Doktorsitesi.com

Anorektal fistül

Doç. Dr. Alaattin Öztürk
Doç. Dr. Alaattin Öztürk
12 Mayıs 20101083 görüntülenme
Randevu Al
Anorektal fistül
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anal Fistül Nedir?

Anal fistül, makat çevresindeki cilt ile bağırsak arasında oluşan, tünel benzeri anormal bir kanaldır. Genellikle makat bölgesinde sürekli veya aralıklı seyreden akıntılara yol açan bu durum, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen proktolojik bir sorundur.

Fistül Neden Oluşur?

Makat çevresindeki yumuşak dokuda bulunan salgı bezleri, ürettikleri sıvıyı bağırsak kanalına boşaltır. Bu bezlerin iltihaplanması sonucu apse gelişebilir. Oluşan apse, ya kendiliğinden cilde açılır ya da cerrahi müdahale ile boşaltılır. Her iki durumda da bezlerin bağırsak içindeki doğal kanalı ile ciltteki yeni açıklık birleşerek bağırsak ve cilt arasında kalıcı bir tünel oluşumu meydana gelir.

Fistül Belirtileri Nelerdir?

Fistül hastalarının en yaygın şikayeti irinli akıntıdır. Bu akıntılar şu özelliklerle kendini gösterebilir:

  • İç çamaşırında bir-iki damla kirlenme veya gün içinde birkaç kez çamaşır değiştirme ihtiyacı.
  • Akıntının cildi tahriş etmesine bağlı olarak gelişen kaşıntı.
  • Akıntının kırmızı renkte olması durumunda yanlışlıkla kanama sanılması.

Teşhis ve Tetkik Süreci

Anal fistül teşhisi genellikle uzman bir hekimin fiziksel muayenesi ile kolayca konulabilir. Ancak bazı durumlarda ek tetkikler gerekebilir:

  • Fiziksel Muayene: Çoğu vaka için yeterlidir.
  • MR (Emar): Tekrarlayan fistüllerde, derin dokularda apse şüphesinde veya çok ağızlı fistül yapılarında faydalıdır.
  • Kolonoskopi: Basit fistüllerde şart değildir; ancak altta yatan başka bir hastalıktan şüpheleniliyorsa veya hastalık tekrarlamışsa yapılması yararlıdır.
Tetkik TürüUygulama Nedeni
MRFistül yolunun haritalanması ve apse odaklarının tespiti
KolonoskopiAltta yatan bağırsak hastalıklarının araştırılması
MuayeneBirincil teşhis ve fistül ağzının gözlemlenmesi

Anal Fistül Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fistül hastalığının kesin ve esas tedavisi ameliyattır. Antibiyotik kullanımı akıntıları geçici olarak azaltsa da tünel yapısını ortadan kaldırmaz. Ameliyatın temel amacı, iyileşmeyen bu tünel oluşumunu tamamen yok etmektir.

Ameliyat Yöntemleri

Cerrah, vakanın durumuna göre şu yöntemlerden birini tercih edebilir:

  1. Tünelin koni şeklinde kesilerek çıkarılması.
  2. Tünelin açık yara haline getirilip pansumanla iyileşmeye bırakılması.
  3. Makat kaslarını kapsayan durumlarda kontrollü kesi yöntemleri.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Ameliyat sonrası hastalar genellikle bir-iki gün içinde, en geç bir haftada iş hayatına dönebilirler. Tam iyileşme süresi yaranın büyüklüğüne göre bir hafta ile bir ay arasında değişmektedir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Kabızlıktan kaçınılmalıdır.
  • Dışkılama sonrası yara bölgesi titizlikle temizlenmelidir.
  • Banyo yapmakta herhangi bir kısıtlama yoktur.
  • Büyük yaralarda, akıntıyı emmesi ve yarayı kuru tutması için gazlı bez kullanımı önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ameliyat olmazsam ne olur?

Hastalık ilerlemeye devam eder; akıntı ve cilt tahrişleri artar. Çok nadir de olsa, uzun yıllar tedavi edilmeyen fistüllerde kanserleşme riski bulunmaktadır.

Ameliyat sonrası gaz veya dışkı kaçırma olur mu?

Fistül yolu makat kaslarının arkasından geçiyorsa kas müdahalesi gerekebilir. Ancak bu işlem genellikle uzun vadeye yayılan tekniklerle (iplik/seton vb.) yapıldığından kaçırma ihtimali oldukça düşüktür.

Hastalık tekrarlar mı?

Anal fistül tekrarlayabilen bir hastalıktır. İyileşme sürecinde cilt dokusunun, alt dokular iyileşmeden erkenden kapanması yeni bir fistül oluşumuna yol açabilir. Bu nedenle iyileşme sürecinde hekim kontrolleri aksatılmamalıdır. Tekrarlayan vakalarda tedavi yine ameliyattır, ancak öncesinde detaylı tetkik yapılması şarttır.

Etiketler

CiltMakatAkıntıBarsakAnorektal fistülİrinli akıntı

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Alaattin Öztürk

Doç. Dr. Alaattin Öztürk

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.