Meme Kanseri ile Lenfödemin İlişkisi Nedir?

Lenfödem, meme kanseri için yapılan cerrahi tedaviden sonra ortaya çıkan en sıkıntı verici komplikasyonlardan biridir. Koltukaltı bölgesindeki lenf akımının engellenmesi sonucu meydana gelir, kolun şişmesi, kolda rahatsızlık hissi ve anormal bir görüntüye sebep olur. Bu hastalığa yakalanan bir çok kadın, meme kanseriyle verdikleri savaşta lenfödemin kendilerini fiziksel ve duygusal olarak son derece olumsuz etkilediğini belirtmektedir.

Meme kanseri tedavisinden sonra lenfödemin görülme sıklığı yaklaşık % 25dir. Bu oran, cerrahi girişimin büyüklüğü, ameliyatın ardından geçen süre ve ışın tedavisi uygulanıp uygulanmamasına göre değişiklik gösterir. Genellikle, ameliyatı daha büyük olan, koltukaltından daha fazla lenf bezi çıkarılan ve ameliyatın ardından koltukaltına ışın tedavisi uygulanan hastalarda lenfödem gelişme riski daha fazladır. Lenfödem gelişen kadınların çoğunda bu hastalık ameliyattan sonra ilk dört yıl içinde ortaya çıkmaktadır.

Lenfödemin Sebebi Nedir?

Meme kanserinin tedavisinin ardından kolda gelişen lenfödeme sekonder (ikincil) lenfödem adı verilir. Normal lenf akımında bir kesinti olduğu için ortaya çıkar. Bu kesinti şu sebeplerle oluşabilir:

Ameliyatla koltukaltındaki lenf bezlerinin alınması

Kolda travma veya yaralanma

Ameliyattan sonra kolda böcek ısırması veya sıyırıklar sebebiyle oluşan infeksiyon

Lenf akımının tümör tarafından tıkanması

Koltukaltına ışın tedavisi uygulanması

Kollarında, meme ameliyatından uzun yıllar sonra lenfödem gelişen hastaların tümörün tekrar ortaya çıkma ihtimaline karşı araştırılması gerekir.

Lenfödemin Belirtileri Nelerdir?

Başlangıçta hastalar kollarında bir ağırlık ve rahatsızlık hissinden bahsederler. Bu evrede şişlik yumuşaktır ve geceleri genellikle geriler. Tipik olarak devamında şişlik sertleşir ve deri kurudur. Kol hareketleri kısıtlanabilir, kolda uyuşukluk ve sertleşme olabilir.

Lenfödemin Hasta Üzerindeki Etkisi Nedir?

Lenfödem, hayatı tehdit eden bir durum olmamasına karşın kişinin hayat tarzı ve kalitesi üzerinde büyük etkileri olabilir. Kozmetik görünüm genellikle vücut imajı ile ilgili endişelere sebep olur. Meme kanseri cerrahisinden sonra birçok kadın görünümüyle ilgili endişelere zaten kapılmıştır ve lenfödem bu algıyı daha da kötüleştirebilir. Anksiyete, depresyon, sosyal çekingenlik ve cinsel disfonksiyon gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Hastanın etkilenen kolunu kullanma kabiliyetinde azalma, özellikle de kol hastanın asıl kullandığı koluysa, hayat kalitesini olumsuz etkileyebilir. Lenfödem, doku iyileştirmesini geciktirebilir ve kronik ağrıya sebep olabilir. Bu yüzden, hastalığın ortaya çıkmasını engellemeye yönelik önlemlerin alınması ve ortaya çıktığında da erken tedavi edilmesi şiddetle önerilir.

Lenfödemi Engellemenin Yolları Nelerdir?

Lenfödemin önlenebilmesi için bir takım öneriler sunulmakla birlikte bu önlemlerin etkinliği hastadan hastaya değişkenlik göstermektedir. Erken tanı ve tedavi lenfödemin ilerlemesini engelleyebilir. Hastalar, ağrı veya şişlik başladığında derhal doktorlarına başvurmalı, belirtilerin kötüleşmesini beklememelidirler.

Alınabilecek bir takım önlemler şöyle sıralanabilir:

Etkilenen kola travma veya hasarı engelleyin. Bu kola enjeksiyon yapılmamalıdır. Mümkünse bu kolunuza hiçbir girişim yapılmasın.

Etkilenen kola olası baskıları engelleyin. Sıkı giysiler, kan basıncı ölçülmesi gibi lenf akışını azaltacak aktivitelerden kaçının.

Enfeksiyonu engellemeye çalışın. Cildinize ve tırnak bakımına özen gösterin. Cildinizin kurumasını ve çatlamasını engellemek için nemlendiriciler kullanın. Cildinizde oluşacak çizik ve sıyrıklar için antibiyotikli merhemler kullanın.

Ameliyattan sonra erken dönemde ağır egzersizden ve kolunuzla ağır şeyler kaldırmaktan kaçının. Orta-ağır dereceli egzersiz kolunuzda kan akımını artıracağından ödemi kötüleştirebilir. Bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışın. Cerrahınız önereceği hafif germe egzersizlerine ameliyattan sonra hemen başlayabilirsiniz.

Banyo yaparken veya bulaşık yıkarken aşırı sıcaklık değişimlerinden kaçının. Sauna ve hamam ödemi kötüleştirebilir.

Kolunuzun uzun süre kalp seviyesinin altında kalmamasına ve kolunuzun üzerine uzun süre yatmamaya özen gösterin.

Etkilenen kolda kızarıklık, ısı artışı olursa ve ateşiniz 380C’nin üstüne çıkarsa derhal doktorunuza başvurun. Bu belirtiler lenfödemin başlangıcına veya kötüleşmesine yol açabilir.

Lenfödemli Hastaların Takibi Nasıl Yapılır?

Lenfödemli kadınlarda kolun boyutu, değişimleri ve tedaviye yanıtı görmek için sıklıkla ölçülür. Bu ölçümde kullanılan en yaygın yöntem, sabit noktalardan yapılacak kol çevre ölçümlerinden bir bilgisayar programı yardımıyla kolun hacminin hesaplanmasıdır.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Lenfödeme sebep olan etkenleri ortadan kaldırmak bugün için mümkün değildir. Cerrahi olmayan tedavide (fizyoterapi) asıl amaç lenfödemin gelişmesini engellemek ve ortaya çıkmış olgularda da şişliğin daha fazla artmasının önüne geçebilmektir. Bu tedavi ile hastanın kolundaki rahatsızlık hissinin azaltılması, kolun hareketlerinin iyileştirilmesi ve psikolojik olumsuzlukların engellenmesi sağlanabilir. Hastaların büyük bir bölümü, cerrahi tedaviye gerek kalmadan hayatlarını devam ettirebilirler. Ancak lenfödem için gereken kompleks fizyoterapi yöntemi, bu konuda eğitim almış deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır. Ne yazık ki ülkemizde bu eğitimi almış fizyoterapist sayısı son derece azdır ve hastaların bu deneyimli fizyoterapistlere ulaşması genellikle mümkün olmamaktadır.

Lenfödemin İlaçla Tedavisi Var mı?

Lenfödem tedavisinde rutin kullanılan bir ilaç henüz geliştirilememiştir.

Cerrahi Tedavi Mümkün mü?

Lenfödemin tedavisi için bugüne kadar uygulanan cerrahi yöntemlerin hiçbirinde ne yazık ki istenilen düzeyde başarılı sonuçlar elde edilememiştir. Çünkü daha önce uygulanan cerrahi yöntemlerde çok büyük kesiler kullanılıyordu ve bu durum birçok hastada ameliyat sonrası bazı komplikasyonların ortaya çıkmasına sebep olabiliyordu. Ancak son yıllarda geliştirilen ve dünyada sadece birkaç özel merkezde uygulanan “süpermikrocerrahi” yöntemi lenfödem hastaları için yeni bir umut olmuştur. Bu yöntemle, deriye yapılan sadece 3-4 cm’lik kesilerle çok ince lenf damarları, yine çok ince toplardamarlara dikilerek lenf sıvısının kollarda birikmesi engellenebilmektedir. Yöntem, özellikle koltukaltı lenf bezlerinin alınması veya ışın tedavisi sonrası (meme kanseri tedavisi gibi…) ortaya çıkan lenfödemlerde son derece başarıyla uygulanmaktadır. Çünkü bu hastalarda, doğuştan lenfödemli veya çok uzun süredir lenfödeme sahip hastaların aksine lenf damarları sağlam olduğundan ameliyatın başarı şansı oldukça yüksek olmaktadır.

Süpermikrocerrahi ile Tedaviden Sonra Başka Tedavi Gerekli mi?

Bu yöntemle tedaviden sonra hastalara uzun süreli antibiyotik tedavisi veriyoruz, diktiğimiz damarların tıkanmasına yol açacak olası bir erken enfeksiyonu engellemek için. Ayrıca hastaların 6 ay kadar özel bir bası giysisi kullanmasını öneriyoruz. Bu süreden sonra genellikle ek bir tedaviye gerek kalmıyor.

Lenfödem “Liposuction” ile Tedavi edilebilir mi?

Süpermikrocerrahi için uygun olmayan hastalardan bazıları “liposuction” yönteminden fayda görebilirler. Ancak lenfödem tedavisi için uygulanacak “liposuction” estetik amaçla yapılan “liposuction”dan biraz farklıdır bu yöntemde tüm dünyada sadece birkaç özel merkezde uygulanmaktadır.


İstanbul Plastik Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!