50 yaşından sonra değil, yaşam boyu kalsiyum !
50 yaşından sonra değil, yaşam boyu kalsiyum !

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz kemik yapısında bozulma ve zayıflama ile birlikte kemik kırılganlığında artış yaşanmasıdır. Kemik miktarımız 30 yaşına kadar artar, 30 yaşından sonra da azalmaya başlar.
50 yaş üzerinde bulunan her 3 kadın ve 8 erkekten birinde osteoporoz görülmektedir. Özellikle menopoz sonrası kadınlar kemik erimesi açısından daha büyük risk altındadır. Türkiye'de ise toplam 8 milyon kemik erimesi ( osteoporoz )hastası bulunmaktadır.
Kemiklerin güçlü olması denilince aklımıza ilk gelen mineral şüphesiz ki kalsiyumdur. Yeterli ve dengeli beslenme esaslarına göre yetişkin bir bireyin günlük kalsiyum ihtiyacı yaklaşık 1000 mg, çocukların ise 1200 mg 'dır.
Günlük kalsiyum gereksinmesini karşılamak aslında çok zor değil. 1 bardak süt, 1 kâse yoğurt, 1 kibrit kutusu peynir ve birazda yeşil yapraklı sebzeler tükettiğimiz zaman bu miktarı karşılamış oluyoruz.
Evet, 50 yaşından sonra osteoporoz riski artmaktadır. Bu durum da halk arasında osteoporozdan korunmak için sanki 50 yaşından sonra kalsiyum alımını artırmak gibi bir düşünce oluşturabilir. Fakat bu doğru değildir. Kemiklere yapılan yatırıma ne kadar erken başlanırsa, bu hastalığın görülme riskini azaltmak o kadar başarılı oluyor. Bu sebeple kalsiyum sadece risk artınca değil, yaşam boyu her gün beslenmemizde yer almalıdır.
Tabii ki günlük kalsiyum alımı kadar, bu mineralin emilmesi ve vücudumuz için yararlı hale gelmesi de çok önemli. Örneğin D vitamini kalsiyum emilimini etkileyen faktörlerdendir. Eğer ki D vitamini düzeyimiz düşükse kalsiyum emilimi azalır. Kalsiyumdan daha fazla yararlanmak için güneş ışığından uzak kalmayın. Cam arkasından değil, direk olarak güneş ışınlarını görecek şekilde yarım saat güneşe çıkın.
Ve mutlaka günlük beslenmenizde süt ve ürünlerini yeterlimiktarlarda tüketmeye özen gösterin.


Hatay Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!