Doktorsitesi.com

Rahim içi yapışıklıklar ve kısırlık hakkında

Prof. Dr. Özay Oral
Prof. Dr. Özay Oral
19 Nisan 2016352 görüntülenme
Randevu Al
  • Rahim içi yapışıklık (Asherman Sendromu), genellikle kürtaj operasyonları veya enfeksiyonlar sonrasında rahim duvarlarının birbirine yapışmasıyla oluşan ve üreme sağlığını olumsuz etkileyen bir durumdur.
  • Adet miktarında azalma veya adet görememe en temel belirtiler olup kesin tanı ve tedavi için altın standart yöntem Histeroskopi'dir.
  • Tedavi sonrası tekrar yapışmayı önlemek amacıyla hormon tedavisi ve bariyer yöntemleri kullanılırken, tam iyileşme süreci genellikle iki ay sürmektedir.
Rahim içi yapışıklıklar ve kısırlık hakkında
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Rahim İçi Yapışıklık Nedir? (Asherman Sendromu)

Tıbbi literatürde sineşi, adhezyon veya Asherman Sendromu olarak adlandırılan rahim içi yapışıklık, rahim duvarlarının birbirine yapışması sonucu oluşan bir durumdur. Genellikle doğum sonrası veya düşük sonrası gerçekleştirilen kürtaj operasyonlarını takiben gelişen bu tablo, rahim sağlığını ve üreme potansiyelini doğrudan etkilemektedir.

Rahim İçi Yapışıklık Neden Olur?

Rahim içerisinde gerçekleştirilen cerrahi müdahalelerin tamamı ve rahim içinde gelişen enfeksiyonlar yapışıklık riskini beraberinde getirir. Özellikle tüberküloz enfeksiyonu bu durumun başlıca nedenleri arasındadır. Yapışıklığa en sık yol açan faktörler şunlardır:

  • Doğum sonrası rahimde plasenta (eş) kalması ve buna bağlı yapılan küretaj işlemleri.
  • Kalp atımı durmuş ancak fark edilmemiş (missed abortus) gebeliklerde uygulanan kürtajlar.
  • Rahim içi operasyonlar ve kronik enfeksiyon süreçleri.

İstatistiksel verilere göre rahim içi yapışıklıklar; kısırlık sorunu yaşayan hastaların %4'ünde, tekrarlayan düşük öyküsü olan kadınlarda ise %5 ile %39 arasında değişen oranlarda görülmektedir.

Rahim İçi Yapışıklık Belirtileri ve Tanı Yöntemleri

Kürtaj operasyonundan sonraki 6-8 haftalık süreçte normal adet döngüsünün başlamaması veya adet miktarının belirgin şekilde azalması, rahim içi yapışıklıktan şüphelenilmesi gereken temel bulgudur. Hafif vakalarda sadece kanama miktarında azalma görülürken, ağır vakalarda hiç adet görememe durumu söz konusudur.

Tanı ve Teşhis Süreci:

  1. Ultrasonografi: İlk değerlendirme aşamasında kullanılır.
  2. Rahim Filmi (HSG): Yapışıklığın yerini ve boyutunu belirlemede etkilidir.
  3. Sulu Ultrason (SİS): Rahim içine serum verilerek yapılan detaylı incelemedir.
  4. Histeroskopi: Hem kesin tanı koymayı hem de eş zamanlı tedaviyi sağlar.

Özellikle tüp bebek hastalarında, rahim iç tabakasının (endometrium) ince kalması en tipik bulgulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Rahim İçi Yapışıklık Tedavi Yöntemleri

Rahim içi yapışıklıkların tedavisi günümüzde hemen her zaman Histeroskopi yöntemi ile gerçekleştirilir. Tedavi süreci yapışıklığın yaygınlığına göre farklılık gösterir:

Yapışıklık DerecesiTedavi Yaklaşımı
Hafif VakalarKolaylıkla açılabilir ve iyileşme hızlıdır.
Yaygın ve Kalın YapışıklıklarÇok deneyimli bir hekim tarafından müdahale edilmelidir.

Dikkat Edilmesi Gereken Riskler: Deneyimsiz ellerde yapılan müdahaleler; rahim delinmesi, mesane ve bağırsak yaralanmaları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Tedavi Sonrası İyileşme ve Tekrarı Önleme

Operasyon sonrası tekrar yapışma riskini minimize etmek için hormon tedavisi, antibiyotik kullanımı ve rahim içine yerleştirilen özel bariyer maddelerden yararlanılır. Bazı durumlarda işlemden bir hafta sonra kontrol yapılarak balon yöntemiyle yeniden açma işlemi gerekebilir. Tam iyileşme süreci genellikle iki ayda tamamlanmaktadır.

Etiketler

HisteroskopiHsg filmAşerman sendromu tedavisiRahimiçi yapişiklikKisirlik

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Özay Oral

Prof. Dr. Özay Oral

Prof. Dr. Özay ORAL, tıp eğitimini 1980 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Zeynep Kamil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapmış ve 1985 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.