Alerjik hastalıkların tedavisinde prebiyotik ve probiyotiklerin yeri var mı?
- Barsak mikrobiyotasındaki çeşitlilik bağışıklık sisteminin gelişimi için kritik bir rol oynamakta, probiyotik ve prebiyotikler bu dengeyi koruyarak alerjik hastalıkların tedavisinde stratejik önem taşımaktadır.
- Probiyotik kullanımının alerjik rinit semptomlarını azaltmada ve inek sütü toleransını geliştirmede faydalı olabileceği gözlemlenmiştir.
- Atopik egzama ve çocukluk çağı astımı üzerindeki etkileri incelendiğinde, probiyotiklerin hastalık ciddiyeti ve solunum fonksiyonlarında henüz kesin ve anlamlı bir iyileşme sağlamadığı saptanmıştır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Alerjik Hastalıklar ve Barsak Mikrobiyotası İlişkisi
Günümüzde alerjik hastalıklar gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili rahatsızlıkların görülme sıklığı, erken dönemde mikroplara olan maruziyetin azalmasıyla paralel olarak artış göstermektedir. Barsak mikrobiyotası, yani bağırsaklarda yaşayan yararlı, zararlı ve ortakçı mikroorganizmaların tamamı, vücuttaki en geniş mikrop çeşitliliğini barındırır. Bu çeşitlilik, bağışıklık sisteminin gelişimi üzerinde belirleyici bir rol oynadığı için alerjik hastalıkların tedavisinde mikrobik içeriğin değiştirilmesi stratejik bir önem kazanmıştır.
Probiyotik ve Prebiyotik Nedir?
Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için fonksiyonel bir gastrointestinal (mide-barsak) sistem yapısına sahip olmak temel şarttır. Bu sistemin dengesini koruyan bileşenler şu şekilde tanımlanmaktadır:
- Probiyotikler: Yeterli miktarda alındığında hastalık yapan mikroorganizmaların üremesini engelleyen, sindirimi kolaylaştıran ve immün sistemi güçlendiren canlı bakterilerdir. Yoğurt ve kefir gibi gıdalar, raf ömrü sonuna kadar belirli miktarda (10^8 cfu/gram) canlı mikroorganizma içermelidir.
- Prebiyotikler: Midede sindirilmeden doğrudan bağırsağa ulaşabilen, buradaki dost bakterilerin çoğalmasını destekleyen kompleks karbonhidrat yapısındaki besin bileşenleridir.
Atopik Egzama ve Probiyotik Kullanımı
Atopik egzama, çocukların %5-20’sini etkileyen ve çocukluk döneminde en sık rastlanan deri hastalığıdır. Araştırmalar, egzamalı çocukların barsak mikroflorasının sağlıklı çocuklardan farklı olduğunu ve bu farklılığın hastalık gelişmeden önce başladığını göstermektedir. Özellikle egzamalı bebeklerin dışkı analizlerinde Bifidobakteri türlerinin azaldığı tespit edilmiştir.
2018 yılındaki güncel analizlere göre, Lactobacillus ve Bifidobacteri türlerinin kullanımı üzerine yapılan 35 çalışma incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar şunlardır:
- Egzama ciddiyetinde ve yaşam kalitesinde anlamlı bir değişim gözlenmemiştir.
- Tedavi önerisi için daha fazla bilimsel kanıta ihtiyaç duyulmaktadır.
- Bağışıklık yetmezliği olanlarda veya çok küçük bebeklerde kullanım sırasında dikkatli olunmalıdır.
Çocukluk Çağı Astımı ve Probiyotiklerin Etkisi
Astım, çocukluk döneminin en yaygın akciğer hastalığıdır. Probiyotiklerin barsak mikrobiyotasını düzenleyerek bronşlardaki yangıyı (enflamasyon) azaltabileceği öngörülmektedir. 2018 yılında 910 çocuk üzerinde yapılan 11 çalışmanın verileri şu sonuçları ortaya koymuştur:
| Parametre | Probiyotik Etkisi |
|---|---|
| Astım Atağı Sıklığı | Azalma eğilimi gözlemlenmiştir. |
| Gece/Gündüz Yakınmaları | Belirgin bir fayda saptanmamıştır. |
| Solunum Fonksiyonları | Önemli bir iyileşme görülmemiştir. |
Alerjik Rinit Tedavisinde Güncel Durum
Toplumun %10-30’unu etkileyen alerjik rinit; burun tıkanıklığı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi semptomlarla karakterizedir. 1919 hastayı kapsayan 21 çalışmanın değerlendirmesi, probiyotiklerin şikayetleri azaltmada ve yaşam kalitesini artırmada faydalı olabileceğini göstermiştir. Ancak, kullanılan bakteri türlerindeki çeşitlilik nedeniyle henüz standardize bir tedavi protokolü oluşturulamamıştır.
Besin Alerjileri ve İnek Sütü Toleransı
Besin alerjileri, bağışıklık sisteminin proteinleri tehdit olarak algılamasıyla oluşur ve en ağır formu anafilaksi olarak adlandırılır. Çocuklarda özellikle süt, yumurta, kuruyemiş ve deniz ürünleri alerjisi sık görülür.
2018 yılı verilerine göre, probiyotiklerin inek sütü alerjisi olan çocuklarda semptomları ılımlı düzeyde düzelttiği saptanmıştır. Özellikle Lactobacillus rhamnosus GG kullanımının, inek sütünün tolere edilmesini sağlama konusunda potansiyel bir etkisi olduğu belirtilse de kesin yargı için daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç vardır.


