Doktorsitesi.com

Baba ile Güvenli Bağlanma

Uzm. Dr. Ayça Can Uz
Uzm. Dr. Ayça Can Uz
14 Ağustos 2018166 görüntülenme
Randevu Al
Baba ile Güvenli Bağlanma
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Baba ile Güvenli Bağlanmanın Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri

Baba ile güvenli bağlanma, çocukların sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesi için en az anne ile kurulan bağ kadar kritiktir. Bu bağın kurulması, çocuklarda akranlarla sosyal iletişim kabiliyetinin artması, davranış problemlerinin minimize edilmesi ve duygulanım üzerinde özdenetim ile stresle etkili başa çıkma becerilerinin gelişmesi gibi pek çok fayda sağlar. Çocukluk döneminde temelleri atılan bu güven duygusu, bireyin tüm yaşamı boyunca kuracağı ilişkilerin ana omurgasını oluşturur.

Nitelikli Birliktelik: Oyun ve Bakım Veren Rolü

Baba ve çocuk arasındaki güvenli bağlanma, sadece birlikte geçirilen sürenin uzunluğu ile değil, bu sürenin içerik kalitesi ile doğrudan bağlantılıdır. İçerik denildiğinde akla ilk gelen unsur babanın bir oyun arkadaşı olmasıdır. Oyun, bir çocuğun dünyayı keşfetmesindeki en önemli araçtır. Baba, çocuğu dünyayı keşfederken ona dönebileceği güvenli bir liman sunarak hayata dair güçlü bir güvenlik duygusu inşa eder.

Ancak içerik sadece oyunla sınırlı kalmamalıdır. Güvenli bağlanmanın diğer bileşenleri şunlardır:

  • Çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının farkında olmak.
  • Bu ihtiyaçları zamanında ve eksiksiz karşılamak.
  • Bakım veren rolünü üstlenerek ilişkiyi zenginleştirmek.

Özsaygı ve İlişki Temelleri: "Değerli Ben" İnanışı

Babanın bakım veren olarak sürece dahil olduğu bir ilişki, çocuğun zihninde "Değerli ben" ve "Güvenilir o" inanışlarının gelişmesini sağlar. Bu temel inanışlar, çocuğun ileride hemcinsleri ve karşı cinsleri ile kuracağı ilişkilerin verimli ve doyurucu olmasını sağlar. Kendini değerli hisseden ve karşısındakine güvenebilen bireyler, sosyal yaşamda daha başarılı olurlar.

Bağlanma FaktörüÇocuk Üzerindeki Etkisi
Zengin İçerikli İletişimSüre kısıtlı olsa bile yeterli bağlanmayı sağlar.
İlk 3 Yıl EtkileşimiBabanın ebeveynlik özgüvenini ve istekliliğini artırır.
Duygusal ErişilebilirlikÇocuğun yetişkinlikteki psikolojik sağlamlığını destekler.

Babalık Süreci ve Annelerin Rolü

Babaların çocuklarıyla bağ kurma süreci genellikle bebeklik dönemindeki pratiklerle başlar. Araştırmalar, yaşamın ilk 3 yılında çocuklarıyla güçlü bağ kuran babaların, ilerleyen yıllarda babalık rollerinde kendilerine daha çok güvendiklerini göstermektedir. Bu noktada annelerin tutumu belirleyicidir. Birçok anne, babaların çocuk bakımındaki yetkinliğine güvenmeyerek sürece müdahale edebilmektedir.

Annelerin bağlanma için gerekli olan artmış dikkat ve yönelim hormonları hamilelik sürecinde gelişirken, babalar bu yetiyi ancak çocuklarıyla yakın temas kurarak kazanırlar. Yapılan çalışmalar, 6. ayda çocuğuyla yakın ilgilenen babaların beyin MR görüntülerinin, annelerinkiyle benzer değişimler gösterdiğini kanıtlamaktadır.

Sonuç: Babalık Öğrenilen Bir Süreçtir

Çocukların yetişkinlik dönemindeki en büyük eksikliği maddi yetersizlikler değil, babalarının onlara ayırmadığı zaman ve duygusal uzaklıktır. Annelerin, babalara güvenmesi ve onlara alan açması bu bağın güçlenmesi için şarttır. Unutulmamalıdır ki annelik gibi babalık da yaşayarak öğrenilen bir süreçtir. Babalara fırsat verildiğinde, çocuk bakımında ve gelişiminde beklenenin üzerinde bir başarı sergileyebilirler. Güvenli bağlanma, bebek bezi değiştirmekten oyun oynamaya kadar her anın paylaşıldığı bir yolculuktur.

Etiketler

AileBabaAile yaşantısıAile bağlarıBaba ve çocuk ilişkisiBaba ve çocukAile terapisiBaba adayları

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Ayça Can Uz

Uzm. Dr. Ayça Can Uz

Uzm. Dr. Ayça CAN UZ, 1979 yılında Çanakkale'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2004 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Prof. Dr. Mazhar Osman Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayarak Psikiyatri Ana Bilim Dalı'nda tamamlamıştır.

İhtisası boyunca çalıştığı kliniğe bağlı Kadın yataklı servisi ve Dahiliye servisi’nde Perinatal Psikiyatri ve Kronik hastalıklar konularında tecrübe kazanmış olan Uzm. Dr. Ayça CAN UZ, Alkol ve madde bağımlılığı konusunda AMATEM Kliniği'nde tedavi ve grup terapileri ile rehabilitasyon çalışmalarında bulunmuş ayrıca, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Kliniği’nde özellikle DEHB ve Kaygı Bozuklukları konusunda çocuklar ve aileleriyle çalışmalarda bulunmuştur. 

Uzm. Dr. Ayça CAN UZ, Çift ve Aile Terapisi sertifika programını başarıyla bitirip EFTA-Avrupa Aile Terapileri Derneği onaylı “Çift ve Aile Terapisti” olmaya hak kazanmıştır. Psikoterapi ile ilgili olarak çift ve bireysel terapi kapsamında Cinsel terapi, Şema terapi, İnterpersonal (Kişiler arası) terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi (Cognitive-Behavioral Therapy), EMDR (Fiziksel ve ruhsal travma çalışmalarında yaygın olarak kullanılan Eye Movement Desensitisation Reprocessing Method) ve Hipnoterapi alanlarında sertifika ve eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 

2010-2012 Yılları arasında Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi ve Mardin Devlet Hastanesi’nde, 2012-2018 yılları arasında MedAmerikan Tıp Merkezi Psikiyatri Kliniği'nde klinik sorumlusu ve psikiyatri uzmanı olarak görev almış, Beslenme ve Diyet uzmanları ile ekip çalışması içinde Yeme Bozuklukları (Obezite, Bulimia Nervoza, Anoreksiya) üzerine hasta takibinde ve çalışmalarda bulunmuştur. 2013-2014 yılları arasında Amerikan Hastanesi’nde Doğum öncesi eğitim programında Perinatal Psikiyatri ile ilgili görev aldı. Kaplan & Sadock's, Synpsis of Psychiatry Davranış Bilimleri ve Klinik Psikiyatri  kitabının güncellenmiş Türkçe 11. baskısında hem çevirmenlik hem de çeviri editörlüğü yapmıştır.

Uzm. Dr. Ayça CAN UZ'un almış olduğu bazı mesleki eğitim, kurs ve sertifika programları şöyledir;

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.