Doktorsitesi.com

Varikosel ve sonuçları

Prof. Dr. Selman Laçin
Prof. Dr. Selman Laçin
9 Mart 2011781 görüntülenme
Randevu Al
Varikosel ve sonuçları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Varikosel Nedir? Erkek Üreme Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Varikosel, testislerin (yumurtalıkların) toplardamarlarında meydana gelen anormal bir damar genişlemesidir. Genellikle yaşla birlikte ilerleme eğilimi gösteren bu durum, zamanla sperm yapım bozukluğuna yol açabilmektedir. Çok ilerlemiş vakalarda ise testis boyutlarında küçülme ve testosteron üretimi süreçlerinde aksamalar gözlemlenebilir.

Normal şartlarda skrotum (testis torbası) ısısı, vücut ısısından 2-3 derece daha düşüktür. Ancak varikosel nedeniyle oluşan kan göllenmesi, testis çevresindeki ısıyı artırarak üreme fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Bu ısı artışı ve damar yapısındaki bozulma, böbrek ile böbrek üstü bezlerinden gelen zararlı atıkların birikmesine neden olur. Sonuç olarak sperm üretimi duraklayabilir; spermin hareketliliği ve yapısal kalitesi bozulabilir.

Varikosel Görülme Sıklığı ve Yaygınlığı

Varikosel, erkek infertilitesi (kısırlık) vakalarında en sık karşılaşılan ve tedavi edilebilir sorunların başında gelir. İstatistiksel verilere göre görülme oranları şu şekildedir:

Hasta GrubuGörülme Sıklığı
Sperm testi bozuk olan erkekler%25
Normal sperm parametrelerine sahip erkekler%12
Kısırlık şikayeti ile başvuran erkekler%35-40

Bu durum çoğunlukla sol tarafta görülür. Bunun temel sebebi, sol taraftaki toplardamarların daha uzun olması ve ana damara dik açıyla bağlanması nedeniyle kanın tam boşalamamasıdır. Nadiren çift taraflı veya sadece sağ tarafta da ortaya çıkabilir.

Varikosel Tanısı Nasıl Konur?

Varikosel teşhisinde en kritik ve güvenilir yöntem fizik muayenedir. Uzman bir hekim tarafından yapılan elle muayene sırasında, hastaya öksürtme veya ıkındırma manevraları yaptırılarak karın içi basıncı artırılır. Bu sayede genişlemiş damar yapıları net bir şekilde tespit edilebilir.

Tanı sürecinde Doppler ultrason incelemesinden de yararlanılabilir. Ancak klinik bir önemi olması ve operasyon kararı alınabilmesi için varikoselin sadece ultrasonla değil, fizik muayene ile de saptanabilir olması gerekmektedir. Yalnızca ultrasonla tespit edilen vakaların cerrahi müdahale gerektirmediği bilinmektedir.

Varikosel Tedavisi ve Mikrocerrahi Yöntemi

Varikoselin kesin tedavisi cerrahi müdahaledir. Günümüzde en başarılı sonuçlar, kasık bölgesinden yapılan mikrocerrahi operasyonları ile alınmaktadır. Ameliyat sırasında mikroskop kullanılması şu avantajları sağlar:

  • Genişlemiş damarların çok daha net tanınmasını sağlar.
  • Testisi besleyen atardamarların titizlikle korunmasına yardımcı olur.
  • Komplikasyon riskini minimize eder.

Başarılı bir mikrocerrahi operasyonu sonrası hastaların spermiogram değerlerinde %60-70 oranında düzelme sağlanır. Ancak spermlerdeki bu iyileşmenin gebelik oranlarına etkisi konusunda bilimsel araştırmalar farklı sonuçlar göstermektedir.

Tedavi Sonrası Gebelik ve Yardımcı Üreme Teknikleri

Varikosel ameliyatından sonraki ilk 6 ay içerisinde sperm değerlerinde düzelme olmasına rağmen doğal yollarla gebelik oluşmayan durumlarda, vakit kaybetmeden yardımcı üreme tekniklerine başvurulmalıdır. Süreç şu şekilde yönetilir:

  1. Aşılama (IUI) ve Sperm Yıkama: Hafif düzeydeki sperm bozukluklarında tercih edilir. Sperm yıkama işlemi sonrası aşılama ile gebelik elde edilebilir.
  2. Tüp Bebek ve Mikroenjeksiyon: Ağır düzeydeki sperm bozukluklarında aşılamadan fayda sağlanamaz; bu durumda doğrudan tüp bebek tedavisine geçilir.
  3. TESE ve Tüp Bebek: Menide hiç sperm bulunmadığı (azospermi) ve tıkanıklık saptanmadığı durumlarda, testislerden parça alınarak (TESE) elde edilen spermlerle tüp bebek tedavisi uygulanır.

Gerekli görülen durumlarda süreç, bir Ürolog (Bevliye Uzmanı) görüşü ile desteklenerek multidisipliner bir yaklaşımla sürdürülmelidir.

Etiketler

Varikosel tedavisiVarikosel tanısıMikro cerrahiToplardamar genişlemesiSperm yapım bozukluğuVarikosel görülme sıklığı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Selman Laçin

Prof. Dr. Selman Laçin

1964 Ankara doğumlu olan Dr.Selman Laçin ilk ve orta öğrenimini Ankara ve İstanbul’da tamamladıktan sonra 1988 yılında GATA Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve 1996’da İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını almıştır. Yardımcı Doçent olarak başladığı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde 2002 yılında Doçent olan Dr.Selman Laçin İsveç Karolinska Enstitüsü Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde,Tel-Aviv Üniversitesi Yardımla Üreme Teknikleri ve Tüp Bebek Merkezinde ve Ankara GATA Tüp Bebek Merkezinde değişik sürelerde çalışmalarda bulunmuştur. Yurt dışı ve yurt içi bilimsel dergilerde yayınlanmış 80 adet makalesi ve çok sayıda bilimsel tebliği ve 4 adet kitap yazımında bilimsel katkısı bulunan Dr.Selman Laçin 2004 – 2007 yılları arasında İstanbul Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde çalışmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.