Beyin tümörü
Beyin tümörü

1.Beyin tümörü nedir, iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörünün özellikleri nelerdir?

Kafatası boşluğu içerisinde gelişen ve beyne yerleşen, anormal şekilde çoğalan beyne baskı uygulayan her türlü tümöre beyin tümörü diyoruz. Bu tümörler iyi huylu ve kötü huylu olabilirler. İyi huylu beyin tümörleri kanserli hücreler içermezler, genellikle yavaş ve sinsi büyürler, çevrelerindeki dokuları istila etmezler. Ancak beynin hassas bölgelerine bası yaparak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirler.İyi huylu tümörler bazen yerleşimine göre hayatı tehdit edebilirler, çok nadirde olsa iyi huylu bir beyin tümörü kötü huylu tümöre dönüşebilir. Kötü huylu tümörler kanserli hücreler içerir.Daha ciddi ve sık olarak olarak hayatı tehdit ederler, hızlı büyürler ve çevrelerindeki sağlıklı beyin dokusunu istila ederler.Kötü huylu tümörler beynin kendisinden kaynaklanabileceği gibi uzak organlardaki kanserli hücrelerin beyine yayılımı sonucu da olabilir. Beyine yayılmış kansere metastaz denir.

2. Birincil(primer) ve ikincil(sekonder) beyin tümörleri nelerdir?

Birincil beyin tümörü beynin kendisinden kaynaklanan tümörlerdir.Hücre tiplerine ve yerleşimlerine göre adlandırılır. En sık görülen birincil beyin tümörü gliomalardır.Bunlar glial hücre dediğimiz hücrelerden başlar ve birçok türü vardır.Örneğin ’astrositomlar’ astrosit denilen hücrelerden çoğalır.Yetişkinlerde beyinde, çocuklarda sıklıkla beyin sapı ve beyincikte ortaya çıkar. Biz bu tümörleri tipine göre derecelendiririz. Düşük dereceli grade1 ve2, yüksek dereceli grade 3 ve 4 olarak. Grade 3 anaplastik grade4 glioblastome multiforme olarak bilinir. Bir diğer tümör türü ependimoma dediğimiz tümörlerdir. Bu tümörler beyincik ve omurilikte daha sık görülür. Çocuklar ve genç erişkinlerde sıktır. Diğer bir tümör türü oligodendrogliomalardır.Bunlar genellikle beyine yerleşir.En sık orta yaşı erişkinlerde görülür. Glial hücrelerden kaynaklanmayan tümörler de vardır. Medullablastom genellikle beyincik içinde ortaya çıkar, çocuklarda en sık görülen beyin tümörüdür. Bir diğer tümör türü menengiomlardır. Bunlar iyi huylu tümörlerdir,genellikle yavaş büyürler.Schwannoma denilen bir diğer tümör türü işitme sinirinden ortaya çıkar,diğer bir adı da akustik norinomdur, erişkinlerde denge ve işitme problemleriyle ortaya çıkar. Yerleşim yeri ve tipine göre yine hipofiz adenomları , kranyofarengioma, germ hücreli tümörler, pineal bölge tümörleri de vardır.

İkincil beyin tümörleri vücudun başka yerinden beyine yayılır. Özellikle akciğer ve meme kanserlerinin beyine yayılımını sık görmekteyiz.

3.Beyin tümörlerinin görülme sıklığı nedir?

Beyin tümörlerinin görülme sıklığı 100 bin kişide 4 ile 5 arasındadır. Kansere bağlı ölümlerin yüzde 3’ünü primer beyin tümörleri oluşturur. Ancak diğer kanser türlerinin sinir sistemini tutmasına bağlı oluşan bozukluklarda yaklaşık bu oranın 10 katı kadar ölüm ortaya çıkar. Erkelerde kadınlara oranla daha sıktır. ABD’de 300 milyonluk nüfusta her yıl yaklaşık 24000 primer beyin tümörü tanısı konmaktadır. Ülkemizde de buna paralel olduğu söylenmektedir. Çocuklarda lösemi ve lenfomanın ardından en sık primer beyin tümörleri görülür.Çocukluk çağında kötü huylu tümörlerin yüzde 20-25’ini beyin tümörleri oluşturmaktadır.Primer beyin tümörleri içinde en sık görülen gliomlardır, bunu menengiomalar izler.

4.Beyin tümörü için kimler risk altındadır?

Beyin tümörlerinin kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak bazı kişilerde risk faktörleri ön plana çıkar.Erkek olmak,ırk, yaş, aile öyküsü, radyasyon, formaldehit, vinil klorür,akrilonitril bunlar arasındadır.Özellikle erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülür.Ancak iyi huylu menegiomlar kadınlarda daha sıktır. Beyaz ırkta daha sık görülür. Yaş olarak en sık 60-70 li yaşlarda daha sık görülür , çocuklarda en sık görülen ikinci kanser türü. Ailesinde beyin tümörü olanlarda tam olarak bilinmemekle beraber olma olasılığı daha yüksek. Bazı tümörler embriyonal ve doğumsaldır.Radyasyon ve sanayi çalışanlarında risk fazladır.Bazı kimyasallara maruz kalmış kişilerin riski fazladır.Özellikle plastik yapımında kullanılan vinil klorur, tekstil yapımında kullanılan akrilonitrile bağlı risk fazladır. Cep telefonu ile beyin tümörü ilişkisi halen araştırılıyor. Çalışmalarda net bir sonuç alınamadı. Yine kafa travması geçiren kişilerde ilişki tam belli değil.

5.Beyin tümörünün belirtileri nelerdir?

Beyin tümörünün belirtileri tümörün boyutu, yeri ve türüne göre değişir. Beyini baskıya uğratan bir tümörde en sık görülen genel belirtiler başağrısı, bulantı ve kusma, konuşma görme ve işitmede değişiklikler, yürüyüş bozukluğu, dengesizlik, kişilik ve yetenek değişiklikleri, konsantrasyon bozukluğu, duygudurum bozukluğu, hafıza ile ilgili sorunlar, nöbet ve havale geçirme, kol ve bacaklarda seyirme uyuşma ve güçsüzlüklerdir.Baş ağrısı en sık ve en erken görü­len belirtidir, genellikle şiddetlidir. Sü­rekli olabilir, seyrek olarak da başlan­gıç evresinde nöbetler halinde gelir. Bazı kişilerde hafif nöbetler biçimde gittikçe şiddetlenerek seyreder. Genellikle beyincik tümörlerinde, öteki bölgelerdekine oranla daha erken ve şiddetlidir. Bu tümörlerde belirtiler genellikle ani ve çok şiddetli baş ağnsı ile başlar. Kafaiçi basınç artmasına bağ­lı kusma yemeklerle ilgili değildir; bu­lantı görülmez, fışkırma biçimindedir.Baş dönmesi baş hareketleri ile uyarı­lan be­yincik ve işitme siniri tümörlerinde gö­rülür. Başka bölge tümörlerinde gözle­nen geçici bilinç bozuklu­ğu, baygınlık ve ani fena­laşma gibi yakınmalar hasta tarafından yanlışlıkla baş dönmesi olarak tanımlanabilir.

6.Beyin tümörleri nasıl teşhis edilir?

Öncelikle belirli şikayetle doktora başvuran hastaya iyi bir fizik muayene ve nörolojik muayene yapılmalıdır. Nörolojik muayenede hastanın kas gücü, koordinasyonu, refleksleri, sinir ve duyu muayeneleri yapılmalıdır. Bu muayeneler yapıldıktan sonra görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bazı tümörler normal röntgende görülebilir. Ancak günümüzde teknolojik gelişmelerle birlikte tanı yöntemleri de arttı. BT(bilgisayarlı beyin tomografisi) ile özellikle tümörün yeri ilaç verilerek boyutu hakkında bilgi sahibi olunur. Diğer bir tanı yöntemi esas olan MRG(manyetik rezonans görüntüleme)dir. MRG ile tümörün yeri, natürü, çevresel ödemi, ,iyi kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olunabiliyor. Bazı tümörlerde damarlarla ilişkisini görmek ve ayırıcı tanı açısından anjiografi de yapılabiliyor. Kuşku duyulan bir beyin tümörüne biyopsi yapılarak doku örneği incelenir ve tanı kesinleştirilebilir. Alınan doku örneğinin yeterli miktarda ve tanıya varmak için uygun olması gereklidir. Patoloji doktoru alınan materyali mikroskop altında inceler.Biyopsi beyin tümörü teşhisinin en kesin yöntemidir. Biyopsi kafatasından açılan bir delikle iğneyle girip milimetrik boyutta bir parçanın alınmasıdır. Biyopsi yapmak için çeşitli yöntemler geliştirlmiştir. Stereotaktik biyopsi bir görüntüleme cihazı ile BT MRG eşliğinde yapılır.

7.Beyin tümörlerinde tedavi yöntemleri nelerdir?

Günümüzde beyin tümörlerinde çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Tümörün tipi ve evresine göre hastalar cerrahi, radyoterapi veya kemoterapi ile tedavi edilebilirler. Bazı hastalarda bu tedavilerin hepsi beraber yapılır. Ayrıca hastalığın herhangi bir aşamasında tedavinin yan etkilerini hafifletmek, duygusal sorunlarını azaltmak, kanser ağrısı ve diğer belirtileri kontrol etmek için de tedavi gerekir. Bu tür tedaviye destekleyici tedavi veya palyatif bakım denir. Beyin tümörleri mutlaka birden fazla doktordan ve bölümden görüş alınarak tedavi edilmelidir. Multidisipliner yaklaşım dediğimiz bu yaklaşımda beyin cerrahı, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog, radyoloji doktorları hastayı bir bütün olarak ele almalıdır. Günümüzde bu hastalık grubu için onkoloji konseyleri oluşturulmakta ve farklı görüşler birleştirilip hasta için en uygun kararı vermektedir. Ancak kötü huylu gliomalarda bugüne değin uygu­lanan tüm tedavi girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve bunlar ölümcül kabul edilirler.

Cerrahi: Bu tedavi yönteminde amaç tümörün çıkarılmasıdır. Cerrahi genel anestezi altında yapılır. Mikrocerrahi dediğimiz yöntemle özel mikroskop cihazıyla bu ameliyatları kranyotomi dediğimiz tümörün yerleşimine göre kemik kaldırma yöntemi ile yapmaktayız. Mikrocerrahi yöntemde amaç normal beyin dokusuna az zarar vermek ve tümörü mümkün olduğunca çıkarmaktır. Tümörün yerleşimine ve tipine göre bazen tamamını çıkarmak mümkün olmasa da bir kısım tümörü çıkarmak da ek tedavileri kolaylaştırmakta ve tekrarlamısını en aza indirgemektedir. Özellikle ulaşılması zor tam tanısını almamış beyin tümörlerinde nöronavigasyon işlemi ile çevre beyin dokusuna zarar vermeden tümörün yeri saptanarak çıkarılabilmekte ve patolojik tanısı konulabilmektedir. Günümüzde beyin sapı dahil her bölgeye cerrahi girişim yapılabilmektedir. Ancak bazı tümör tipleri yerleşimine göre cerrahi girişim mümkün olmayabilir. Normal beyin dokusuna zarar verip hayati tehlike yaratmamak gerektiğinde radyoterapi ve kemoterapi devreye girmektedir.

Radyoterapi(ışın tedavisi): Amaç yüksek dozda ışın vererek tümör hücrelerini öldürmektir. Radyasyonda x ışınları, gama ışınları veya proton kullanılır. Sağ­lıklı beyin dokusuna kalıcı zarar verme­den, yüksek dozda ışın verilmesi günü­müzde de oldukça güç bir teknik soru­nudur. Bugünkü bilgilerimize göre, sinir dokusunun ışınıma dayanma gücü, top­lam dozu parçalar halinde artırarak uy­gulama yöntemine elverişsizdir. Bu ko­şullarda uygulanabilecek olası seçenek­lerden biri hiperbarik oksijen tedavisi ile ışınlama, öteki ise ışına duyarsızlaştırıcı maddelerin de ışınımla birlikte ve­rilmesidir. Radyasyon tedavisi cerrahi tedavisinden sonra yapılabilir veya ameliyat olamayan hastalarda direkt yapılabilir.Radyoterapi tümörün büyüklüğüne tipine ve hastanın yaşına göre değişir. Sağlıklı beyin dokusuna zarar vermemek için gerekli önlemler fraksiyonlama, hiperfraksiyon sterotaktik radyoterapi, üç boyutlu konformal radyoterapi, proton ışın radyasyon tedavisidir.

Kemoterapi: Kanserli hücreleri öldürmek için ilaç kullanımıdır. İlaçlar ağızdan veya enjeksiyon yoluyla verilebilir.Kemoterapi döneminde nadiren hastanede kalmak gerekir. Yetişkinlerde cerrahi ve radyoterapi sonrası kemoterapi gerekebilir.

Destekleyici bakım tedavisi: Hastalığın herhangi bir aşamasında beyin tümörlü hastalar sorunlarını azaltmak konforlu yaşamak, yaşam kalitesini arttırmak için destekleyici bakım tedavisi alırlar. İlaç olarak steroidler, antikonvulzan dediğimiz nöbet havale ilaçları bunlardan bazılarıdır. Ayrıca bazı tümörler felç yaratabileceğinden fizyoterapistler hastaların gücünü ve dengesini tekrar eski haline getirmeye çalışırlar. Konuşma terapistleri, uğraşı terapistleri hastanın ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olurlar.

8.Tedavinin yan etkileri nelerdir?

Cerrahi sonrası sağlıklı dokularda da bazen hasar oluşabileceğinden istenmeyen yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler tümörün yerine tipine göre değişir. Yan etkiler her kişi için aynı olmayabilir. Oluşan yan etkileri ortadan kaldırmak da ayrı bir tedavi gerektirir. En sık görülen durum başağrısıdır. Birkaç gün sürebilir. İlaçla kontrol altına alınır. Yorgunluk halsizlik olabilir. Ameliyat sonrası beyindeki ödemi azaltmak için steroid ilaçlar verilir. Nöbet havale gelişebilir. Bu durumlar da ilaçla kontrol altına alınır. Enfeksiyon bulguları ortaya çıkabilir. Yine ilaçla tedavisi mümkündür. Bazen cerrahi sonrası konuşamama, güçsüzlük gelişebilir. Bu durmda fizik tedavi, konuşma terapisi ya da iş uğraşı tedavisi gerekebilir. Rayoterapi sonrası en sık bulantı, halsizlik yorgunluk, geçici saç dökülmeleri cilt kuruluğu lekeler ortaya çıkabilir. Bu durumlarda gerekli ilaç tedavileri verilir.Kemoterapi ile birlikte verilirse yan etkiler daha kötü olabilir. Özellikle çocuklarda radyasyon hipofiz bezine ve beynin diğer alanlarına zarar verebilir. Bu yüzden çocuklarda kemoterapi radyoterapiden daha fazla kullanılır.

9.Beyin tümörlü hastalarda tedavi sonrası süreç nedir?

Düzenli takip beyin tümörlü hastalarda önemlidir. Düzenli nörolojik muayene yapılmalı ve belirli aralıklarla BT ve MRG ile kontroller yapılmalıdır. Bu hastalıkla yaşamak kolay değildir. Bazı hastalar hastalığının vermiş olduğu duygusallıkla başa çıkmada desteğe ihtiyaç duyarlar. Hasta aileleri bilinçlendirilmeli ve paylaşımlar arttırılmalıdır. Beyin tümörlerinin gidişi çoğunlukla kötü olduğu ve ölümle sonlandığı halde beklenen yaşam süreci her zaman belir­gin değildir. Kötü huylu gliomlarda, cerrahi ve ışın tedavisindeki gelişmele­re, yeni kemoterapatik ilaçların kullanı­mına ve birleşik tedavilere karşın, süre­cin sonu kötüdür; bu olgular en geç iki yıl içinde ölümle sonlanır. Tek başına cerrahi tedavi 3-6 aylık bir yaşam süresi sağlar, ışın tedavisinin eklenmesi sü­reyi 3-4 ay daha uzatır; bu iki tedaviye ilaç tedavisinin eklenmesiyle gerçekle­şen üçlü tedavi ortalama yaşam süresini 12 ay ya da daha çok uzatabilir. Kötü huylu gliyom olgularında birinci yılın sonunda hastaların yalnızca yüzde 20’si; 24′üncü ayın sonunda ise yalnızca yüzde 10′u yaşar. Gelecekte yeni yön­temlerin bulunması ve/ya da var olan­ların geliştirilmesiyle daha iyi sonuçlar elde edilmesi umulmaktadır.


İstanbul Beyin Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!