Doktorsitesi.com

Ailesel Meme Kanseri

Prof. Dr. Mustafa  Şehsuvar Gökgöz
Prof. Dr. Mustafa Şehsuvar Gökgöz
19 Aralık 2022178 görüntülenme
Randevu Al
Pek çok kadının aile öyküsünde kan bağı olan bir akrabasının meme kanseri öyküsü olabilir. Bunların çoğu sadece rastlantısal bir durumdur. Bazı nadir kadınların ise, anne veya baba tarafı olmak üzere aynı kan bağı kolundan birden çok meme kanseri olan yakını olabilir. Bu durumda, ailenin kadınlarının, uzun dönemde meme kanserine yola açan bozuk bir geni taşıması olasıdır. Ailesel meme kanseri denilen bu durum tüm meme kanserleri arasında ancak yüzde beş kadarından sorumludur. Bu bozuk geni taşıyan ailelerin tüm kadınlarının kan testleri ile mevcut risklerinin değerlendirilmesi koruyucu hekimlik açısından önemlidir.
Ailesel Meme Kanseri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ailesel Meme Kanseri Nedir ve Ne Kadar Yaygındır?

Birçok kadının aile öyküsünde, kan bağı bulunan bir akrabasında meme kanseri görülmesi oldukça yaygın bir durumdur. Ancak bu vakaların büyük bir çoğunluğu tamamen rastlantısal faktörlere dayanmaktadır. Ailesel meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yalnızca yüzde beşlik bir kısmını oluşturmaktadır.

Bazı nadir durumlarda, anne veya baba tarafındaki aynı kan bağı kolunda birden fazla meme kanseri vakasına rastlanabilir. Bu tablo, ailenin kadın üyelerinin uzun dönemde kansere yol açabilecek bozuk bir geni taşıma ihtimalini gündeme getirir. Bu bozuk geni taşıyan ailelerde, tüm kadınların kan testleri aracılığıyla mevcut risklerinin değerlendirilmesi, koruyucu hekimlik açısından kritik bir öneme sahiptir.

Genetik Yatkınlık Belirtileri: Hangi Durumlarda Şüphelenilmeli?

Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan her kadın, doğrudan ailesel meme kanseri grubuna dahil edilmez. Belirli kriterlerin varlığı, genetik bir yatkınlığın habercisi olabilir. Aşağıdaki durumlar, ailesel meme kanseri ihtimalini güçlü bir şekilde akla getirmelidir:

  • Soy ağacının aynı kolunda birden fazla meme ve yumurtalık kanseri vakası bulunması,
  • Aile bireylerine 40 yaşından önce meme kanseri tanısı konulmuş olması,
  • Ailedeki erkek bireylerde meme kanseri görülmesi.

BRCA1 ve BRCA2 Genlerinin Rolü ve Risk Oranları

Sık meme kanseri görülen ailelerde, bu durumun temel nedeninin bazı genlerdeki bozukluklar olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Günümüzde klinik uygulamalarda, meme kanseri riskini artıran gen bozukluklarından ikisi tam olarak tanımlanmış durumdadır. Hastaların BRCA1 ve BRCA2 genlerinin incelenmesi, genetik riskin belirlenmesinde en etkili yöntemdir.

Bu genlerin pozitif çıkması, kişinin mutlaka kanser olacağı anlamına gelmez; ancak risk oranlarını ciddi şekilde artırır. BRCA1 veya BRCA2 genlerinden birinin bozuk olduğunun saptanması durumunda, hastanın yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski yüzde seksen beştir. Bozuk geni taşıyan kadınların yarısı, henüz 50 yaşına gelmeden meme kanseri ile karşı karşıya kalmaktadır.

Genetik Test Süreci ve Koruyucu Yaklaşımlar

Genetik test süreci, öncelikle meme kanseri tanısı konmuş ve bu durumun "ailesel" olabileceğinden şüphelenilen kişilere uygulanmalıdır. Eğer bu kişide test sonucu pozitif çıkarsa, yani ailede genetik bir yatkınlık saptanırsa, ailenin diğer tüm kadın üyeleri de bu testlerle incelenmelidir. Test sonuçlarına göre risk dağılımı şu şekilde değerlendirilir:

Test SonucuRisk Durumu
BRCA1/BRCA2 NegatifToplumla aynı (standart) risk düzeyi
BRCA1/BRCA2 PozitifYüksek risk düzeyi

Ailesel meme kanseri riski taşıdığı belirlenen kadınların, daha yoğun meme takipleri ve meme kanserini önleyici tedavi seçenekleri hakkında uzmanlar tarafından mutlaka detaylı şekilde aydınlatılması gerekmektedir.

Etiketler

Memekanseri

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mustafa  Şehsuvar Gökgöz

Prof. Dr. Mustafa Şehsuvar Gökgöz

Prof. Dr. Mustafa Şehsuvar GÖKGÖZ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1988 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, 1988 - 1994 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayarak Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur.

1994 - 2003 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ''Öğretim Görevlisi, Yardımcı Doçent Doktor ve Doçent Doktor'' unvanları ile görev almış olan Prof. Dr. Mustafa Şehsuvat GÖKGÖZ, 2003 - 2005 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Doçent Doktor ve Profesör Doktor unvanları ile hasta kabulü yapmıştır.

1996 yılında Cambridge Üniversitesi Addenbrooke’s Hastanesinde Plastik Cerrahi Fellow, 1997 yılında Philadelphia Thomas Jefferson Üniversitesi’nde Kolon ve Rektum Cerrahisi Bölümünde Visiting Fellow, 2000 yılında Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrin Cerrahi Bölümünde Research Fellow, 2006 yılında Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkolojik Cerrahi Meme Ünitesi Visiting Proffesor, olarak eğitimlerini tamamlamış olan Prof. Dr. Mustafa Şehsuvar GÖKGÖZ, mesleki çalışmalarına Bursa'da bulunan özel muayenehanesi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.