Ağız Kanserleri
- Ağız kanserleri tüm kanser türlerinin %2 ile %4'ünü oluştururken, erken teşhis için ağızda 3 haftadan uzun süren iyileşmeyen yaralara ve sertliklere karşı dikkatli olunmalıdır.
- Tanı sürecinde biyopsi ve ileri görüntüleme teknikleri kullanılırken, MR çekimi öncesinde metal destekli protezlerin ve amalgam dolguların sökülmesi görüntü kalitesi ve hasta güvenliği açısından gereklidir.
- Kanser tedavisi öncesinde ağız sağlığı optimize edilmelidir; çünkü tedavi sırasında yapılan diş çekimleri veya bisfosfonat kullanımı çene kemiği kaybı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Ağız Kanserleri: Genel Bakış ve Görülme Sıklığı
Baş ve boyun bölgesinde meydana gelen kanser vakalarının yaklaşık 1/3’ü boğaz bölgesinde, 2/3’ü ise ağız boşluğu ve çenelerde gözlenmektedir. Tüm kanser türleri genelinde incelendiğinde, ağız kanserlerinin görülme oranı %2 ile %4 arasında değişmektedir. Erken teşhisin hayati önem taşıdığı bu hastalık grubunda, belirtilerin doğru analiz edilmesi tedavi başarısını doğrudan etkiler.
Ağız Kanseri Nedenleri ve Risk Faktörleri
Ağız kanserlerinin gelişiminde hem çevresel faktörler hem de genetik yatkınlıklar önemli rol oynamaktadır. Başlıca risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:
- Tütün ve Alkol Kullanımı: Sigara, alkol (ayrı ayrı veya birlikte kullanım) ve tütün çiğneme alışkanlığı.
- Kronik Tahrişler: Hatalı yapılmış eski dolgular, uyumsuz protezler, sürekli dil, dudak veya yanak ısırma alışkanlığı.
- Viral Enfeksiyonlar: HPV (Human Papilloma Virus) varlığı.
- Genetik Faktörler: P27 geninde bulunan W genotipi.
Belirtiler ve Erken Tanının Önemi
Kanser vakalarında erken tanı, yaşam süresi ve kalitesi açısından belirleyicidir. Örneğin, lösemi hastalığının ilk belirtileri sıklıkla ağız içerisinde ortaya çıkar. Ağızda sebebi ortadan kaldırılmasına rağmen 3 hafta boyunca geçmeyen kırmızı ve beyaz yaralar, şişlikler, lekeler veya çatlaklar, ağız kanserinin ya da vücudun başka bir bölgesindeki kanserin habercisi olabilir.
Dil kanseri vakalarında genellikle şiddetli acı, dilde anormal sertlik ve bükülmezlik gözlenir. Bu duruma konuşma ve yutkunma zorluğu ile dilde uyuşukluk hissi eşlik edebilir. Ağızdaki yaralar; aft veya protez vuruğu ile karıştırılmamalıdır. Eğer bir yara 2-3 hafta içerisinde iyileşmiyorsa, mutlaka bir diş hekimine başvurulmalıdır.
Tanı Yöntemleri ve Radyolojik Tetkikler
Kesin tanı koyabilmek adına şüpheli dokudan biyopsi alınması temel kuraldır. Bunun yanı sıra hastalığın yayılımını ve derinliğini anlamak için BT (Bilgisayarlı Tomografi) ve MR (Manyetik Rezonans) gibi ileri görüntüleme tekniklerine başvurulur. Standart diş hekimliği cihazlarının yetersiz kaldığı durumlarda, geniş alan kontrolü için bu radyolojik tetkikler kritiktir.
Görüntüleme sırasında yumuşak dokuların ve damarların netleşmesi için ilaç (kontrast madde) enjekte edilebilir:
| Tetkik Türü | Kullanılan Madde | Dikkat Edilmesi Gerekenler |
|---|---|---|
| BT (Tomografi) | İyot | Alerji riski ve böbrek yoluyla atılım |
| MR (Emar) | Gadolinyum | Alerji riski ve böbrek yoluyla atılım |
MR Çekiminde Metal ve İmplant Kullanımı
MR çekimi sırasında vücuttaki metaller görüntü kalitesini bozabilir veya hayati risk oluşturabilir. Özellikle kalp pili veya sabit ortopedik protezi olan hastalar titizlikle değerlendirilmelidir. Diş hekimliği uygulamaları açısından durum şöyledir:
- Dental İmplantlar: Titanyumdan yapıldıkları için sayıca azlarsa genellikle büyük sorun yaratmazlar. Ancak yeni yerleştirilmiş (ilk 4-5 ay) implantlarda kemikte yanma veya implant kaybı riski oluşabilir.
- Protez ve Dolgular: Metal destekli köprüler, kaplamalar ve amalgam dolgular MR öncesi mutlaka sökülmelidir.
- Tam Porselenler: Metal içermeseler de sayıca fazlalıkları görüntü kalitesini etkileyebilir.
Kanser Tedavisi Öncesi ve Sonrası Diş Hekimi Kontrolü
Kanser teşhisi alan hastalar, Kemoterapi (KT) ve Radyoterapi (RT) seanslarına başlamadan önce mutlaka diş hekimi muayenesinden geçmelidir. Tedavi süreci başladıktan sonra diş çekimi yapılması mümkün değildir. Ayrıca bu süreçte tükürük azalmasına bağlı ağız kuruluğu ve hızlı ilerleyen diş çürükleri görülebilir.
Bisfosfonat Kullanımı ve Riskler: Kanser tedavisinde veya kemik erimesinde kullanılan bisfosfonatlar, diş çekimi yapılması durumunda kemik ölümüne (osteonekroz) ve çene kaybına yol açabilir. Bu nedenle tedavi öncesinde radikal çözümlerle (gerekirse diş çekimi) ağız ortamı sağlıklı hale getirilmelidir. Tedavi sonrasında da yaşam kalitesini korumak adına düzenli kontroller aksatılmamalıdır.




