Doktorsitesi.com

Screening of coronary artery anomalies in 11,707 patients reveals that the radial approach is safe for cannulating coronary anomalies K. Özbek, H. Katlandur, A. Keser, Ş. Ulucan, H. Özdil, M.S. Ülgen

Prof. Dr. Şeref Ulucan
Prof. Dr. Şeref Ulucan
10 Ocak 2023111 görüntülenme
Randevu Al
Abstract Objective: This study evaluated the transradial approach for its ability to diagnose coronary artery anomalies, its requirement for catheter usage, the number of images obtained and fluoroscopy time required. Patients and methods: A total of 11,707 patients' coronary angiograph reports from January 2009 to January 2016 were evaluated with 179 patients identified as having coronary artery anomalies. Subsequent analyses compared patients' access sites with multiple angiographic parameters, including the number of images obtained, catheters used, and the fluoroscopy time required. RESULTSesults: The frequency of coronary artery anomalies identified by angiographies was 0.015%. Coronary anomalies were detected by transradial access (TRA) in 133 patients and by transfemoral access (TFA) in 46 patients. The most common anomaly was in the right coronary artery originating from the left sinus Valsalva (71 patients; 39.2%). The fluoroscopy times required and the number of catheters used was similar between the TRA and TFA groups (p = 0.887 and 0.302, respectively) while the number of images obtained during coronary angiographies was higher in the TFA group (p = 0.021). Conclusions: TRA is safe and effective for cannulation and the diagnosis of congenital coronary artery anomalies.
Screening of coronary artery anomalies in 11,707 patients reveals that the radial approach is safe for cannulating coronary anomalies K. Özbek, H. Katlandur, A. Keser, Ş. Ulucan, H. Özdil, M.S. Ülgen
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Koroner Arter Anomalilerinde Transradyal ve Transfemoral Yaklaşımın Karşılaştırılması

Bu bilimsel çalışma, koroner arter anomalilerinin (KAA) teşhisinde transradyal yaklaşımın (TRA) etkinliğini; kateter kullanımı, elde edilen görüntü sayısı ve floroskopi süresi gibi kritik parametreler üzerinden değerlendirmektedir. Araştırma, invaziv kardiyolojide transradyal erişimin tanısal gücünü ve operasyonel verimliliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Araştırma Yöntemi ve Hasta Popülasyonu

Çalışma kapsamında, Ocak 2009 ile Ocak 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplam 11.707 koroner anjiyografi raporu titizlikle incelenmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, koroner arter anomalisi saptanan 179 hasta analiz grubuna dahil edilmiştir. Hastaların erişim bölgeleri; kullanılan kateter sayısı, çekilen görüntü sayısı ve ihtiyaç duyulan floroskopi süresi gibi anjiyografik verilerle karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.

Anjiyografi Bulguları ve İstatistiksel Sonuçlar

Yapılan anjiyografiler sonucunda koroner arter anomalisi görülme sıklığı %0,015 olarak belirlenmiştir. Anomalilerin saptandığı hastaların dağılımı ve teknik veriler şu şekildedir:

  • Erişim Yolu Dağılımı: Koroner anomaliler 133 hastada transradyal erişim (TRA), 46 hastada ise transfemoral erişim (TFA) yoluyla tespit edilmiştir.
  • En Sık Rastlanan Anomali: Sol sinüs Valsalva'dan köken alan sağ koroner arter anomalisi, 71 hasta (%39,2) ile en yaygın tip olarak kaydedilmiştir.
  • Operasyonel Parametreler: Floroskopi süreleri ve kullanılan kateter sayıları açısından TRA ve TFA grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (sırasıyla p = 0.887 ve 0.302).

Teknik Parametrelerin Karşılaştırmalı Tablosu

ParametreTransradyal Erişim (TRA)Transfemoral Erişim (TFA)P Değeri
Hasta Sayısı13346-
Floroskopi SüresiBenzerBenzer0.887
Kateter SayısıBenzerBenzer0.302
Görüntü SayısıDaha DüşükDaha Yüksek0.021

Sonuç ve Klinik Değerlendirme

Araştırma verileri, koroner anjiyografi sırasında elde edilen görüntü sayısının TFA grubunda daha yüksek olduğunu (p = 0.021) göstermektedir. Elde edilen tüm bulgular ışığında, transradyal yaklaşımın (TRA) konjenital koroner arter anomalilerinin kanülasyonu ve teşhisinde güvenli ve etkili bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Şeref Ulucan

Prof. Dr. Şeref Ulucan

Porf Dr. Şeref ULUCAN, 15 Eylül 1968 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak 1993 yılında tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde  yapmış ve 1997 yılında Kardiyoloji Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.