Doktorsitesi.com

Akdeniz Anemisi

Doç. Dr. Fatih Demircioğlu
Doç. Dr. Fatih Demircioğlu
17 Aralık 2025164 görüntülenme
Randevu Al
Akdeniz Anemisi Talasemi, hemoglobini oluşturan globin zincirlerinden bir veya birkaçının eksikliği sonucu oluşan, ülkemizin de dahil olduğu Akdeniz havzası olarak tanımladığımız ülkelerde sık görülen, anne ve babadan çocuklara kalıtsal olarak geçen önemli bir halk sağlığı sorunudur.
Akdeniz Anemisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Beta Talasemi: Genel Bakış ve Türkiye'deki Durum

Dünya genelinde alınan tüm tıbbi önlemlere rağmen, her yıl yüz binlerce çocuk talasemi (Akdeniz anemisi) hastası olarak dünyaya gelmektedir. Türkiye'de ise bu durum ciddi bir halk sağlığı meselesidir; ülkemizde yaklaşık 1 milyonun üzerinde talasemi taşıyıcısı ve 5000 civarında talasemi hastası bulunmaktadır. Kalıtsal bir kan hastalığı olan talasemi, doğru tanı ve takip süreçleri gerektiren kronik bir durumdur.

Beta Talasemi Nasıl Oluşur?

İnsan kanında bulunan kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar), dokulara hayati öneme sahip olan oksijeni taşımakla görevli hemoglobin molekülünü içerir. Hemoglobin üretimi tamamen genlerin kontrolü altındadır. Ailesel ve genetik bir bozukluk sonucunda hemoglobin yapımında yetersizlik veya yapısal bozukluk meydana gelirse, kansızlık (anemi) ile sonuçlanan talasemi tablosu ortaya çıkar.

Talasemi, genetik bozukluğun türüne göre alfa ve beta olmak üzere iki ana tipe ayrılır. Beta talasemi, genetik bozukluğun derecesine bağlı olarak hafif kansızlıktan, düzenli kan verilmesini gerektiren ağır klinik tablolara kadar değişkenlik gösterebilir. Taşıyıcı bireylerde genellikle hafif kansızlık dışında bir belirti görülmezken, hasta bireylerde yaşam boyu süren ağır kansızlık gelişmektedir.

Beta Talasemide Taşıyıcılık ve Hastalık Ayrımı

İnsan genetiğinde her özellik için biri anneden diğeri babadan gelen iki gen bulunur. Beta talasemi özelinde klinik tablo, bu genlerin durumuna göre şekillenir:

  • Normal Durum: Anne ve babadan geçen globin genlerinin her ikisi de sağlıklıysa çocuk normal doğar.
  • Talasemi Taşıyıcılığı: Genlerden biri değişikliğe uğramışsa çocuk taşıyıcı olur. Bu durumda sadece ılımlı bir kansızlık görülür.
  • Talasemi Hastalığı: Her iki gen de değişikliğe uğramışsa çocuk hasta olarak doğar. Bu durumda sarılık, solukluk, dalak büyüklüğü ve düzenli kan transfüzyonu gerektiren ağır bir tablo oluşur.

Beta Talasemide Genetik Geçiş Oranları

Beta talaseminin nesilden nesile aktarımı belirli genetik olasılıklar çerçevesinde gerçekleşir. Bu olasılıklar, ebeveynlerin taşıyıcılık durumuna göre şu şekilde özetlenebilir:

Ebeveyn DurumuÇocukların Sağlıklı Olma RiskiÇocukların Taşıyıcı Olma RiskiÇocukların Hasta Olma Riski
Bir Taşıyıcı + Bir Normal%50%50%0
İki Taşıyıcı%25%50%25

Önemli Not: İki taşıyıcının evlenmesi durumunda, her gebelikte çocuğun %25 ihtimalle hasta doğma riski vardır. Bu çiftlerin evlilik öncesi tetkiklerini yaptırmaları ve mutlaka bir hematoloji uzmanı ile görüşmeleri hayati önem taşır. Alınacak tıbbi önlemlerle risk bertaraf edilerek sağlıklı çocuk sahibi olunabilir.

Talasemi Taşıyıcılığı ve Hastalığı Nasıl Saptanır?

Talasemi teşhisinde laboratuvar incelemeleri belirleyicidir. Taşıyıcı bireylerde tam kan sayımında hafif kansızlık görülür ve bu durum demir tedavisine yanıt vermez. Tanı süreci şu adımları kapsar:

  1. Tam Kan Sayımı: Kansızlık derecesinin ve hücre boyutlarının ölçülmesi.
  2. Hemoglobin Elektroforezi: Hemoglobin tiplerinin ayrıştırılması.
  3. Aile Taraması: Anne ve babanın kan sayımı değerlerinin incelenmesi.
  4. Genetik İnceleme: Gerektiğinde genetik bozukluğun tipini belirlemek için yapılan ileri tetkikler.

Beta Talasemi Tedavi Yöntemleri

Ağır beta talasemi hastalarında, her iki genetik zincir de bozuk olduğu için ömür boyu her 3-4 haftada bir kan transfüzyonu yapılması zorunludur. Ancak sürekli kan verilmesi, vücutta demir birikimine yol açar. Bu birikim kalp, karaciğer ve endokrin organları etkileyerek şu komplikasyonlara neden olabilir:

  • Kalp yetmezliği ve siroz,
  • Şeker hastalığı (diyabet),
  • Büyüme geriliği ve hormonal yetersizlikler.

Bu komplikasyonları önlemek amacıyla hastaların düzenli olarak demir atıcı (şelatör) ilaçlar kullanması gerekir. Hastalığı tamamen ortadan kaldırabilen tek yöntem ise kemik iliği naklidir. Özellikle demir birikiminin henüz yoğunlaşmadığı erken çocukluk döneminde, sağlıklı kardeşten yapılan nakillerde başarı oranı yüksektir. Ancak uygun doku tipine sahip kardeş verici bulma ihtimali yaklaşık 1/4 oranındadır.

Sonuç olarak talasemi, hem hasta hem de aile için yönetilmesi zor bir süreçtir. Tedavinin aksatılması yaşam kalitesini ve süresini ciddi şekilde etkiler. Bu nedenle en etkili yaklaşım, evlilik öncesi taramalarla taşıyıcıların belirlenmesi ve sağlıklı çocuk sahibi olmaları için gerekli önlemlerin alınmasıdır.

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Fatih Demircioğlu

Doç. Dr. Fatih Demircioğlu

Doç. Dr. Fatih Demircioğlu, 1998 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne başladı. 2005 yılında mezun olduktan sonra Gazi Üniversitesi'nde Dahili Tıp Bilimleri-Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı'nda uzmanlık eğitimini,2005-2010 yılları arasında asistanlığını tamamlayarak, Radyasyon Onkoloji Uzmanı oldu. Daha sonra 2010-2013 yılları arasında Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde mecburi hizmetini tamamladı.2013-2023 yılları arasında Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışmalarını sürdürdü. Bu arada 2021 yılında doçentliğini aldı.2023 yılı Temmuz ayından itibaren İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümünde görev yapmaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.