Doktorsitesi.com

SOSYAL MEDYA VE ÇOCUK

Uzm. Dr. Özlem Uzun
Uzm. Dr. Özlem Uzun
5 Kasım 2017206 görüntülenme
Randevu Al
SOSYAL MEDYA VE ÇOCUK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Medyada Çocuk ve Ergen Güvenliği: İki Temel Boyut

Günümüzde çocukların dijital dünyadaki varlığı iki temel boyutta incelenmelidir. Birinci boyut, ailelerin çocuklarına ait içerikleri kendi hesaplarında paylaşması; ikinci boyut ise çocuk ve ergenlerin kendi hesaplarını oluşturarak sosyal medyayı aktif olarak kullanmasıdır. Her iki durum da çocuk gelişimi ve güvenliği açısından ciddi riskler barındırmaktadır.

Ailelerin Paylaşım Motivasyonları ve Rekabetin Psikolojik Etkileri

Ebeveynlerin çocuklarını sosyal medyada paylaşmalarının altında yatan temel nedenlerden biri onaylanma ve takdir edilme arzusudur. Ancak bu durumun en riskli tarafı, ailelerin rekabet ve haset duygularıyla başa çıkamayıp çocuklarını birer araç olarak kullanmalarıdır.

Çocukların başarılarının, aldıkları belgelerin veya zekâ göstergelerinin sürekli olarak sergilenmesi, diğer aileler üzerinde olumsuz bir baskı oluşturmaktadır. Bu durum şu riskleri beraberinde getirir:

  • Diğer ebeveynlerin kendi çocuklarını kıyaslamasına neden olur.
  • Zaten rekabete dayalı olan eğitim sisteminde çocukların kendilerini yetersiz hissetmesine yol açar.
  • Çocuğun özel hayatının sınırsızca deşifre edilmesi, hem paylaşımı yapanın hem de izleyenin çocukları için risk teşkil eder.

Dijital Mahremiyet İhlalleri ve Fiziksel Güvenlik Riskleri

Bazı aileler, "doğal hallerimizi paylaşıyoruz" savunmasıyla çocuklarının mahremiyetini ihlal eden içerikler yayınlamaktadır. Özellikle iç çamaşırlı görüntüler veya ergenlik dönemine yaklaşan çocukların plaj hallerinin paylaşılması, mahremiyet duygusunu zedelemektedir.

Bu tür paylaşımlar, sosyal medyadaki kötü niyetli kişilerin bu içeriklere ulaşmasına zemin hazırlar. Sokakta yürürken çocuğunun kıyafetine müdahale eden bir ebeveynin, aynı çocuğun mahrem bir fotoğrafını paylaşırken tereddüt etmemesi çocukta kavram kargaşasına neden olur. Mahremiyetin temelleri çocuklukta atılmalıdır.

Ebeveyn Tutumları: Anı Biriktirmek mi, Anı Kaçırmak mı?

Sosyal medyada çocuklarını sürekli birer görsel nesne gibi sunan ve her anı videoya çeken bir ebeveyn grubu mevcuttur. Bu durum, ebeveynlerin çocuklarının büyüme sürecini gerçek hayatta deneyimlemek yerine bir ekran aracılığıyla izlemelerine neden olmaktadır.

EylemSonuç
Sürekli Kayıt AlmakAnı yaşayamamak ve gerçek bağ kuramamak
Onay BeklentisiÇocuğu bir "eser" veya nesne olarak konumlandırmak
Dijital SınırsızlıkMahremiyet bilincinin oluşmasını engellemek

Ebeveynlerin telefonlarını bir kenara bırakıp çocuklarıyla saklambaç oynaması ve bu anı kimseyle paylaşmadan yaşaması, sağlıklı bir gelişim için elzemdir.

Çocukların Kendi Sosyal Medya Hesaplarını Yönetmesi

Günümüzde çocuklar tablet oyunlarından ziyade video platformlarını ve sosyal medya kanallarını takip etmektedir. Kendi yaşıtlarının popülerliğini gören çocuklar, ebeveynlerinden kanal açma talebinde bulunmaktadır. Ailelerin "içinde kalmasın" mantığıyla bu talepleri kabul etmesi, çocuğun motivasyon ve hayal kurma becerilerini olumsuz etkileyebilir.

Çocukların sosyal medyada kontrolsüzce var olma çabası şu tehlikeleri doğurur:

  1. Sapkın kişilerin çocuğa doğrudan ulaşma riski artar.
  2. İlişkilerdeki ve dijital dünyadaki sınırsızlık çocuk tarafından normalize edilir.
  3. Mahremiyet kavramı yeterince gelişmeyen çocuk, dış dünyadan gelecek tehlikelere açık hale gelir.

Unutulmamalıdır ki; mahremiyet bilinci gelişmemiş bir çocuk, her türlü istismara karşı çok daha savunmasız kalacaktır.

Etiketler

İnternet bağımlılığı tedavisiİnternet bağımlılığı tedavi edilmeliİnternet ve teknolojiİnternet ve çocuga riskleriİnternetin olusturdugu sorunlarİnternet bağimliliğiİnternette fazla vakit geçirmeİnternet arkadaşlığıİnternet üzerinden sohbetİnternetten tanışma

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Özlem Uzun

Uzm. Dr. Özlem Uzun

Uzm.Dr Özlem Uzun, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak 2006 yılında Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi  Çocuk Ve Ergen Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim dalında tamamlayarak 2013 yılında Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzmanı Olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.