Ülkemizde evli çiftler, çocuklarının olmadığını düşünmeleriyle birlikte psikolojik olarak da zor bir sürece girerler. Çocuk sahibi olamayan bu kişiler depresyon, kaygı gibi psikolojik problemlerin yanında; evlilik problemleri, cinsel problemler, sosyal çevre tarafından etiketlenme ve kendilerini yetersiz ve dışlanmış hissedebilirler.
Çocuğu olmayan çiftler öncelikle problemin kimde olduğunun belli olduğu durumlarda, karşı tarafta kendini yetersiz, çaresiz hissetme ve terk edilme korkuları başlar. İnfertilite problemi evlilik problemi haline dönüşebilir.

Psikolojik problemlerin üreme ve tedavi sürecini hormonal ve immünolojik bozukluklara neden olarak bozduğu bilinmektedir. Tedaviye başlamak kaygı ve stres düzeyini daha çok arttırır. Tedavi süresince sonuç alamamak psikolojik sorunları ve buna bağlı hormonal ve immünolojik problemleri daha da arttırır. İnfertil çiftler bazen tedaviye ara verdiklerinde yada umutlarını yitirip tedaviyi bıraktıklarında kendiliğinden gebe kalabilmektedir. Bu durum tedavi sürecinin bile başlı başına psikolojik stres ve buna bağlı hormonal ve immunolojik belki de kanıtlayamadığımız birçok bozukluğa yol açarak tedavi başarısını etkilediğini göstermektedir.

İnfertil çiftlerin tedavi başarısını arttırmak için tedavi öncesi ve tedavi süresince psikolojik destek almaları başarıyı arttırır.

Psikoterapi bireysel, aile terapisi ve grup terapisi şeklinde yapılabilir. Terapi sürecinden fayda görmek psikoterapistin bu konudaki tecrübesi ile de alakalıdır.

Bireysel psikoterapi

Bireysel terapide amaç kadının yada erkeğin bastırılmış korkuları, kaygıları, travmatik geçmiş yaşantılarının ortaya çıkartılması, kişinin farkındalığının artırılmasıdır. Kadın yada erkeğin anne, baba olma korkuları ortaya çıkabilir. Çok mükemmelliyetçi ve kontrolcü kişilerde çocuk olmadan iyi bir anne baba olma ve çocuk büyütme kaygıları olabilir.

Kadın yada erkek kendini çocuk sahibi olmaya hazır hissetmeyebilir.

Çocukluğunu zor ve travmatik geçirmiş, anne babasıyla iyi ilişki kuramamış bireylerin çocukları olması konusunda bilinçaltı kaygıları vardır. Korkularımızın, kaygılarımızın anlam veremediğimiz tepki ve davranışlarımızın kaynağı bilinç altındaki geçmiş yaşantılarımızla ilgili kayıtlarımızdır.

İş kaybetme korkusu, maddi zorluklar, yaşın ilerlemesi,çevre baskısı ile ilgili kaygılar çelişki yaratır. Bir yönden çocuk isteyen bir çift bir yönden çocuk sahibi olmak istememektedir.

Evlilik Terapisi

Eşlerden biri veya ikisi evliliğin gidişatı konusunda endişelidir. Çiftlerden biri çocuk sahibi olmaya hazır değildir, diğer eşin baskısını hissediyordur.

Çiftler çevrenin baskısı altında olabilirler.

Bütün bu sorunlar psikoterapi ve evlilik danışmanlığı süresince konuşulduğunda, kişiler genellikle daha önce bu düşüncelerinin ve korkularının farkında olmadığını görür. Eşlerin birbirini anlama fırsatı olur.

Biz korku, kaygı, endişe gibi olumsuz duygularımızla yüzleşmek istemeyiz. Bu duygularımızı bilinç altımızda saklar ve hiç ifade etmeyiz fakat beden zihnimizin kölesi gibi çalışır.

İnfertil çiftler bazen çocuk istediklerini söyleseler de bu tür baskılanmış korku, kaygı gibi olumsuz duygular; ilişkisel problemler ve sosyal baskı hissetmek üreme sürecinde bozukluklara sebep olabilmektedir. Özellikle açıklanamayan infertilite dediğimiz ve hiçbir sebep bulunamayan çiftlerde psikoterapi daha faydalı olabilir.

Grup Terapisi

İnfertil çiftler bir araya geldiklerinde yalnız olmadıklarını hissederler. Bazı çiftler kendilerini ifade edemeyebilir. Kendi duygu ve düşüncelerinin başka birisi tarafından ifade edilmesi o kişileri de çok rahatlatır. Çiftler birbirleri arasındaki ilişkisel problemleri başka bir çift üzerinden fark edebilirler. Grup terapileri sırasında güzel dostluklar kurulabilir. Terapi süreci dışında da bu kişilerin ilişkileri devam edebilir ve birbirlerine psikolojik destek yapabilirler.


İstanbul Tüp Bebek uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!