Taş problemi daha çok erkeklerde, en çok da 30 - 60 yaş aralığında görülüyor. İklimsel faktörlerin de etkili olduğu taş oluşumu, diğer yandan en fazla Akdeniz ile Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygın. Bu durum, taşın oluşmasında çok çeşitli faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Üstelik tekrar etme olasılığı hiç de az değil. Her taşa müdahale edilemiyor ama gelişen lazer teknolojisi müdahale halinde tedaviyi kolaylaştırıyor. Ürologun müdahale kararı almasıyla uygulanabilecek bu tedavi şekli kapalı olarak yani delme ve kesme olmaksızın uygulanıyor; taşlar lazer yardımıyla parçalıyor. Sonrasında da hasta çok kısa sürede normal yaşantısına geri dönebiliyor.

Böbrek taşı hastalığı nedir, özellikle kimlerde hangi sıklıkla görülür?

Taş hastalığı, idrar yolu enfeksiyonları ve prostat hastalıklarından sonra ürolojide en sık görülen üçüncü hastalıktır. Dünyaya baktığınız zaman erkeklerde kadınlara oranla biraz daha fazla görülme eğilimindedir. Tüm hayatı boyunca bir erkekte yüzde 20 ihtimalle bir taş oluşum riski varken kadınlarda bu oran yüzde 10-15 civarındadır. Bunun nedeni, erkeklik hormonu sebebiyle idrar kompozisyonlarında kadınlara oranla mevcut olan ufak tefek değişikliklerdir. Genel olarak sıcak iklim kuşağında yaşayan insanlarda biraz daha fazla görülür. Ancak tek başına iklimsel faktörler de yeterli değildir. Mesela en fazla Akdeniz havzasındaki ülkelerde ve İskandinavya’da görülür. Beslenme alışkanlıkları ve ırksal bir takım faktörler de var. Dolayısıyla birçok faktör var, biri tek başına etkilidir demek doğru değil. Beslenme şekli sıvıdan az gıda aldığınız takdirde çok önemli bir etken. Bazı taşların yapısı ürik asit taşıdır, çok fazla proteinden zengin diyet kullananlarda az sıvı içtikleri takdirde taş hastalığıyla sıkıntılar fazlalıkla görülebilir. Altta yatan faktör ne olursa olsun ki bunda metabolik faktörler yani vücuttaki idrar kompozisyonunu etkileyecek faktörler, cinsiyet, beslenme alışkanlığı, böbrek ve idrar yollarının anatomisiyle alakalı bir takım farklıklar gibi altta yatan sebep ne olursa olsun en önemli faktör yeterli idrar çıkışının olmamasıdır.

Taş hastalığı ne tür sıkıntılara neden olur?

Taşların verdiği en önemli sıkıntı genelde belden kasıklara vuran şiddetli bir ağrıdır. Bazı taşlarsa böbreğin içinde kalırlar. Bu durumda çok fazla ağrı, sancı vermez. Taşın, böbrekten hareketlenip idrar kanalında düşmeye yönelik bir harekette bulunması gerekir ki ağrısı olsun. Bu ağrılarla birlikte idrarda kanama olabilir. Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissedebilirler ki ben buna “yalancı idrar” diyorum. Hasta sıkışmış olduğunu hisseder, tuvalete gider ama idrarını yapamadığına ilişkin şikayetle gelebilir.

Hangi taşlar tedavi edilir, hangileri edilemez?

Söylediğim gibi bazı taşlar ses çıkartır yani ağrı, sancı, kanama yaratır; bazıları ise ses çıkarmaz. Bir kere ağrı-sancı olduğunda mutlaka bir ürologa başvurmak gerekir. Kanala girmiş 4-5 milimetre büyüklüğüne kadar olan taşlara, bir takım medikal müdahalelerle örneğin kas gevşeticilerle, hastanın sıvı kullanmasıyla taşın düşmesine yönelik bir takım manevralar uygulanır ve düşmesi için genellikle bir süre verilir. 5 milimetrenin üzerindeki taşlarda yakın zamanda bir girişim planlanır mı, planlanmaz mı diye yine ürologun karar vermezi lazım. Sessiz taşlar konusunda da önlem alınabilir. En çok taş problemi 30 - 60 yaş arasında oluyor. Bu nedenle 30 yaş üstü kişiler ultrason yaptırmak için ürolog ile görüşebilirler. Çünkü sessiz taşlar bazen durdukları yerde yavaş yavaş böbreğe zarar vermeye başlarlar ya da basit tedavi yöntemlerini taş çok büyürse uygulayamaz duruma geliriz. Ancak böbrekteki her taşa da müdahale etmiyoruz.

Böbrek taşı tedavi yöntemleri nelerdir?

Hastanın yaşı, anatomisi, genel sağlık durumu ile taşın cinsi, yeri ve büyüklüğüne göre farklı tedavi seçenekleri var. Hastanın ürologu tarafından uygun olanın seçilip uygulanabileceği bu yöntemleri 4 başlıkta şöyle sıralayabiliriz:

En basit tedavi ESWL ( Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy) dediğimiz halk arasında “taş kırma” olarak bilinen yöntem. Yani vücut dışından verilen şok dalgalarıyla taşın parçalanması işlemi. Taşın yeri ve büyüklüğü burada önemli. Ameliyatsız ve ayaktan yapılan bir işlemdir.

Gelişen lazer teknolojisi ile kapalı olarak uyguladığımız Fleksible Üreterorenoskopi (Retrograd İntraRenal Cerrahi) yöntemi de bir diğeri… Ankara’da çok nadir merkezlerde kullanılıyor. Biz ise Hastanemizde bu yöntemi yaygın olarak kullanıyoruz. Hastanın hiçbir yerini delmeden, kesmeden vücudun anatomik boşluklarından, idrar yollarından girerek oradan böbrek kanalına geçiliyor. Gerek idrar kanalındaki taşları, gerekse böbrek içindeki taşları lazerle parçalamak mümkün oluyor. Bu hastaya en az zarar veren yöntem ve akabinde hasta hemen normal yaşantısına dönebiliyor.

Düşmeyip kanalı tıkayan ve böbrek için problem yaratan taşlar için ise daha önceleri direkt açık cerrahi uygulanırdı. Açık cerrahiyi artık çok nadir durumlarda uyguluyoruz, neredeyse bitmiş durumda.

Dördüncü ve son tedavi şekli ise büyük böbrek taşlarında böbreğe küçük bir delik açıp girerek tedaviyi sağladığımız yöntem. Bu da çok azalmış durumda.

Taş probleminin tekrar etme olasılığı nedir?

Özellikle erkeklere ilişkin böyle çalışmalar var. 5 yıl içinde tekrar taşla ilgili sıkıntı yaşama ihtimali yüzde 50’lerde... Dolayısıyla bir kez taş problemi olan kişilerin özellikle diyetine, sıvısına son derece dikkat etmesi gerekiyor. Taş elde edildikten sonra, yani hasta taşını düşürdü ya da taşı kırdık parçaladık, taşın kompozisyonu neticesinde hangi maddelerden oluşuyorsa ona göre bir takım tetkikler yapıyoruz. Ardından hastaya uygun öneriler yapılabiliyor.

Okuyucularımıza son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Sıvı tüketimi taş hastalıklarından korunmada çok önemli. Günlük idrar miktarını 800 mililitreden 1600-1700 mililitreye çıkardığınız zaman böbrek taşı oluşumunu yüzde 80 ihtimalle azaltırsınız.


Ankara Üroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!