Şema terapi
Şema terapi

Şema terapi, geleneksel bilişsel/davranışçı tedavileri ve kavramları önemli derece de genişletilmiş Young ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilen yenilikçi ve bütünleyici bir terapidir. Terapi, kavramsal modeli ve tedavi modelini birleştirerek bilişsel/davranışçı, bağlanma, Geştalt, nesne ilişkileri, yapılandırmacı ve psikanalitik okullardan gelen zengin unsurları harmanlar. Şema terapi, özellikle bugüne kadar tedavisi zor görülen yerleşikleşmiş kronik psikolojik bozuklukları olan hastalara daha uygun olan psikoterapinin yeni bir sistemini sağlar. Klinik tecrübelerimizde ileri derece kişilik bozukluğu olan hastalara ilaveten, altında Eksen I bozuklukları yatan önemli karakterolojik sorunlar yaşayanlar genellikle şema odaklı terapiye oldukça iyi cevap verirler. Şema terapi, işe evrensel olan bir grup duygusal ihtiyacı kabul etmekle başlar. Bunlar; güvenlik, istikrar, bakım, kabul edilme, özerklik, rekabet, kimlik algısı, ihtiyaç ve duyguları ifade etme özgürlüğü, kendiliğindenlik ve oyun ile kişinin öz-denetiminin oluşumunu teşvik eden gerçekçi sınırlara sahip bir dünyada yaşama ihtiyaçlarını içerir. Şema terapinin öncelikli hedefi geçmişte ihtiyaçları karşılanmamış yetişkinlere, kendi ihtiyaçlarını karşılamaları konusunda yardımcı olmaktır. Şema Terapide kullanılan “şema” kavramı “erken dönem uyum bozucu şema” kavramı yerine kullanılır. Şema terapi, kendimizle ve diğer insanlarla ilgili olarak geliştirdiğimiz olumsuz, uyum bozucu şemaları konu edinir. Şema terapinin özelliklerinden biri olarak, ihtiyaçlar ile ilgili değineceğimiz son nokta ise, danışanları genel olarak ihtiyaçlar ve kendilerinin karşılanmamış (aynı zamanda karşılanmış) ihtiyaçları konusunda eğitmenin kendi başına oldukça güçlü bir girişim olabileceğidir. Danışanları onların aç gözlü değil, ihtiyaç içinde oldukları ve terapinin onlara ihtiyaçlarını karşılamalarında yardım etmeyi amaçladığı bilgisinin verilmesi, geçmişin yargısız ve geleceğin ise odaklanmış ve iyimser bir değerlendirmesini sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Bazı şemalar -özellikle zedeleyici çocukluk deneyimleri sonucu edinilenlerle, benlikle ve kişiler arası dünya ile ilişkili olanlar- etkileri bakımından tehlikeli olabilir. İşte Şema Terapi’nin odağı da, bizim erken dönem uyumsuz şemalar olarak adlandırdığımız ve kişilik bozuklukları, ilişkisel güçlükler ile bazı Eksen I bozukluklarının temelinde yatan bu şemalardır (Rafaeli, Bernstein & Young, 2013).
Şema terapiye göre şemalar onları tanımamıza yarayan üç tane ana özelliğe sahiptir. Birincisi şema bir örüntü ve temadır; çocuklukta başlar ve yaşam boyu tekrar eder. İkinci özellik, bir şema özyıkıcıdr. Bir şema, bizim kendilik algımıza, sağlımıza, diğerleri ile olan ilişkilerimize, işimize, mutluluğumuza, ruh durumlarımıza zarar verir. Hayatımız her yönüne dokunur. Üçüncü özellik ise şemalar hayatta kalmak için savaş verirler. Bunu sürdürmek için güçlü bir itlime hissederiz. Bu tutarlılık, ,insan güdüsünün bir parçasıdır. Biz şemayı biliriz. Şemalar genellikle çocukken yaşadığımız aileye uyum sağlamak için gelişmiştir. Belki bu örüntüler, biz çocukken gerçekçiydi; ancak artık yararlı bir amaca hizmet etmeseler bile, bizim onları sürdürmeye devam etmemiz sorunun kendisidir (Young & Klosko, 2012).
Kısaca Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, gelişimimizin erken dönemlerinde başlayan, yaşamımız boyunca tekrarlanan yıkıcı duygusal ve bilişsel örüntülerdir. Bu tanımlamaya göre bireyin davranışlarının, bizzat şemanın bir parçası olmadığına dikkat edin; Young, kişinin bir şemaya tepki olarak uyumsuz davranışlar geliştirdiği şeklindeki teorisini ortaya koymuştur. Böylelikle davranışlar, şemalar tarafından güdülenir, fakat şemanın bir parçası değildir. Şemalar, genç bireyin ihtiyaçlarının ciddi ölçüde karşılanmadığı, zedeleyici erken dönem deneyimleri sonucunda oluşur. En erken gelişen ve kişinin özüne en yakın olan şemalar, genellikle çekirdek aile içinde gelişir. Şemaların kazanılmasını hızlandıran dört çeşit erken yaşam deneyimi gözlemledik. Bunlardan ilki, kişinin ihtiyaçlarının karşılanması zedeleyici bir şekilde engellenmiştir. Bu deneyim, çocuk “ iyi olandan az aldığında “ ortaya çıkar ve çocukluk çevresinde ki kısıtlıkları yansıtan şemalar içerir. Şema oluşumunu tetikleyen ikinci geçmiş yaşam deneyimlerinin ikincisi travmadır. Burada, çocuk zarar görür ya da mağdur edilir ve tehlike, acı veya tehdidin varlığını yansıtan şemalar geliştirir. Üçüncü tip deneyimde, “çocuk iyi olandan fazla alma” deneyimini yaşar; ebeveynler çocuklarına, ölçülü olduğunda çocuk için sağlıklı olan bazı şeyleri gereğinden fazla sunarlar. Bu durumda çocuğun özerklik veya gerçekçi limitler gibi en temel duygusal ihtiyaçları karşılanmaz. Şema oluşturan dördüncü tip yaşam deneyimi ise, önemli ötekilerle yaşanan seçici içselleştirme ve özdeşimdir (Rafaeli vd.,2013).


Van Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!