Bir çocuğun yaşadığı koşullar ne kadar iyi ve elverişli olursa olsun, anne ve baba ne kadar ilgili ve eğitimli olursa olsun, 3 yaşından itibaren, ona ulaşmada ve yararlı olma konusunda sınırlılıklar başlayacaktır. 3 Yaşındaki çocuğu yaşıtlarıyla birlikte, uygun bir ortamda, gruba girerek, uzman eğiticilerin gözetiminde ilkokula hazırlamak gerekmektedir. Yapılan araştırmalar; temel öğrenimde, sosyal yaşamda, kişilik gelişiminde, temel bilgi ve becerilerin kazanılmasında okul öncesi eğitimin öneminin büyüklüğünü göstermiştir.

Bebeklik döneminde çocuğun eğitiminin ve bakımının anne tarafından yapılması en güzel ve uygun olan durumdur. Bu eğer mümkün değil ise ki günümüz şartlarında çalışan annelerin sayısı düşünülünce, başka farklı seçenekler gerekmektedir. Bebekliğin ilk döneminde özellikle kan bağı olan bir yakını ya da büyükanneler tarafından bakılması da güzel bir durumdur. Fakat bunun süresinin uzaması, yani sürekli büyükanne yanında bakım, aşırı hoşgörü ve hayır kelimesinin kullanılamaması nedeniyle, eğitimsel açıdan tehlikelidir. 0-3 Yaş döneminde bir kurumdan yararlanılacaksa eğer ki bu gerçek bir uzmanlık işidir; bu alanda görevli uzmanların olduğu bir kurum olması gerekir.

Yaşam koşulları nedeniyle bakıcıdan yararlanma seçeneği ise birçok eğitimsel yanlışı da beraberinde getirebilmektedir. Tabi ki sadece bu kadarda değil, olumsuz bakıcı vakalarının neler olabileceğini, tüm dünyada örneklerini ürpererek izliyoruz. Çocuğun taklit dönemi olması nedeniyle, model olarak kendisine bakan kimseyi alacağından, onun konuşmasını, davranışlarını, hatalarını, tarzını, taklit yoluyla kolayca öğrenecek, alacaktır.

Ülkemizde okul öncesi eğitim kurumları çeşitlilik göstermektedir. İki grupta değerlendirilebilir: Birinci grup eski adıyla Sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna bağlı, yeni bakanlık olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı açılmış olan Kreş ve Gündüz Bakımevleridir (çocuk evi). İkinci grup ise; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulları ve ilkokulların anasınıflarıdır.

Okul Öncesi Eğitimin amaç ve görevleri milli eğitimin genel amaçlarına ve ilkelerine uygun olarak,

1.Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak;

2.Onları ilköğretime hazırlamak;

3.Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak;

4.Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.

Anaokulu, bir çocuğun kurum olarak, ailesinin dışında ilk adım attığı yerdir. Yaşamın ilk yıllarında çocuk model olarak gördüğü anne ve babasıyla, kendisine tanınan olanak ve fırsatlarla, belli bir gelişim düzeyine ve psiko sosyal olgunluk düzeyine ulaşmıştır. Ancak bu gelişim düzeyi sınırlıdır. Bu nedenle çocuğun gelişim düzeyinin üzerine, katkıda bulunan ve bu geliştirme rolünü yaygınlaştıran kurum anaokuludur.

Okul öncesi eğitim kurumu olan anaokulu, çocuğun yaşıtlarıyla iletişime girdiği, en iyi oyun ortamı içerisinde, işbirliğini, kendi hakkını korumayı, paylaşmayı ve başkalarının haklarına saygılı olmayı öğrendiği bir yerdir. Anaokulu çocuğun öğrenmesine ilgi uyandıran, çocuğun yeteneklerinin ortaya çıkarılıp, geliştirilmesine yardımcı olan ve tüm bunları oyun ortamları içerisinde geliştiren bir kurumdur. Anaokulları programlarında; çocuk için yaşamda, iletişimde gerekli olan, sayı, renk, şekil, yön ve benzeri gibi kavram eğitimlerine yer verirler. Çocuklara kesme, yapıştırma, boyama, oyun hamurları gibi her gün değişen bir takım faaliyetlerle sanat etkinlikleri çalışmalarına yer verirler. Anadili etkinlikleri programlarında, hikâye öncesi etkinliklere, parmak oyunlarına, tekerlemelere, şiirlere ve bilmecelere, hikâye ya da kukla ya da dramatizasyon canlandırma ve hikâye sonrası etkinliklere yer verirler. Yine anaokulları eğitim programları içerisinde önemli gün ve haftaların eğitimine, fen ve matematik çalışmalarına, kavram eğitim programları çalışmalarına, müzik çalışmalarına, dinlendirici ve hareketli oyun çalışmalarına, birlikte yemek yeme etkinliğine, temizlik ve toplanma etkinliğine, uyku etkinliğine, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına yer verirler.

Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının çocuklar üzerindeki tüm yararları, sağladıkları, geliştirdiği nitelikler nedeniyle önemi büyüktür. Toplumsal işlevi bu kadar büyük olan anaokulları sadece çocuğa bakılan değil, onları eğiten, biçimlendiren çok önemli eğitim kurumlarıdır. İşte bu kurumların sadece ticari amaçla açılmaları, çocukların gelişimlerini olumsuz etkileyebilmektedir.

Okul öncesi eğitim kurumunun seçiminde, birçok etken dikkate alınmalıdır. Hijyenik ve sağlıklı mekânlar, nitelikli bir eğitim, mesleğini seven nitelikli öğretmenler, yöneticiler, asıl amacı sadece barındırmak değil, sağlığını koruyup gerekli eğitimi verilebilecek bilinçli ve uzman kişilerin olmasına dikkat edilmelidir. Sadece ticari amaçla açılmış olan kurumları anne baba anlayabilmelidir. Eğer çocuğa ve eğitimine ticari yaklaşılıyorsa, her şey parada bitiyorsa orada düşünmek gereklidir. Bilinçli veli ne beklediğini bilmelidir. Bazen yalnızca markaların satışı da olabilmektedir. Bazen iyi planlanmış donatılmış, çok iyi yönetilen uzman kişilerin çalıştığı bir devlet okulu, fazlaca ticari, belki markayı satan özel bir kurumdan daha iyi bir eğitim de verebilir. Bu nedenle okul öncesi eğitim kurumları her yönden değerlendirilmelidir. Anne ve baba, en değerli varlığını, çocuğunu teslim edeceği kişileri iyi seçmelidir. Bazen de ekonomik kaygılar nedeni ile yeter ki ucuz olsun düşüncesiyle, hiç uygun olmayan merkezlerden okul öncesi eğitim beklentisi içerisine girmektedirler. Kısaca okulun kalitesi, kaliteden ödün vermemesi çok önemlidir. Bu arada aşırı şova dönük ortam ve etkinliklerle, asıl amaç olan okul öncesi eğitimden uzak, hatta son amacın bu olduğu, tuzak kurumlara da dikkat etmek gereklidir.

Çocuğun aile ortamından ayrıldığı, yeni ilişkiler kuracağı bir döneme girdiği, yeni bilgiler edineceği yeni bir ortam olan anaokulu çocuğun dünyasında büyük bir yeniliktir. Anaokulu yepyeni bir dünyanın başlangıcı olması nedeniyle, çocuklarda bir takım farklı tavır ve davranışların oluşumuna sebep olur. Bir kısmı özel ilgi ve alakaya gereksinim duyarken, diğer bir kısmı daha kolay alışabilir.

Anne çalışsın ya da çalışmasın, evde bakıcı ya da büyükanne olsun ya da olmasın, ekonomik durum ne olursa olsun, her çocuğun temel eğitim kapsamında okul öncesi eğitime ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir gelişim için, çocuğun mutlaka 3-6 yaş arası bir okul öncesi eğitim kurumunda eğitim alması gereklidir. Temennimiz okul öncesi eğitimin de zorunlu eğitim kapsamına alınmasıdır. İster çocuk evi kreş, isterse anaokulu olsun, çocuğu eğiten bir kurum olmalıdır. Amaç, çocuğun iyi bir okul öncesi eğitim almasıdır. Tüm bu nedenlerden dolayı atılacak adımlarda titiz davranılmalı, iyi düşünerek karar verilmelidir. Okul Öncesi Eğitimde doğru adımlarla ilerlemek, çocuğunuzun geleceğine yön verecek, kişilik gelişiminde, zihinsel gelişiminde, sosyal gelişiminde, duygusal gelişiminde ve hatta fiziksel gelişiminde de yön verici ve belirleyici olacaktır.


İzmir Pedagoji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!