bitirmiş,1968 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimine başlamıştır. 1974 yılında mezun olarak tıp doktoru unvanı almıştır.1974-1976 yılları arasında Erzurum'un Pasinler ilçesinde askerlik vazifesini yerine getirmiştir. 1976 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği'nde ihtisasına başlamıştır. 1980 yılında "Demansiyel  Sendromlarda Pnömo Ensefalografi" konulu tezi ile ihtisasını eğitimini tamamlayarak Nöroloji Uzmanı olmuştur. Yine 1980 yılında üzerinde çalıştığı Nöroradyoloji alanındaki bilgi, görgü ve pratiğini arttırmak amacıyla Berlin Frei Universitat Klinikum Stegliz'in (FUB) Nöroradyoloji departmanında 2 ay boyunca çalışmalar yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.