Doktorsitesi.com

“açıklanamayan kısırlık” neden açıklanamıyor?

Prof. Dr. Selman Laçin
Prof. Dr. Selman Laçin
16 Mart 2015296 görüntülenme
Randevu Al
  • Açıklanamayan kısırlık, rutin testlerin normal çıkmasına rağmen gebeliğin oluşmadığı durumları kapsar ve kısırlık vakalarının %10-20'sini oluşturur.
  • Mevcut tıbbi testler biyolojik sürecin sadece yüzeysel kısmını inceleyebildiği için mikro düzeydeki döllenme ve tutunma sorunları henüz tam olarak tespit edilememektedir.
  • Güncel yaklaşımlar, özellikle ileri yaşlarda aşılama yönteminde ısrar etmek yerine doğrudan tüp bebek tedavisine geçmenin daha ekonomik ve başarılı sonuçlar verebileceğini göstermektedir.
“açıklanamayan kısırlık” neden açıklanamıyor?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Açıklanamayan Kısırlık: Görünürde Sorun Yokken Neden Gebelik Oluşmaz?

Çocuk sahibi olmaya karar verip belirli bir sürenin sonunda beklenen haberi alamadığınızda uzman bir hekime başvurursunuz. Yapılan muayeneler, tahliller ve filmler sonucunda somut bir sorun saptanmayabilir. Sperm analizi, rahim filmi, hormon tahlilleri ve adet düzeni tamamen normal sınırlarda olmasına rağmen gebelik gerçekleşmeyebilir. Bu durum, tıp literatüründe kısırlık vakalarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

İstatistiksel verilere göre, korunmasız geçen bir yılın sonunda çiftlerin yaklaşık %15'i gebelik elde edememektedir. Yapılan araştırmalarda, gösterilebilir hiçbir problemi olmayan yani açıklanamayan kısırlık tanısı alan çiftler, bebek isteyen grubun %10-20'sini oluşturmaktadır.

Yaşamın Başlangıcındaki Karmaşık Süreçler

Tıbbın ve biyolojinin mevcut gelişmişlik düzeyine rağmen, yaşamın başlangıcı halen tam olarak aydınlatılamamış pek çok gizem barındırmaktadır. Günümüzde yapılan rutin testler (rahim filmi, sperm tahlili, hormon düzeyleri vb.) aslında biyolojik sürecin sadece yüzeysel bir kısmını inceleyebilmektedir.

Gebelik oluşumu sırasında yanıt bekleyen bazı karmaşık sorular şunlardır:

  • Spermler rahim kanallarından geçerek yumurtayı nasıl buluyor ve yüzeyine nasıl tutunuyor?
  • Yumurta zarı, bir sperm içeri girdikten sonra diğerlerini engellemek için nasıl farklılaşıyor?
  • Genetik materyal nasıl aktive oluyor ve kromozomlar birbirini nasıl bulup birleşiyor?
  • Embriyo, rahim içerisindeki dokuya hangi mekanizmalarla tutunuyor?

Klinik rutin içerisinde bu mikro düzeydeki basamakları araştıracak şartlar henüz mevcut değildir. Bu karmaşık süreçler tam olarak yanıtlanamadığı için, modern tıp bazı durumlarda çiftlere "açıklanamayan kısırlık" tanısı koymaktadır.

Gelecekte Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Önümüzdeki yıllarda yapılacak araştırmalar sayesinde, bugün açıklanamayan durumlar daha net ifade edilebilecektir. Belki de gelecekte çiftlere, yumurta veya sperm yüzeyindeki tutunma proteinlerinin yetersizliği gibi spesifik teşhisler konulabilecektir. Bu tür detaylı teşhisler, doğrudan mikroenjeksiyon gibi nokta atışı tedavilere yönlendirme yapılmasını sağlayacaktır.

Güncel Tedavi Yaklaşımları ve Tüp Bebek

Günümüzde tüp bebek laboratuvarlarında yapılan işlem, temel olarak sperm ve yumurtayı kontrollü bir ortamda bir araya getirmektir. Tedavi yöntemleri genel olarak ikiye ayrılır:

YöntemUygulama Şekli
Klasik Tüp Bebek (IVF)Sperm ve yumurtanın yan yana konularak döllenmenin beklenmesi.
Mikroenjeksiyon (ICSI)Tek bir spermin doğrudan yumurtanın içerisine enjekte edilmesi.

Aşılama mı, Tüp Bebek mi?

Açıklanamayan kısırlık tanısı alan çiftler için geleneksel yaklaşım, öncelikle birkaç kez aşılama (inseminasyon) yapılması, sonuç alınamazsa tüp bebek tedavisine geçilmesidir. Türkiye'de SGK desteği ile tüp bebek raporu alabilmek için en az iki kez aşılama yapılması şartı aranmaktadır.

Ancak güncel bilimsel çalışmalar bu yaklaşımı sorgulamaktadır. Öne çıkan bulgular şunlardır:

  1. Eskiden 5-6 kez önerilen aşılama tedavisi, günümüzde en fazla 2 veya 3 kez önerilmektedir.
  2. Fertility & Sterility dergisinde yayınlanan çalışmalara göre, doğrudan tüp bebek tedavisine geçmek, aşılama sonrası tüp bebek yapmaya oranla daha ekonomik ve başarılı sonuçlar verebilmektedir.
  3. Süre uzadıkça (özellikle 5-6 yıldan sonra) aşılama tedavisinin başarı şansı azalmaktadır.
  4. Kadın yaşının 35'in üzerinde olduğu durumlarda beklemenin riskleri daha ciddiye alınmalıdır.

Sonuç olarak, çocuk sahibi olma sürecinde uzman bir Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi ile tüm olasılıkları değerlendirmek ve sabırla ilerlemek önem arz etmektedir.

Doç. Dr. Selman Laçin

Etiketler

Açıklanamayan kısırlıkKadın kısırlıkNeden gebelik oluşmuyor?Açıklanamayan kısırlık nedirAçıklanamayan kısırlık nasıl anlaşılırAçıklanamayan kısırlık ve tedavisiAçıklanamayan kısırlık hakkında

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Selman Laçin

Prof. Dr. Selman Laçin

1964 Ankara doğumlu olan Dr.Selman Laçin ilk ve orta öğrenimini Ankara ve İstanbul’da tamamladıktan sonra 1988 yılında GATA Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve 1996’da İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını almıştır. Yardımcı Doçent olarak başladığı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde 2002 yılında Doçent olan Dr.Selman Laçin İsveç Karolinska Enstitüsü Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde,Tel-Aviv Üniversitesi Yardımla Üreme Teknikleri ve Tüp Bebek Merkezinde ve Ankara GATA Tüp Bebek Merkezinde değişik sürelerde çalışmalarda bulunmuştur. Yurt dışı ve yurt içi bilimsel dergilerde yayınlanmış 80 adet makalesi ve çok sayıda bilimsel tebliği ve 4 adet kitap yazımında bilimsel katkısı bulunan Dr.Selman Laçin 2004 – 2007 yılları arasında İstanbul Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde çalışmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.