Doktorsitesi.com

ROTAVİRÜS ENFEKSİYONLARI

Uzm. Dr. Abdulkadir Yıldırım
Uzm. Dr. Abdulkadir Yıldırım
4 Mayıs 2022248 görüntülenme
Randevu Al
Akut gastroenteritler özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklarda önemli bir mortalite ve morbidite nedenidir. Gastroenteritlerle ilişkili mortalitenin beş yaşın altındaki çocuklarda her yıl yaklaşık iki milyon olduğu tahmin edilmektedir ve bunun % 85’i gelişmekte olan ülkelerde görülür. Akut gastroenteritlerde etken viral, bakteriyel, paraziter ve fungal olabilmektedir. Viruslar, tüm infeksiyöz ishallerin % 50-70’inden sorumludur.
ROTAVİRÜS ENFEKSİYONLARI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Akut Gastroenterit Nedir ve Neden Önemlidir?

Akut gastroenteritler, özellikle çocuklarda ve yaşlılarda yüksek morbidite ve mortalite (hastalık ve ölüm) oranlarıyla seyreden, ulusal ve uluslararası ölçekte salgınlara yol açabilen kritik bir sağlık sorunudur. Gelişmekte olan ülkelerde çocuk ölümlerinin en önemli nedenleri arasında yer alan bu tablo, her yıl beş yaş altı yaklaşık iki milyon çocuğun hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Bu ölümlerin %85'i gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.

Enfeksiyöz ishallerin etkenleri viral, bakteriyel, paraziter veya fungal kaynaklı olabilmektedir. Ancak tüm vakaların %50-70 gibi büyük bir kısmından virüsler sorumludur. Hastalığın şiddeti ve etken türü; hastanın yaşına, mevsime ve yaşanılan coğrafi bölgeye göre farklılıklar göstermektedir.

Çocuklarda En Sık Görülen Viral Etkenler

Çocukluk döneminde akut gastroenterite en sık yol açan viral etkenler arasında rotavirüs, insan kalisivirüsleri (norovirüs ve sapovirüsler), astrovirüs ile adenovirüs tip 40 ve tip 41 yer almaktadır. Bu etkenler arasında rotavirüs, dünya genelinde en yaygın ve ağır ishal kliniğine yol açan ajandır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, rotavirüs enfeksiyonu nedeniyle hayatını kaybeden çocuk sayısı 2000 yılında 528.000 iken, aşılama ve farkındalık çalışmalarıyla 2013 yılında 215.000 seviyesine gerilemiştir. Rotavirüs, ılıman iklimlerde tipik olarak kış aylarında (Aralık ve Ocak) pik yaptığı için halk arasında "kış ishali" veya "infantil ishal" olarak da adlandırılır.

Rotavirüsün Yapısı ve Bulaşma Yolları

Rotavirüs, Reoviridae ailesine mensup, çift zincirli ve 11 segmentli bir RNA virüsüdür. İnsanları enfekte eden A, B ve C grupları bulunmakla birlikte, en sık karşılaşılan tür Grup A'dır. Virüsün kuluçka süresi 12 saat ile 4 gün arasında değişmektedir. Enfeksiyon özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda daha sık ve ağır seyretmektedir.

Rotavirüs oldukça bulaşıcıdır ve şu yollarla yayılım gösterir:

  • Fekal-oral yol: Temel bulaşma yolu olup su kaynakları, kanalizasyon ve kişisel hijyen eksikliği ile ilişkilidir.
  • Doğrudan temas: Hasta bir kişiye veya virüsü taşıyan birinin ellerine dokunmak.
  • Kontamine nesneler: Virüs bulaşmış eşyalar, yiyecekler ve içecekler.
  • Damlacık yolu: Virüs ayrıca öksürme ve hapşırma yoluyla da bulaşabilmektedir.

İshal başlamadan günler öncesinden, iyileşmeden sonraki 10. güne kadar dışkı yoluyla virüs atılımı devam edebilmektedir.

Klinik Belirtiler ve Hastalık Seyri

Rotavirüs enfeksiyonunun klinik tablosu, belirtisiz (asemptomatik) seyirden ölümcül dehidratasyon (sıvı kaybı) tablosuna kadar geniş bir yelpazede değişebilir. Klinik hastalık genellikle 6. ve 24. aylar arasında görülür ve bir yaş civarında zirve yapar.

Karakteristik semptomlar şunlardır:

  • Ani başlayan, kan ve müküs içermeyen sulu ishal.
  • İshal öncesinde veya sonrasında gelişen kusma.
  • Belirgin sıvı kaybı ve metabolik asidoz.
  • İmmün yetmezliği olan vakalarda olası karaciğer hasarı.

Hastalık genellikle 4-8 gün içinde kendiliğinden sınırlanır ve tam iyileşme sağlanır. Ancak ağır vakalarda hastaneye yatış zorunludur.

Tanı ve Laboratuvar Yöntemleri

Viral ve bakteriyel gastroenteritleri klinik olarak ayırt etmek zor olduğundan kesin tanı için laboratuvar desteği şarttır. En güvenilir tanı, akut dönemde taze dışkıda viral antijenin veya nükleik asidin gösterilmesiyle konur.

Günümüzde tanı amacıyla şu yöntemler kullanılmaktadır:

  1. Enzim İmmünoassay (EIA): Antijen arama prensibine dayanır.
  2. İmmünokromatografi: Hızlı ve basit sonuç veren kaset testler.
  3. PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu): Moleküler düzeyde tespit sağlar.

Özellikle immünokromatografik kaset testler, dışkı örneğinde aynı anda hem Rotavirüs hem de Adenovirüs antijenlerini tespit edebilen hızlı ve etkili bir yöntemdir.

Korunma Yolları ve Aşılama Stratejileri

Akut gastroenteritlerden korunmada emzirme, el yıkama ve hijyen kuralları temel stratejilerdir. Ancak virüsün düşük dozlarda bile bulaşabilmesi ve çevresel koşullara dayanıklı olması nedeniyle en etkili korunma yolu aşılamadır.

Dünya Sağlık Örgütü, çocuk ölümlerini azaltmak için rotavirüs aşısının ulusal bağışıklama programlarına alınmasını önermektedir. Günümüzde kullanılan iki temel aşı türü bulunmaktadır:

ÖzellikPRV (RotaTeq®)HRV (Rotarix®)
Doz Sayısı32
Önerilen Şema2-4-6. Ay2-4. Ay
İlk Doz Min. Yaş6 Hafta6 Hafta
İlk Doz Maks. Yaş14 Hafta 6 Gün14 Hafta 6 Gün
Dozlar Arası Min. Süre4 Hafta4 Hafta
Son Doz Maks. Yaş8 Ay8 Ay

Aşılamayı takiben, vakaların %20'sinde 4. günde görülen hafif ateş dışında ciddi bir yan etki saptanmamıştır. Yaşamın erken döneminde yapılan aşılama, şiddetli enfeksiyon ataklarını ve buna bağlı ölümleri önlemede en etkin yöntemdir.

Etiketler

RotavirüsÇocukta rota virüs aşısıdiyareİshal

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Abdulkadir Yıldırım

Uzm. Dr. Abdulkadir Yıldırım

Uzm. Dr. Abdulkadir Yıldırım ; 1968 yılında Eskişehir'de doğmuştur.  İlk öğrenimini İzmir, orta öğrenimi de Elazığ'da tamamlamıştır. 1986 yılında Maltepe Askeri Lisesini (eğitim dili İngilizce) bitirdikten sonra Gülhane Askeri Tıp Akademisinde okumaya başlamıştır. 1986-1992 yılları arasında tıp eğitimini tamamlayarak Tabip Teğmen olarak mezun olmuştur. Mezuniyet sonrasında bir yıl süreyle GATA bünyesinde staj gördükten sonra Eskişehir 1 inci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda pratisyen tabip olarak görev yapmıştır. 1994 yılında Eskişehir Hava Hastanesi'nde Uçuş Tabipliği kursu ve 1994-1995 yılında dokuz ay süreli bir kurs ile ileri İngilizce eğitimi almıştır. 1995-1999 yılları arasında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinde uzmanlık eğitimi almıştır. 1999 yılında "Gram Negatif Bakterilerde Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz (ESBL) Direnci" konulu uzmanlık tezini başarıyla tamamlayarak Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı olmuştur. 1999 -2005 yılları arasında Kayseri Asker Hastanesi, 2006-2010 yılları arasında UT Southwestern Medical Center (Division of Infectious Diseases and Geopraphic Medicine), 2010 - 2013 yılları arasında Özel Acıbadem Eskişehir Hastanesi, 2013-2015 yıllları arasında UT Southwestern Medical Center (Pulmonary and Critical Care Medicine) ve 2015-2019 tarihleri arasında da Özel Medicana Sivas Hastanesinde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı ve Yoğun Bakım konsültan hekimi olarak çalışmıştır. 05.11.2011 tarihinde Refik Saydam Hıfzısıhha Sağlık Merkezince verilen Hastane Enfeksiyonları Enfeksiyon Kontrol Hekimliği Ulusal Sertifa Programını başarı ile tamamlayarak “Enfeksiyon Kontrol Hekimi” sertifikamı aldım. 01.10.2019 tarihinden beri de Özel Şişli Kolan International Hospital Hastanesinde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı olarak çalışıyorum. Türk Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD), Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği (TDYC), Türk Yoğun Bakım Derneği, Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti (TMC), Viral Hepatitle Savaşım Derneği (VHSD), Hastane İnfeksiyonları ve Kontrolü Derneği (HİDER), Antibiyotik ve Kemoterapi Derneği (ANKEM), Dezenfeksiyon Antisepsi ve Sterilizasyon Derneği (DAS), Türkiye Kan Merkezleri ve Transfüzyon Derneği (TKMTD), Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (ÇEHAD), Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD) ve Türk İmmunoloji Derneği (TİD) üyesidir.
İlgi alanlarım;

Novel C

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.