Doktorsitesi.com

SEREBRAL (BEYİN) ANEVRİZMALARI (BALONCUK)

Prof. Dr. Erol Akgül
Prof. Dr. Erol Akgül
14 Mayıs 2017391 görüntülenme
Randevu Al
  • Beyin anevrizması, damar duvarının zayıflayarak balonlaşmasıdır ve özellikle 40-70 yaş arası kadınlarda daha sık görülerek hayati risk taşır.
  • Anevrizmalar genellikle kanama olana kadar belirti vermezken, ani ve şiddetli baş ağrısı kanamanın en kritik işareti olarak kabul edilir.
  • Tedavi sürecinde cerrahi müdahalenin yanı sıra, kasıktan girilerek yapılan ve iyileşme süresi oldukça kısa olan kapalı endovasküler yöntemler yaygın olarak kullanılır.
SEREBRAL (BEYİN) ANEVRİZMALARI (BALONCUK)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Beyin Anevrizması (Baloncuk) Nedir?

Beyin anevrizması, halk arasında bilinen adıyla beyin baloncuğu, beyin atardamarlarının normal duvar yapısının bozulup zayıflaması sonucunda damarın dışına doğru genişlemesi ve balonlaşmasıdır. Bu durum, damar duvarının direncini kaybetmesiyle ortaya çıkan yapısal bir bozukluktur. Erken teşhis ve doğru tedavi planlaması, hayati risklerin önlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.

Beyin Anevrizması Yaygınlığı ve Risk Grupları

Toplumda beyin anevrizmalarının görülme sıklığı %1 ile %5 arasında değişkenlik göstermektedir. İstatistiksel verilere göre bu durum kadınlarda, erkeklere oranla daha sık gözlemlenmektedir. Anevrizmaların en sık görüldüğü ve kanama riskinin en yüksek olduğu yaş aralığı ise 40-70 yaş arasıdır. Unutulmamalıdır ki, anevrizma boyutu büyüdükçe kanama riski de doğru orantılı olarak artmaktadır.

Beyin Anevrizmaları Neden Önemlidir?

Beyin anevrizmalarının klinik açıdan en önemli özelliği, kanama potansiyeli taşımalarıdır. Anevrizma kanamaları, yüksek ölüm oranına sahip ciddi tıbbi durumlardır. Hasta başarılı bir şekilde tedavi edilse dahi, kanamanın yarattığı hasara bağlı olarak çeşitli kalıcı nörolojik problemler gelişebilmektedir. Bu nedenle, anevrizmanın kanamadan tespit edilmesi hayati bir avantaj sağlar.

Beyin Anevrizması Belirtileri Nelerdir?

Anevrizmaların büyük bir çoğunluğu kanama gerçekleşene kadar herhangi bir belirti göstermez. Kanama dışındaki en yaygın semptom baş ağrısıdır. Özellikle uzun süreli baş ağrısı çekenlerde ağrının karakter değiştirmesi veya ani ve şiddetli baş ağrılarının yaşanması durumunda beyin anevrizması ihtimali değerlendirilmelidir.

Kanama durumunda görülen belirtiler şunlardır:

  • Hayat boyu hissedilen en şiddetli baş ağrısı
  • Bilinç kaybı ve nörolojik değişiklikler
  • Sürekli ve yoğun baş ağrısı
  • Fonksiyon kayıpları

Kanamamış anevrizmalarda görülen belirtiler:

  • Hafif şiddetli baş ağrıları
  • Anevrizmanın çevre dokulara baskı yapmasına bağlı fonksiyon kayıpları
  • Pıhtı atması sonucu oluşan nörolojik sorunlar
  • Sara nöbetleri (epilepsi)

Kanama Riskleri ve İstatistikler

Kanamadan saptanan bir anevrizmanın yıllık kanama riski %1-3 arasındadır. Ancak kanama gerçekleştiğinde tablo ağırlaşmakta; anevrizma kanaması ve buna bağlı komplikasyonlar nedeniyle ölüm oranı %50 seviyesine çıkmaktadır. Kanamış bir anevrizmanın ilk günlerde tekrar kanama riski çok yüksektir ve hastaların yarısında 6 ay içinde tekrar kanama görülür. Bu sebeple kanamış anevrizmaların vakit kaybetmeden tedavi edilmesi zorunludur.

Kimler Risk Altındadır ve Tanı Nasıl Konur?

Özellikle birden fazla anevrizması olan hastaların birinci derece kan bağı bulunan yakınlarında, anevrizma görülme olasılığı 3-4 kat daha fazladır. Bu bireylerin düzenli tarama yaptırması önerilir. Ayrıca aşağıdaki faktörler anevrizma oluşumunu ve kanama riskini tetikler:

Risk FaktörleriAçıklama
Yüksek TansiyonDamar duvarındaki basıncı artırır.
AlışkanlıklarSigara ve alkol kullanımı damar yapısını bozar.
Damar SertliğiArterlerin esnekliğini yitirmesine neden olur.
Kan DeğerleriKanda yağ yüksekliği (kolesterol) risk faktörüdür.

Tanı sürecinde Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) kullanılır. Kanama şüphesinde belden sıvı alınarak inceleme yapılabilir. Kesin tanı ve tedavi planı için ise beyin anjiografisi yapılması şarttır.

Beyin Anevrizması Tedavi Yöntemleri

Beyin anevrizmaları günümüzde iki ana yöntemle tedavi edilmektedir: Cerrahi yöntem ve damar içi (endovasküler) yöntem. Cerrahi yöntemde kafatası açılarak anevrizma metal kıskaçlarla kapatılır. Teknolojik gelişmeler sayesinde, cerrahiye uygun olmayan vakalar da dahil olmak üzere birçok hasta damar içi yöntemlerle sağlığına kavuşabilmektedir.

Endovasküler (Damar Yoluyla) Tedavi Nedir?

Endovasküler tedavi, genel anestezi altında, anjiografi cihazı eşliğinde ve genellikle kasık atardamarından girilerek gerçekleştirilir. Bu yöntemde herhangi bir cerrahi kesi yapılmaz. Süreç şu şekilde işler:

  1. Kateter adı verilen ince tüplerle anevrizmaya ulaşılır.
  2. Anevrizmanın içi koil denilen metal sarmal tellerle doldurulur.
  3. Gerekli durumlarda metalik stentler kullanılarak damar yapısı desteklenir.
  4. Bazı vakalarda sadece özel stentler kullanılarak işlem 20-30 dakika içinde tamamlanabilir.

Tedavi Sonrası İyileşme ve Takip

Endovasküler tedavinin en büyük avantajı, cerrahi kesi olmadığı için iyileşme süresinin kısa olmasıdır. Kanamadan tedavi edilen hastalar genellikle 2-3 gün içinde taburcu edilir. Tedavi sonrasında hastalar; BT, MR ve özellikle anjiografi ile düzenli olarak kontrol edilir. Bu takiplerin amacı, anevrizmanın tamamen kapandığından ve tekrarlamadığından emin olmaktır. Gerekli durumlarda tedaviye ek müdahaleler yapılabilmektedir.

Etiketler

Anevrizma teşhisiBaloncukAnevrezmaEndovaskülerEndovasküler cerebral anevrizmaBaloncuk patlamasıEndovasküler tedaviBeyin anevrizmalariBeyin anevrizması ne demekBeyin anevrizmaları kimlerde görülürBeyin anevrizmalarının belirtileriBeyin anevrizması belirtileri nelerdirBeyin anevrizması detaylarıBeyin anevrizması nasıl tedavi edilirBeyin anevrizmaları nedirBeyin anevrizması tedavisiBeyina anevr

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Erol Akgül

Prof. Dr. Erol Akgül

Prof. Dr. Erol AKGÜL, lisans öncesi eğitimlerini Adana’da tamamlamıştır. 1983 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1990 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1991-1994 yılları arasında ise bir süre Ankara Atatürk Göğüs hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda ve Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde Radyoloji asistanlığı yapmıştır. Ardından 1994 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda ihtisas başlamıştır. 1999 yılında ise Radyoloji Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.