Doktorsitesi.com

Selülit ağrı yapar mı ?

Uzm. Dr. İsmail Ağar
Uzm. Dr. İsmail Ağar
14 Eylül 201212917 görüntülenme
Randevu Al
  • Selülit, sadece estetik bir sorun değil, mikro dolaşım bozuklukları ve hormonal etkenler nedeniyle sinir liflerine baskı yaparak ağrıya yol açabilen tıbbi bir hastalıktır.
  • Bu durum cildin en alt katmanı olan hipodermis tabakasında meydana gelir ve hormonal dengesizlikler sonucunda hücreler arası sıvı birikimiyle gelişim gösterir.
  • Yağ hücrelerinin aşırı yağ depolayıp şişmesi ve lenfatik sistem üzerindeki baskının artması, ciltte karakteristik portakal kabuğu görünümünün oluşmasına neden olur.
Selülit ağrı yapar mı ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Selülit Nedir? Tıbbi Tanımı ve Belirtileri

Selülit, tıp literatüründeki adıyla hidrolipodistrofi, sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Selülitli dokunun sinir lifleri üzerinde oluşturduğu basınç, kişiden kişiye şiddeti değişen ağrılara yol açabilmektedir. Bu durum, selülitin sadece bir görünüm bozukluğu olmadığını, tedavi edilmesi gereken tıbbi bir süreç olduğunu kanıtlamaktadır.

Selülit ağrılarının temel nedenlerinden biri, dişilik hormonlarının tetiklediği mikro dolaşımsal bozukluklardır. Bu bozukluk nedeniyle sinir hücreleri yeterince kanlanamaz ve ihtiyaç duyduğu oksijeni alamaz. Her kadının ortak sıkıntısı olan bu tablo, ileri derecelerde yaşam kalitesini etkileyen ağrılı bir sürece dönüşebilir.

Cilt Anatomisi ve Selülitin Oluştuğu Katmanlar

Selülit oluşum mekanizmasını kavramak için cildin anatomik yapısını incelemek gerekir. Cilt ve altı dokular üç ana katmandan oluşur:

  1. Epidermis: Cildin en üst tabakasıdır ve 0.2 mm'den daha incedir.
  2. Dermis: Epidermisin altında yer alan, 4 mm kalınlığındaki konnektif ağdır. Cildin yenilenmesinden ve kırışmasından sorumlu olan fibroblast hücreleri bu katmanda bulunur.
  3. Cilt Altı Dokusu (Hipodermis): Yağ dokusunun yoğun olduğu bu katman, asıl hidrolipodistrofi probleminin yaşandığı bölgedir.

Selülit Oluşum Mekanizması ve Hormonal Etkiler

Selülit, öncelikle mikro dolaşımsal bozukluklara bağlı olarak gelişen bir cilt altı yağ dokusu hastalığıdır. Kan sirkülasyon sistemi ve lenfatik atılım, vücutta karmaşık bir damarsal ağ tarafından yönetilir. Bu sistemin iki kritik görevi vardır: Metabolik gereksinimleri sağlamak ve vücut sıcaklığını düzenlemek.

FaktörEtkisi
Hormonal DengeProgesteron ve folikülin hormonları sıvı atılımı/tutulumunu dengeler.
DengesizlikHormonal bozukluklar, hücreler arası sıvı üretiminde dengesizliğe yol açar.
Mikro DolaşımYetmezlik durumunda yağ hücrelerinin normal işleyişi bozulur.

Portakal Kabuğu Görünümü Nasıl Oluşur?

Süreç, mikro dolaşımsal yetmezliğin yağ hücrelerinin işleyişini bozmasıyla başlar. Bu aşamadan sonra şu döngü gerçekleşir:

  • Yağ hücreleri aşırı miktarda yağ depolamaya başlar ve büyür.
  • Hücreler arası boşlukta sıvı birikmesi meydana gelir.
  • Birikmiş sıvı basıncı ve lenfatik sistem üzerindeki baskı, yağ hücrelerinde yapısal değişikliklere neden olur.
  • Yağ hücreleri, aşırı yağ içeriği ile şişerek adeta kilitli kalır ve bölgesel şişlikler oluşturur.

Bu karmaşık sürecin sonucunda, selülitin karakteristik özelliği olan portakal kabuğu görünümü ortaya çıkar. Unutulmamalıdır ki; selülit (hidrolipodistrofi) bir dolaşım ve doku hastalığıdır.

Etiketler

Selülit ağrı yaparmıSelülit tedavisi kalıcımıdırSelülit tedavisiSelülit

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. İsmail Ağar

Uzm. Dr. İsmail Ağar

Uz. Dr. İsmail Ağar 1961 Doğumlu. 1985 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nörolöji klniğinde bir yıl süreli volanter hekim olarak çalıştı İstanbul Haydarpaşa Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Merkezi Araştırma Hastanesinde Eğitim ve araştırma görevlisi olarak Kardiovasküler Anestezi Yoğun Bakım ve Beslenme Uzmanlığı yaptı. Tıp fakültesi sonrasında Akupunktur, Mezoterapi ve Medikal Estetik dallarında çalışmaya başladı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.