Doktorsitesi.com

Akciğer Kanserinin Cerrahi Tedavisi

Prof. Dr. Gökhan Yuncu
Prof. Dr. Gökhan Yuncu
17 Mayıs 2017286 görüntülenme
Randevu Al
  • Cerrahi müdahale, özellikle Evre I ve Evre II akciğer kanseri hastalarında tümörün tamamen temizlenmesini sağlayan en kritik tedavi yöntemidir.
  • Ameliyat kararı verilirken hastanın genel sağlık durumu, kalp rezervi ve operasyon sonrası yeterli solunum kapasitesine sahip olup olmayacağı titizlikle değerlendirilir.
  • İleri evre vakalarda neoadjuvan tedavi ile tümör küçültülerek cerrahi şansı yaratılabilirken, seçilmiş Evre IV vakalarda tekli metastazların cerrahiyle çıkarılması mümkündür.
Akciğer Kanserinin Cerrahi Tedavisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Akciğer Kanseri Tedavisinde Cerrahinin Rolü

Cerrahi tedavi, erken evre akciğer kanserinde hastaya tamamen iyileşme şansı tanıyan en kritik tedavi seçeneğidir. Hastalığın teşhis edilmesinin ardından gerçekleştirilen evreleme süreci, kanserin yayılım düzeyini belirleyerek hangi tedavi yönteminin uygulanacağına dair yol haritası oluşturur. Bu süreçte temel amaç, tümörün cerrahi müdahale ile tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağını saptamaktır.

Evreleme ve Cerrahi Karar Mekanizması

Akciğer kanserinde sağ kalım tahminleri ve tedavi planlaması doğrudan hastalığın evresine bağlıdır. Evre I ve Evre II tümörlerde, cerrahi müdahale genellikle ilk ve doğrudan tercih edilen yöntemdir. Tümörün cerrahi olarak çıkarılmasına karar verildikten sonra, hastanın bu kompleks operasyonu kaldırıp kaldıramayacağını belirlemek amacıyla kapsamlı testler uygulanır.

Operasyon kararı verilirken hastanın genel sağlık durumu titizlikle incelenir. Sadece yaş faktörü, ameliyat için tek başına bir engel teşkil etmemektedir. Hastanın cerrahiye uygunluğu için şu kriterler göz önünde bulundurulur:

  • Hastanın ameliyatı engelleyecek düzeyde ağır bir ek hastalığının olmaması.
  • Akciğer rezervi (solunum kapasitesi) ve kalp rezervinin yeterli düzeyde olması.
  • Cerrahiden beklenen yararın, olası risklerden daha ağır basması.

Solunum Kapasitesi ve Akciğer Fonksiyon Testleri

Akciğer fonksiyon testleri, tümörle birlikte çıkarılacak dokudan sonra geriye kalan akciğerin yeterli olup olmayacağını belirlemek için kullanılır. Bu testler aynı zamanda ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyon risklerini minimize etmeye yardımcı olur. Solunum kapasitesi sınırda olan hastalarda cerrahi seçenek hemen elenmez; süreci zorlamak adına aşağıdaki ek testlere başvurulur:

  1. Kantitatif Perfüzyon Sintigrafisi
  2. Egzersiz Testleri

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri ve Rezeksiyon

Uzak metastaz yapmamış her Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri olgusu, potansiyel bir cerrahi adayı olarak değerlendirilmelidir. Akciğer kanserlerinin yaklaşık %30'u akciğerle sınırlı kalmaktadır. Bu noktada uygulanan akciğer rezeksiyonu, tümör içeren dokunun (ideal olarak bir lobun) cerrahiyle çıkarılması işlemidir.

EvreTemel Tedavi Yaklaşımı
Evre I ve IIDoğrudan Akciğer Rezeksiyonu (Cerrahi)
Evre IIIANeoadjuvan Tedavi sonrası değerlendirme
Evre IVGenellikle cerrahi dışı yöntemler (İstisnalar hariç)

İleri Evrelerde Cerrahi Şansı: Neoadjuvan Tedavi

Evre IIIA veya IIIB aşamasında olan hastalarda birincil tedavi seçeneği genellikle doğrudan rezeksiyon değildir. Özellikle Evre IIIA'da, tümörü küçültmek ve evreyi geriletmek amacıyla neoadjuvan tedavi tercih edilir. Ameliyat öncesi uygulanan kısa süreli kemoterapi sonrası hasta yeniden değerlendirilir. Eğer evrede küçülme saptanırsa, hastaya cerrahi müdahale ile kür (tam iyileşme) şansı verilir.

Metastatik (Evre IV) Kanserde Özel Durumlar

Evre IV kanserler, vücudun uzak bölgelerine sıçrama yapmış vakalar olduğu için genellikle cerrahi tedavi kapsamı dışında tutulur. Ancak çok nadir ve seçilmiş durumlarda cerrahi bir seçenek olabilir. Örneğin; beyinde veya böbrek üstü bezinde tek metastaz bulunan hastalarda, hem akciğerdeki ana tümör hem de metastaz yapan bölge cerrahi olarak tedavi edilebilmektedir.

Etiketler

Akciğer kanseri tedavisiAkciğer kanseri cerrahisiAkciğer kanseri risk faktörleriAkciğer kanseri evreleriAkciğer kanseri cerrahi tedavisiGöğüs cerrahi operasyonlarıGöğüs cerrahıGöğüs cerrahisi genel bilgilerGöğüs cerrahisi süreciGöğüs cerrahisiAkciğer kanseriGöğüs cerrahi uzmanıGöğüs cerrahisi uzmanı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Gökhan Yuncu

Prof. Dr. Gökhan Yuncu

Prof.Dr.Gökhan Yuncu, 1962 yılında İzmir’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini (İzmir Atatürk Lisesi) İzmir’de tamamladı. 1985 yılında Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesinden (İlk 3 yıl Hacettepe Üniversitesi) mezun oldu. 1985-1987 yılları arasında, Ordu-Fatsa Duayeri Sağlık Ocağı’nda mecburi hizmetini yaptı. 1991 yılında İzmir (Suat Seren) Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ihtisasımı tamamlayıp,  aynı hastanede 1 yıllık mecburi hizmet görevini yerine getirdikten sonra uzman olarak çalışmaya devam etti. 1998 ile 2004 yılları arasında, Şef Yardımcısı ve Şef Vekili olarak çalıştı.
2005 yılında, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi AD’da Yard.Doçent Doktor kadrosunda çalışmaya başladı. 2007 yılında Doçent ünvanını aldı. Ocak 2013 de profesörlüğe atandı. 2008 yılından beri Göğüs Cerrahisi AD başkanlığını da üstlendi. 2014 yılında Liv Hospital Ulus (İstanbul) Hastanesi’nde çalışmaya başladı. 2016-2018 yıllarında İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi A.D. öğretim üyeliği ve göğüs cerrahi Anabilim Dalı başkanlığı da yaptı. 2018 – 2020 arası İzmir Kent Hastanesi Göğüs Cerrahisi uzmanı olarak çalıştı. 24 Ocak 2020 yılından itibaren Talatpaşa Bulvarı No:21/3 Alsancak/İzmir adresindeki Muayenehane’sinde hizmet vermeye başladı. 2000 ile 2002 tarihlerinde Türk Göğüs Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, 2003’de Türk Göğüs Cerrahisi Derneği İzmir Şubesi kurucu üyeliği, 2005- 2007 tarihlerinde Türk Göğüs Cerrahisi Derneği İzmir Şube Başkanlığı, 2010-2011 Türk Göğüs Cerrahisi Derneği Yeterlilik Kurulu Üyeliği, 2003 yılında Akciğer Kanser Derneği kurucu üyeliği gibi meslek kuruluşlarında görevler aldı.

 <

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.