Doktorsitesi.com

AKCİĞER KANSERİ TANI ve TEDAVİSİNE YAKLAŞIM

Prof. Dr. Mustafa Benekli
Prof. Dr. Mustafa Benekli
30 Ocak 2019384 görüntülenme
Randevu Al
AKCİĞER KANSERİ TANI ve TEDAVİSİNE YAKLAŞIM
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Nedir?

Akciğer kanseri, biyolojik özelliklerine ve hücre yapısına göre iki ana türe ayrılmaktadır. Tüm vakaların yaklaşık %85'ini oluşturan en yaygın tür küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) iken, geri kalan %15'lik kesimi küçük hücreli akciğer kanseri oluşturur. Bu iki türün tedavi yaklaşımları ve hastalığın seyri (prognozu) birbirinden önemli ölçüde farklılık göstermektedir.

Türkiye’de KHDAK Görülme Sıklığı ve Risk Faktörleri

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, ülkemizde en sık görülen kanser türü olma özelliğini taşımaktadır. İstatistiksel verilere göre Türkiye'de her 100.000 nüfusta erkeklerde 59, kadınlarda ise 10 vaka görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu veriler ışığında her yıl yaklaşık 27.000 yeni hasta teşhisi beklenmektedir.

Hastalığın alt grupları incelendiğinde en sık karşılaşılan tipler şunlardır:

  • Yassı hücreli (skuamöz) tip
  • Adenokarsinom tipi
  • Büyük hücreli tip

Bu hastalığın gelişimindeki en temel ve en önemli risk faktörü ise sigara kullanımı olarak tanımlanmaktadır.

Tanı ve Evreleme Süreçleri

Akciğer kanseri şüphesi doğduğunda, hastalar genellikle akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi (BT) veya PET tomografi ile değerlendirilir. Ancak kesin teşhisin konulabilmesi için mutlaka biyopsi ile patolojik doğrulama yapılması gereklidir. Bu süreçte genellikle bronkoskopi yöntemi tercih edilmektedir.

Hastalığın evresini belirlemede standart ve ilk tercih edilen yöntem PET-BT'dir. Son yıllarda önemi artan Endobronşial Ultrasonografi (EBUS), fiberoptik bronkoskopinin ulaşamadığı alanlardaki lezyonların ve lenf nodlarının görüntülenmesini sağlar. EBUS rehberliğinde yapılan iğne aspirasyonu, özellikle mediastinal evreleme amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır.

Akciğer Kanseri Taraması ve Erken Teşhisin Önemi

Ulusal Akciğer Kanseri Tarama Çalışması (NSLT), düşük doz BT’nin taramadaki etkinliğini kanıtlayan en kapsamlı araştırmadır. Bu çalışma, yüksek riskli bireylerde yıllık taramanın akciğer kanserine bağlı ölümleri %20 oranında azalttığını göstermiştir.

Tarama KriterleriDetaylar
Yaş Aralığı55 - 74 yaş
Sigara Öyküsü30 paket/yıl ve üzeri
YöntemYıllık düşük doz BT
DurumHalen içenler veya bırakmış olanlar

İleri Evre KHDAK Tedavi Yaklaşımları

Hastaların yaklaşık yarısı tanı anında evre IIIB veya evre IV (ileri evre) aşamasındadır. Erken evrelerde (Evre I-II) cerrahi müdahale standartken, lokal ileri evrelerde (Evre IIIA-IIIB) genellikle eşzamanlı kemoradyoterapi tercih edilir. İleri evre vakalarda ise temel yaklaşım kemoterapidir.

Bireyselleştirilmiş Tedavi ve Genetik Mutasyonlar

Tedavi kararı verilirken hastanın yaşı, performans durumu ve eşlik eden hastalıkları (diyabet, kalp sorunları vb.) titizlikle incelenmelidir. Özellikle yassı hücreli olmayan tiplerde, acil bir durum yoksa moleküler genetik testlerin sonuçları beklenmelidir. Tedavi seçiminde kritik rol oynayan belirteçler şunlardır:

  • EGFR Mutasyonu: Hastaların yaklaşık %15'inde görülür; erlotinib, gefitinib ve afatinib gibi ilaçlar kullanılır.
  • ALK Rearanjmanı: Hastaların %5'inde görülür; crizotinib gibi akıllı moleküller tercih edilir.

Kemoterapi ve İdame Tedavisi

Metastatik KHDAK tedavisinde sisplatin temelli kemoterapilerin sağkalım avantajı sağladığı kanıtlanmıştır. Güncel rehberler, iki ilaçtan oluşan rejimlerin 6 siklustan fazla verilmemesini önermektedir. 4 kür sonunda stabilite sağlanan hastalarda, histolojiye uygun olarak erlotinib, dosetaksel veya pemetrekset ile idame tedavisi düşünülebilir.

İmmünoterapi: Bağışıklık Sistemi ile Mücadele

Son yıllarda popülerlik kazanan immünolojik tedaviler, hastanın kendi bağışıklık sistemini kansere karşı güçlendirmeyi hedefler. Nivolumab ve pembrolizumab gibi anti-PD1 ilaçlar, ikinci basamak tedavide dünya standardı haline gelmiştir.

Ekim 2016'da FDA, pembrolizumabın kemoterapi almamış uygun hastaların birinci basamak tedavisinde kullanımını onaylamıştır. Ancak, Aralık 2016 itibarıyla bu ilaçların Türkiye'de akciğer kanseri tedavisinde kullanımı henüz ruhsatlı ve onaylı değildir.

Etiketler

Akciğer kanseri nedeniAkciğer kanseri tanısıAkciğer kanseri teşhisiKanserAkciğer kanseri

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mustafa Benekli

Prof. Dr. Mustafa Benekli

Prof. Dr. Mustafa BENEKLİ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi (İngilizce) Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1992 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, 1997 yılında tamamlayarak Dahiliye - İç Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 

Uzmanlık eğitimi sonrasında 1999 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek, 1999-2001 yılları arasında Roswell Park Cancer Institute, Buffalo, New York’ta Klinik Tıbbi Onkoloji yan dal ihtisası yapmış olan Prof. Dr. Mustafa BENEKLİ, 2001 yılında Tıbbi Onkoloji Uzmanı olmuş, 2001-2002 yılları arasında Kök Hücre ve Kemik İliği Transplantasyonu üst ihtisasını da aynı hastanede yaptıktan sonra çalışmalarına 2003 yılına kadar ABD’de devam etmiştir. 2003 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak göreve başlamış 2004 yılında ''Doçent'' 2009 yılında ''Profesör'' unvanlarının sahibi olmuştur.

2012-2013 Yılları arasında Gazi Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği yapmış, 2014-2016 yılları arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan vekilliği görevlerinde bulunmuş, 2012-2016 yılları arasında Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Mustafa BENEKLİ, mesleki çalışmalarına şu an Ankara'da bulunan özel muayenehanesi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.