Ayak bileği burkulmaları spor yaralanmalarının içinde çok ciddi bir yer tutar. Ayak bileği üç kemik tarafından oluşur; tibia, fibula, talus. Kalkaneusta bir takım bağlar sayesinde bu ekleme katkı yapar.

Tibia ayak bileğinin iç kısmında yer alır ve ayak bileğini içeriden desteklerken, fibula ayak bileğinin dış kısmında yer alır buradan kemik destek sağlar. Ama ayak bileğinde stabiliteyi sağlayan asıl yapılar ligamanlardır. Ayak bileği içeriden ve dışarıdan çok ciddi bağlar ile desteklenir. Bu bağlar diğer tüm eklemlerde olduğu gibi hareketi sınırlandırmaya yardım eder. Bu yardımı iki şekilde yapar;

  • Direk mekanik destek (uzaması durumunda hareketi kısıtlayıcı fonksiyon),
  • İndirek mekanik destek (uzadığında içinde bulunan bazı reseptörler bu uzamayı algılayıp, hareketi sınırlayacak ters taraf kaslarını kasarak)

Ayak bileği burkulmalarının oluşumu

Ayak bileği burkulması, yere düşme sırasında hareketin eklemin normal sınırlarını aşmasına bağlı ayak bileği bağlarının gerilmesi ve yırtılmasına verilen addır. Doğası gereği yere düşme sırasında ayağın dış kısmı daha önce, iç kısmı ise daha sonra yere temas eder. Eğer bu hareketin kontrolünde sıkıntı olursa, ayağın içinin yere basışı sağlanamaz ve ayak bileğinin içe doğru dönmesine ve dış tarafta hareketi kontrol eden bağların gerilmesine neden olur. Ayak bileği burkulmalarının %80’i ayak bileğinin dış kısmında oluşur.

Ayak bileği burkulmaları 3 derecede sınıflandırılır;

  1. Ayak bileği bağları zorlanması
  2. Ayak bileği bağlarının kısmi yırtığı
  3. Ayak bileği bağlarının tam yırtığı

Muayene

Ayak bileği hareketlerinin kısıtlanması, ayak bileğinde şişme, ayak bileği bağlarının yetersizliğinin/ yeterliliğinin muayenesini içerir. Burada en önemli husus ayak bileği bağ yaralanması sırasında kemikte kırık olup olmadığına karar vermedir. Her ne kadar bu durum röntgensiz anlaşılamazsa da hangi hastanın röntgen çektirmesi gerektiğine karar verme de Ottawa kriterleri oldukça yardımcı olmaktadır.

Ottawa kriterleri; Bu kriterlere göre ayak bileği burkulmaları sonrasında iki noktanın önemli olduğuna dikkat çekmektedir;

  • Arka arkaya dört adım atabilme,
  • Aşağıda gösterilen 4 noktada ağrının olmaması

-- Dış malleolün arka kısmında uçtan 6 cm yukarıya kadar ağrının olmaması

-- İç malleolün arka kısmından uçtan 6 cm yukarıya kadar ağrının olmaması,

-- Dış kısımda 5.metatars tabanında ağrının olmaması,

-- İç kısımda naviküler kemikte ağrı olmaması.

Bunların saptanmadığı durumlarda röntgen çektirmeye büyük ihtimalle gerek yoktur (var olan kırığı gösterme ihtimali %100 olmasına karşın, olmayan sorunu varmış gibi gösterme ihtimali de vardır).

Görüntüleme

X-ray

Sadece kırık saptamak için yardımcıdır, bağ yaralanmalarında direk grafinin katkısı yoktur.

MR

Bağ yırtığının derecesini ve ilave sorunları (kıkırdak hasarı, tendon yaralanması, vb.) olup olmadığının kararını verme de yardımcı olup, sadece bağ yaralanmasının derecelendirmesi amaçlı çok da gerekli değildir (muayene ile de karar verilebilir).

Zorlamalı X-ray Bağların zorlanarak alınan grafilerdir, eskiden kullanımı daha sıkken günümüzde önemini her geçen gün yitirmektedir.

Tedavi

Ayak bileği yaralanmalarının erken tedavisi de diğer yumuşak doku yaralanmalarına benzer. Tedavide 4 ana prensibi uygulamak gerekir (RICE);

  • Rest (dinlenme) – ağrılı noktaya kadar istirahat, sporcularda çok nadiren alçı uygulaması gerekir,
  • Ice (buz uygulama) – her seferinde 20 dakika olmak üzere bir uygulamadan 2 saat sonra olarak,
  • Compression (kompresyon) – elastik bandaj veya ayak bileği brace’i,
  • Elevation (yükse kaldırma) – özellikle yattığı zaman ayağı kalp hizasından yukarıda tutma.

Erken dönemde uygulanan bu tedaviler sonrası, kişinin kas kuvvetini ve daha da önemlisi dengesini geri kazandırmak gerekir. Dolayısı ile tedavide bu iki hususa çok önem vermek gerekir.

Unutulmaması gereken en önemli konu tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğidir.


İstanbul Spor Hekimi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!