Doktorsitesi.com

Annelik-babalık tutumlarının kişilik gelişimine etkisi

Prof. Dr. Özgür Öztürk
Prof. Dr. Özgür Öztürk
14 Ağustos 20132105 görüntülenme
Randevu Al
Annelik-babalık tutumlarının kişilik gelişimine etkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kişilik ve Seçimlerimiz Arasındaki Görünmez Bağ

Politik ve sosyal tercihlerimizin büyük bir kısmının aslında derinlerde yatan kişilik yapımızla doğrudan ilişkili olduğunu çoğu zaman fark etmeyiz. Yenilikçilik, zarardan uzak durma, sebatkarlık ve ödüllendirilmeye duyarlılık gibi temel kişilik özellikleri, ailemizden genetik yoluyla devraldığımız biyolojik bir mirastır. Bu kalıtsal özellikler, bireyin kendi kişiliğini inşa ettiği temel yapı taşlarını oluşturur.

Kişiliğin Tanımı ve Beynin Bilgi İşleme Süreci

Kişilik, esasen süreklilik ve tutarlılık gösteren davranış, düşünce ve duygulanım kalıpları bütünüdür. İnsan beyni, dış dünyadan gelen bilgi, görüntü, ses ve dokunuş gibi uyaranları işleyerek bir çıktı üretir. Bu süreci bir bilgisayarın yazıcısından çıkan raporlamaya benzetmek mümkündür.

Genetik ve biyolojik özellikler, bu raporun basılacağı kağıdın rengini belirler. Kişiliğin renkleri olarak adlandırılan bu duygusal zeminler; düşüncelerimize yataklık eden kırmızı, mavi, yeşil veya mor kağıtlar gibidir. Bu kağıtların üzerine yazılacak içeriği ise şu unsurlar belirler:

  • Alınan eğitim ve sosyal çevre,
  • Yetiştirilme biçimi,
  • Çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan psikolojik travmalar.

Çocukluk Dönemi ve Zihinsel Veri Tabanı

İnsan beyni, doğumdan itibaren uyaranları gruplamaya ve eski verilerle karşılaştırarak yeni davranış şemaları oluşturmaya programlıdır. Çocukluk döneminde anne-baba ve yakın çevreyle kurulan ilişki biçimi, kişilik üzerinde belirleyici bir güce sahiptir. Bunun temel nedeni, çocuğun kendisine öğretilenlerin doğruluğunu sorgulayacak bir zihinsel veri tabanına henüz sahip olmamasıdır.

Muhakeme ve Sorgulama Yeteneğinin Gelişimi

Ebeveynlerin çocuklarına yapabileceği en büyük yatırım, onların muhakeme ve sorgulama yeteneklerini geliştirmektir. Bu yeteneklerin ilk gençlik çağlarına kadar gelişmemesi, ilerleyen yaşlarda kazanılmasını oldukça zorlaştırmaktadır. Özellikle erken yaşlarda başlatılan baskıcı, otoriter veya ideolojik eğitimler, sorgulama yeteneğini ketleyebilir. Bu durumdaki bireyler, yetişkinliklerinde mevcut inanç kalıplarını değiştirmek yerine, bu kalıpların doğruluğunu ispatlamak için çaba sarf ederler.

Ebeveyn Tutumları ve Sosyal Rollerin Şekillenmesi

Yetiştirilme tarzı, bireyin yetişkinlik dönemindeki siyasi ve sosyal davranışlarında silinmez izler bırakır. Klasik aile yapılarında görülen bazı uç ebeveyn tutumları, çocukların gelişimini şu şekilde etkilemektedir:

Ebeveyn DinamiğiUygulanan TutumÇocuktaki Sonuç
Fedakar/Mutsuz AnneErkek çocuğunu duygusal kalkan olarak kullanmaAşırı bağımlı ve her şeyi hak ettiğini düşünen birey
Korumacı/Karizmatik BabaKız çocuğunu aşırı koruma ve dünyadan sakınmaMuktedir bir kurtarıcı bekleyen, bağımlı birey

Psikolojik Borçluluk ve Siyasi Duruş

Sınırsız ve eleştiriye kapalı bir sevgiyle büyütülen erkek çocukları, ileride çevresinden de aynı sınırsız fedakarlığı talep eden, öfkeli bireylere dönüşebilirler. Benzer şekilde, babasının korumacılığıyla yalancı bir özgüven kazanan kız çocukları, hayat boyu sorunlarını çözecek güçlü figürler ararlar.

Bu tür aile yapılarından gelen bireylerde görülen "Laf söyletmeyiz, kendimizi siper ederiz" şeklindeki siyasi duruşlar, aslında temeli çocuklukta atılan psikolojik borçluluk hissinin bir yansımasıdır. Gerçek anlamda mutlu ve özgür bireyler; "süper" ebeveynlerin değil, ebeveynliği abartmayan ve yeterince iyi olan anne-babaların çocuklarından çıkmaktadır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Özgür Öztürk

Prof. Dr. Özgür Öztürk

1973 yılında doğdu. İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olan Özgür Öztürk, 1991 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı lisans eğitimini 1997 yılında tamamladı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.