Doktorsitesi.com

Şarbon Tehlikesi

Uzm. Dr. Şafak Göktaş
Uzm. Dr. Şafak Göktaş
7 Eylül 2018574 görüntülenme
Randevu Al
Şarbon Tehlikesi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Şarbon Nedir? Hastalığın Genel Özellikleri ve Yayılımı

Şarbon, temel olarak infekte hayvanlardan insanlara bulaşan ve etkeni Bacillus anthracis isimli bakteri olan ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Dünya genelinde ve ülkemizde görülme sıklığı azalma eğiliminde olsa da, Türkiye'de başta Doğu Anadolu Bölgesi olmak üzere birçok ilde hem hayvanlarda hem de insanlarda şarbon olgularına halen rastlanmaktadır.

Enfeksiyon, insanlara infekte hayvanlarla temas sonucunda direkt veya indirekt yollarla bulaşmaktadır. Özellikle hayvansal ürünlerin sanayide işlenmesi süreci bulaş riskini artırır. Keçi kılı, yün, deri, post ve kemik gibi materyallerin işlenmesi esnasında bakterinin bulaşma ihtimali bulunmaktadır.

Şarbon Risk Grupları ve Bulaşma İstatistikleri

Ülkemizde görülen şarbon vakaları genellikle tarımsal kökenli bir seyir izlemektedir. Bu durum, belirli meslek gruplarını doğrudan risk altına sokmaktadır. Hastalık yönünden birincil risk grupları şunlardır:

  • Hayvancılıkla uğraşanlar
  • Kasaplar
  • Veteriner hekimler

Şarbon hastalığının insanlar arasında bulaşma riski oldukça düşüktür. Hastalığın klinik seyri, bakterinin vücuda giriş yoluna göre farklılık gösterir. Aşağıdaki tabloda şarbon türlerinin görülme sıklığı ve ölüm oranları özetlenmiştir:

Şarbon TürüGörülme SıklığıÖlüm Oranı (Tedavi ile)
Deri Şarbonu%95<%2
Akciğer Şarbonu<%5~%50
Gastrointestinal (GİS) Şarbonu<%5~%50

Şarbonun Klinik Formları ve Belirtileri

1. Deri Şarbonu

Şarbon vakalarının %95'ini oluşturan en yaygın formdur. Hastalık, genellikle küçük ve ağrısız ancak sıklıkla kaşıntılı bir papül olarak başlar. Papül büyüdükçe vezikül halini alır ve iki gün içinde ülserleşerek çevresinde ödem bulunan karakteristik siyah eskar (kabuk) yapısını oluşturur. Laboratuvar incelemelerinde, veziküler sıvının gram boyamasında pozitif koklar saptanmaktadır.

2. Akciğer Şarbonu

Vakaların %5'inden azını oluşturan nadir fakat tehlikeli bir formdur. İnkübasyon süresi yaklaşık 10 gün olsa da bazı durumlarda bu süre uzayabilir. Başlangıçta Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu (ÜSYE) belirtileri gösteren hastalık; kısa sürede dispne (nefes darlığı), öksürük, titreme ve bakteriyemi ile şiddetli bir seyir kazanır. Hemorajik bir mediastinit şeklinde ilerleyen bu form son derece fataldir.

3. Gastrointestinal Sistem (GİS) Şarbonu

Oldukça nadir görülen bu form, mukozal ülserasyonun eşlik ettiği bir mezenterik adenit tablosudur. Genellikle Afrika ve Asya kıtalarında bildirilen vakalar mevcuttur.

Şarbon Tanı ve Teşhis Süreçleri

Şarbon tanısında hastanın öyküsü ve klinik bulgular hayati önem taşır. Deri lezyonunun büyüklüğü ile orantısız ödem varlığı ve enfeksiyonun başlangıç evresinde ağrı olmaması en belirgin klinik ipuçlarıdır. Tanı sürecindeki teknik detaylar şunlardır:

  • Gram Boyama: PNL (Polimorfonükleer lökosit) oranının düşük olması dikkat çekicidir.
  • Kültür: Organizma kanlı agarda (KAB) kolayca ürer; hemoliz yapmayan, gri-beyaz koloniler oluşturur.

Tedavi Yöntemleri ve Korunma Yolları

Şarbon tedavisinde erken müdahale hayat kurtarıcıdır. Deri şarbonu, Penisilin-G (Pen-G) tedavisine 7-10 gün içinde iyi yanıt verir. Ayrıca Doksisiklin de deri şarbonu tedavisinde oldukça etkilidir. Penisilin alerjisi olan bireylerde ise Siprofloksasin ve Kloramfenikol kullanımı endikedir.

Hastalıktan korunma stratejileri kapsamında, riskli gruplar için geliştirilmiş bir şarbon aşısı mevcuttur. Bakteri ile temas eden kişilerde akciğer hastalığı gelişimini önlemek amacıyla Doksisiklin veya Siprofloksasin profilaksisi uygulanabilir. Bu koruyucu tedavinin en az 6 hafta sürdürülmesi gerekmektedir.

Etiketler

şarbonşarbon tedavisişarbon tanısışarbondan korunmaderi şarbonuakciğer şarbonuşarbon tehlikesişarbon nedirşarbon hakkındaşarbondan korunma yolları

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Şafak Göktaş

Uzm. Dr. Şafak Göktaş

Uzm. Dr. Şafak GÖKTAŞ, 18 Mayıs 1980 tarihinde Ankara'da doğmuştur. Çocukluğu, babasının da doktor olması sebebiyle pek çok farklı şehirde geçmiştir; Ankara, Eskişehir, İstanbul ve Erzincan gibi. Yine babasının mecburi hizmeti nedeniyle 6 sene Erzincan’da yaşamış ve ilköğrenimini Erzincan’da tamamlamıştır. Bu süreçte Anadolu kültürü ile tanışma fırsatına sahip olmuş ve hayatı boyunca sürdüreceği değerli arkadaşlıklar kurmuştur. 1992 yılında yaşanan büyük Erzincan depreminde oturdukları SSK lojmanındaki apartman tamamen yıkılmış ve enkaz altından sağ kurtularak ailecek ikinci hayatımız adını verdikleri yeni hayatlarına başlamışlardır. Ardından İstanbul’a gelmişler ve Uzm. Dr. Şafak GÖKTAŞ, ortaokul ve lise öğrenimini İstanbul’da, hayat görüşünün de temellerini attığını söylediği, şehrin en iyi okullarından olan Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.