Hamilelik ve doğum ailenin tüm yaşamını değiştiren bir süreçtir. Bu sürece uyum sağlamakta zaman zaman sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle annenin yaşadığı sıkıntılar ve hormonal değişmeler sonucunda doğum sonrası depresyon %20 lik bir oranda görülüyor. Doğum sonrası depresyonda ailesine karşı sevgisizlik ve bebeğe karşı zıt duygular ön plana çıkıyor. Doğum sonrası depresyonun diğer bulguları ise; duygudurumun bozulması, aktivitelere ilginin azlığı, iştah değişikliği (artması yada azalması), yorgunluk, uyku bozuklukları, çocuğun bakımında güçlükler, suçluluk hissi, kendine güven azlığı, konsantrasyon güçlüğü, ajitasyon ve intihar düşünceleridir. Genellikle doğumdan sonraki ilk aylar içinde başlar, kişiden kişiye göre değişse de en çok 1yıl kadar sürebilir. Çoğu kişide kendiliğinde geçmektedir.



Eşle uyum problemleri, kontrol edilmesi gereken ayrı bir süreç. Birçok yeni anne - baba ortaya çıkan bu yeni rollerine uyum sağlayamadığı için ayrılıyorlar. Annenin işi gerçekten zor hem kutsal annelik görevine alışmaya çalışıyor bir yandan da eşi ile olan ilişkilerini de değişen şartların getirdiği farklılıklara uyum sağlamaya çalışıyor. Bu rollere alışma sürecinde alınacak desteğin çiftlerin ilişkilerinin gelecekleri açısında önemli büyüktür.


Yine bu dönemde yaşanan olumsuz duygular sonucunda yeme dürtülerinde kontrol dışı davranışlar da gözlenmektedir. Uzmanlar doğum sonrası kiloları vermenin en kolay yolunun emzirmek ve egzersiz yapmak olduğunu söylüyorlar. Sadece emzirmekle 500 kaloriye yakın bir miktarı yakmanız mümkün. Bu 1 saat tenis maçı yapmaya ya da durmadan 1 saat yüzmeye eş değer bir çalışmaymış. Süper öyle değil mi?…


Peki her şey bu kadar kolay mı oluyor? İstediğiniz zaman spor yapıp istediğiniz kadar emzirebiliyor musunuz? Ne kadar çok istese de emziremeyenler, ya da sadece emzirmenin yetmediği ve egzersizde yapmanız gereken zamanlarda neden yapamıyorsunuz. Acaba bu yaşanılan değişim sürecinden en az zararla çıkmak nasıl mümkün?


Çalışmalara doğum öncesinden başlamak en doğrusu çünkü doğum öncesinde başlayan seanslar anneyle birlikte bebeğinde huzurunu ve uyumunu da artırıyor. Anne karnındaki bebek ne anlar demeyin sakın hamilelik sırasında annenin yaşadığı tüm duyguları birebir yaşadığı bilinen bir gerçek hatta annenin üzüntülerinden zaman zaman kendisini bile suçlamaktadır. Bu duygular içerisindeki bebek de doğmadan dışarıya karşı bir güven ortamı geliştirmiş oluyor. Zaten bebek için doğum büyük bir travmadır. Alıştığı ortamdan ayrılmak ve yeni bir ortama alışmaya çalışması gerçekten ciddi ilk sınavdır, ancak bunu hem bebek için hem de anne için kolaylaştıracak çalışmalar hipnoterapi alanında mevcuttur.


Bu alıştırmaların devamında hamileliğiniz boyunca dengeli beslenmek ve ruh sağlığınızı korumak için de çalışmalar yapıyorsunuz. Strese karşı direnç eşiğiniz artıyor. İşin özü kendinizle ilgilenmekten vazgeçmeden bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılıyorsunuz.


Hepimizin bildiği gibi emzirme döneminde annenin yoğun stres altında olması sütünün kesilmesine kadar giden istenmeyen bir sonuclara sebep olabiliyor. Bununla baş etmede eşsiz bir yöntem olan hipnoterapi ile sütün miktarının da artığı artık bilinen bir gerçek. Tıpkı stresin birçok hastalığın tetikleyicisi olduğu gibi stresle başa çıkabilenler bu durumdan karlı çıkıyor, hipnoterapiyi kullananlar bu dönemde yaşadıkları korkulardan da daha rahat kurtulabiliyorlar.


Bu dönemde yaşanan korkularından biriside bir türlü kurtulamadığımız içimizi saran kendi başınıza bir şey gelmesi korkusu olabiliyor. “Ya bana bir şey olursa çocuğuma kim bakar o bensiz ne yapar?” düşüncelerini bu dönemi yaşayan birçok kişi bilir ama bunların hepsi normal şartlarda geçici korkulardır tabi normal süreç sağlanabilirse. Ancak strese dayanma gücünüz düşükse ve sizi yoğun bir şekilde etkiliyorsa tüm bunlar ve çevreden gelen diğer olumsuz etkenlerle birlikte olumsuz duygular tüm zihninizi kaplayarak başaçıkılamaz bir hal alabilir. Hipnoterapi bunlarla baş etmede gerçekten etkili bir yöntemdir.


Unutmayalım ki tüm bedenimizin kumanda merkezi zihnimizdir bu hassas dönemlerde alınan destek bizlerin dengesini korumakla kalmaz istemediğimiz fazla kiloları da daha kolay vermemizi sağlar. Tüm bunların dışında sadece egzersiz motivasyonu ile ilgili yapılan çalışmalar da bile çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Sadece çok kilolu dönemlerde ya da hamilelik sonrasında değil hayatımızın her döneminde kullanılan kilo verme yöntemlerdir. Formunuzu korumak için vermek istediğiniz ama bir türlü veremediğiniz birkaç kiloyuda rahatlıkla hipnoterapi ile verebilirsiniz.


Zayıflama konusunda kabusların kalkmasında etkili bir yöntem olan hipnozun diğer bir özelliği de hiçbir yan etkisinin olmamasıdır. Zayıflama hapları ya da farklı kullanılan kimyasal maddelerin kendinize ve bebeğe zararları tartışılmaz bir gerçektir. Maalesef bilinçsizce kullanılan bu kimyasallardan hayatını kaybeden bir sürü insan var.


Hipnozla yapılan çalışmalarda özellikle hamilelik süresince ve sonrasında yaşanan sıkıntılarınızdan ve korkularınızdan daha rahat ve çabuk kurtulabilirsiniz.



İstanbul Pratisyen Hekim uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!