Doktorsitesi.com

Bağlanma Korkusu

Özlem Bildirici
Özlem Bildirici
28 Mart 2019155 görüntülenme
Randevu Al
Bağlanma Korkusu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bağlanma Korkusu: İlişkilerin Önündeki Görünmez Engel

“Lütfen bu hikaye de hazin bitmesin” diyen Martin Suter ve “Evet de diyemiyorum, hayır da!” sözleriyle kararsızlığı özetleyen Stefanie Stahl, bağlanma korkusu yaşayan bireylerin iç dünyasına ışık tutmaktadır. Robbie Williams’ın “Daha aşık olmadan önce, onu terk etmeye hazırlanırım” ifadesi ise bu durumun en uç noktasını temsil eder. Bağlanma korkusu, bireyin duygusal bir yakınlık kurmaktan çekinmesi ve bu yakınlığı bir tehdit olarak algılaması durumudur.

İlişkilerin başlangıç evresinde, bağlanma sorunu olsun ya da olmasın, taraflar genellikle yoğun bir aşk duygusu hissederler. Birçok kültürde kabul gören “aşk zamanla gelişir” öğretisi, sağlıklı bir birlikteliğin temelini oluşturur. Gerçek bir ilişki; karşılıklı saygı, iyi ve kötü günde birbirine destek olma ve güven zemininde yükselen bir süreçtir.

Bağlanma Korkusu Yaşayan Bireylerin Davranış Biçimleri

Sağlıklı bireyler bir ilişkiye başlarken terk edilme veya başarısızlık gibi riskleri göze alarak adım atarlar. Ancak bağlanma korkusu yaşayan kişiler için bu ihtimaller birer engel teşkil eder. Bu bireyler kendilerini güvende hissetmek adına partnerleriyle aralarına mesafe koyarlar ve tam anlamıyla güven duymaktan kaçınırlar. İlişki dinamiğinde genellikle “ne evet ne hayır” ya da doğrudan “hayır” tavrını benimseyerek, net bir bağlılık taahhüdünde bulunmazlar.

Bu kaçınma davranışının temelinde, terk edildiklerinde hayatlarını sürdüremeyeceklerine dair derin ve bilinç dışı duygular yatar. Bağlanma korkusu olan kişiler, aslında bu korkunun temelinde bir başarısızlığa uğrama korkusu olduğunun farkında değildir. Başarısızlığı bir yetersizlik olarak gördükleri için, bu duyguyu kabul etmek yerine evlilik veya bağlılık düşüncesinin kendilerini kapana kısılmış gibi hissettirdiğine inanmayı tercih ederler.

İlişkilerde Takılan Maskeler: Üç Temel Dışavurum

Bağlanma korkusu yaşayan bireyler, gerçek duygularını gizlemek için çeşitli savunma maskeleri kullanırlar. Bu maskeler şu şekilde kategorize edilebilir:

Maske TürüTemel YaklaşımDavranış Biçimi
Avcı"Seni elde edemediğim sürece peşindeyim!"Elde edene kadar yoğun ilgi gösterir, sonrasında uzaklaşır.
Prenses"Kimse bana layık değildir!"Standartları ulaşılmaz kılarak yakınlıktan kaçınır.
Duvarcı Ustası"Yakınlığı ve mesafeyi ben saptarım!"İlişkinin sınırlarını ve duygusal derinliğini tek taraflı belirler.

Korku Karşısında Beynin Tepkileri: Saldır, Kaç, Donakal

Sağlıklı bir ilişkide alma-verme dengesi ve uzlaşı esastır; ancak bağlanma korkusunun hakim olduğu ilişkilerde egemenlik daima tek taraflıdır. Bağlanma fobisi, biyolojik olarak gerçek bir korku tepkisidir. İnsan beyni bir tehdit algıladığında üç temel reaksiyon gösterir: saldırmak, kaçmak veya donakalmak. Bu korkuya sahip bireyler, yaşadıkları durumu net bir korku olarak tanımlayamasalar da özgürlük arzusu ve huzursuzluk hissiyle bu tepkileri verirler.

1. Kaçma Stratejisi

Bağlanma korkusu olanların en sık başvurduğu yöntem kaçmaktır. Bu strateji farklı şekillerde tezahür edebilir:

  • İlişkiye hiç başlamadan uzaklaşmak.
  • İlişkiyi aniden bitirerek kaçmak.
  • Yakınlaşmaya meydan vermeden kaçmak (İş koliklik, hobilere aşırı zaman ayırma, hastalık bahanesi).
  • Aldatmak veya iki kişi arasında kararsız kalmak.
  • Cinsellikten veya derin sohbetlerden kaçınmak.
  • Uzak mesafeli ilişkileri tercih etmek veya romantik jestlerden kaçınmak.

2. Saldırma Stratejisi

İkinci bir savunma mekanizması olan saldırma, partneri uzaklaştırmak için kullanılır. Bu durum aktif ve pasif saldırganlık veya bilerek kavga çıkarma şeklinde kendini gösterir.

3. Donakalma Stratejisi

Bu tepki, korkunun çok baskın olduğu durumlarda ortaya çıkan, kişinin engelleyemediği gerçek bir reflekstir. Bağlanma korkusu olan bireyin elinde olmadan geliştirdiği bir savunma biçimidir.

Unutulmamalıdır ki bağlanma korkusu da her korku gibi bir duygudur ve kesinlikle çözümsüz değildir. Farkındalık ve doğru yaklaşımla bu sürecin üstesinden gelmek mümkündür.

Etiketler

BağlanmaBağlılıkBağlanmakBağlanma korkularıbağlanma psikolojisi

Yazar Hakkında

Özlem Bildirici

Özlem Bildirici

Özlem BİLDİRİCİ, Adnan Menderes Ünversitesinde Psikanaliz ve Psikoterapi uygulayıcısı eğitimi almıştır. Süleyman Demirel Üniversitesinden “Aile Danışmanlığı””Yaşam Koçu” eğitimi almıştır ve bu konuda çalışmalarını yürütmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.