Alerjik rinit (AR) burundaki solunum yollarının alerjik iltihaplanması sonucu ortaya çıkan, alerjen adı verilen havada bulunan küçük partiküllere karşı burunun verdiği anormal yanıt sonucu gelişen ve en sık görülen alerjik hastalıktır. Mevsimsel veya yıl boyu olabilir. Tıp dilinde mevsimsel alerjik rinit (MAR) olarak adlandırılan hastalığa halk arasında bahar veya saman nezlesi denir. MAR toplumun yaklaşık %20-25’ini etkiler. Ülkemizde ise dünya rakamlarına göre biraz daha düşük olmakla birlikte sıklığı yaklaşık %10’dur.

Astım ya da ekzeması olanlarda ya da ailesinde astım ya da alerjik rinit olanlarda MAR gelişme riski daha yüksektir. MAR herhangi bir yaşta başlayabileceği gibi genellikle çocukluk ya da genç erişkin dönemde ortaya çıkar .

MAR’e en sık neden olan alerjenler başta çimen polenleri olmakla üzere ağaç polenleri, ot polenleri, mantar ve küf sporlarıdır. MAR daha çok polenlere bağlıdır ve

MAR genellikle ilkbaharda 2-3 ay boyunca görülür ve yakınmalar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Birçok hastada burun akıntısı, tıkanıklığı, burun içi, damak, boğaz, kulakların içinde kaşıntı; arka arkaya hapşırıklar, geniz akıntısı, gözlerde kaşınma, kızarma, batma, boğazda ağrı ve ses kısıklığı, kulaklarda dolgunluk olabilir. Geniz akıntısı nedeniyle tekrarlayan sık boğaz temizlenmesi balgamsız, kesik kesik kuru bir öksürüğe yol açabilir. Bazen polenlerin çok yoğun olduğu sezonlarda kuru öksürüğe ek olarak, nefes darlığı ve göğüste hırıltının da görüldüğü “polen astımı” dediğimiz durum ortaya çıkar. Burun tıkalı olduğu için uykuda sürekli ağızdan nefes alıp vermek, boğazda kuruma ve sık uyanmaya neden olur. Sonuçta uyku kalitesi bozulacağı için gün içinde yorgunluk, halsizlik de olabilir ve sonuçta kişinin okul/iş başarısı etkilenir.

MAR tanısı hastanın hekime bildirdiği tipik şikayetler ve yapılan muayeneyle elde edilen bulgularla birlikte yapılan alerji testlerinin sonucuna dayanır. Özellikle çayır-çimen poleni alerjisi olanlarda yakınmaların ilkbahar aylarında olması beklenir. Yapılan testler tanıyı doğrular ve sorumlu alerjeni tespit etmeye yarar. Alerji deri testleri için dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta kullanılan alerji haplarının (antihistaminik) 7-14 gün önce kesilmesidir. Bu tür ilaçlar kullanılırken yapılan alerji deri testleri doğru ve sağlıklı sonuç vermez. Genellikle alerji uzmanları test öncesi bunu sorgularlar ama bu durum bazen alerji uzmanı olmayan hekimlerin gözünden kaçabilir. Eğer alerji hapı kullanımı veya cildin çok hassas olması gibi nedenlerle alerji deri testi yapılamıyorsa kan alınarak laboratuvarda yapılacak bazı testlerle de bireyin hangi alerjene duyarlı olduğu belirlenebilir, ancak deri testleri alerjiyi saptamada öncelikle tercih edilir.

MAR’li hastalar uzun süre grip sanılıp yanlış tedaviler uygulanabilir. Tedavinin temelini alerjenden korunma ve uygun zamanda uygun ilaçlarla tedavi oluşturur. Birçok hastada bu yaklaşımla yakınmalar etkili biçimde kontrol altına alınabilir.

Polenlerden korunmak için alınması gereken önlemler:

İlkbahar aylarında arabada camların kapalı tutulması veya toplu taşım araçlarında açık pencerenin önünde oturulmaması çok önemlidir. Çünkü yüze hızla esen rüzgarla birlikte polenler alerjik kişinin ağız, burun ve gözlerine dolmaktadır! Yakınmaların yoğun olduğu dönemlerde kapalı ortamlarda polen filtreli klimalardan faydalanılabilir. Son yıllarda arabalardaki klimalar genelde polen filtreli olduğu için polenlerden korunmak daha kolay hale gelmiştir. Çimlerin biçildiği ortamlarda kesinlikle bulunulmaması gerekir. Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde çok pratik olmasa da dış ortamda yüksek kalitede bir maske kullanılabilir. Polen alerjik hastaların polen mevsiminde piknik ve benzeri kır gezilerinden; ve açık havada egzersizden kaçınmaları gerekir. Eve girdikten sonra sokak kıyafetlerinin hemen değiştirilip, duş alınması, saçta ve ciltte bulunan alerjenleri uzaklaştıracağı için önerilmektedir.

Alerjenlerden korunmak, yakınmaların şiddetini azaltmakla birlikte yakınmaları tam kontrol altına almak için çoğu zaman korunma önlemlerinin yanında ilaç tedavileri de önerilir. Burun yoluyla uygulanan kortizonlu spreyler yakınmaları kontrol altına almada kullanılacak ilk seçenek ilaçlardır. Başlangıçta kortizonlu burun spreyi kullanma fikri kişileri tedirgin etmekle birlikte bunların kortizon hapları ya da iğneleri gibi yan etkilere yol açmaları beklenmez. Spreylerde bulunan kortizon sadece burun bölgesine uygulandığından ve kortizon hapları ve iğnelerine göre dozu çok düşük olduğundan korkulanın aksine yan etkisi yok denecek kadar azdır, uzun süreli kullanımda nadiren burunda kurumaya bağlı olarak hafif burun kanamaları görülebilir. Bu ilaçlar uzun süreli olarak 6 yaştan itibaren (bazılarında 2 yaştan itibaren) güvenle kullanılabilir, ancak uzun süre kullanması gereken hastalara düzenli aralarla doktor muayenesi önerilir.

Diğer bir grup ilaç olan alerji hapları (antihistaminikler) kaşıntı, burun akıntısı ve hapşırığa etkilidir. Ancak, burun tıkanıklığı üzerine etkileri yoktur ve kortizonlu burun spreyleriyle birlikte kullanıldıklarında tek başına olduklarından daha etkilidirler. Eski tip alerji haplarının uyku ve sersemlik yapma gibi yan etkileri olmasına rağmen yeni tip alerji haplarının bu tip yan etkileri yoktur. Burun açıcı damla ve spreylerin ortaya çıkabilecek yan etkileri ve nezleyi kötüleştirme olasılıkları nedeniyle 5-10 günden uzun kullanımı önerilmez. Ağızdan tablet olarak kullanılan burun tıkanıklığını giderici ilaçlar (oral dekonjestanlar) yüksek tansiyonu olan ve orta yaşı geçmiş kişilerde beyin kanaması ve felç oluşturma riski taşımaları nedeniyle pek önerilmemektedir.

Sorumlu alerjenden korunma ve ilaç tedavisi ile MAR’li hastaların çoğunun hastalıkları kontrol altına alınabilmektedir. Eğer MAR’li kişi sorumlu alerjenle teması kesemiyor ve ilaçlardan da belirgin fayda görmüyorsa “immünoterapi” denilen aşı tedavisi gündeme gelebilir. Aşı tedavisinin etki mekanizması net olmamakla birlikte hastaların bir kısmı aşıdan fayda görmektedir. Yaşamı tehdit edici yan etki ve reaksiyonlara neden olabileceği için bu tedavi yöntemi sadece alerji uzmanları tarafından planlanmalı ve uygulanmalıdır.

Polen allerjik kişilerde bilinmesi gerekli önemli noktalardan birisi de çapraz reaksiyon denen olaydır. Oral alerji sendromu veya polen-besin alerjisi olarak da bilinen bu durumda polen alerjisi olan kişilerin yaklaşık %40’ında polen alerjenleri ve bazı gıdalardaki proteinlerdeki yapısal benzerliğe bağlı olarak bazı taze sebze ve meyvelerin içerdiği alerjenlere karşı da duyarlılık gelişebilmektedir. Örneğin huş ağacı (Betula verrucosa) polenlerine allerjik olan kişilerin yaklaşık üçte biri elma, armut, kiraz, vişne gibi çekirdekli meyveleri yerken ağız içi ve dudaklarda kaşıntı, şişlik; karın ağrısı, bulantı gibi yakınmalar olabilir. Buna benzer başka olaylar pelin ve üzüm otu gibi diğer grup polenlerle de görülmektedir.


Ankara Göğüs Hastalıkları uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!