Doktorsitesi.com

RAHİM AĞZI KANSERİNİ ÇOK ERKEN YAKALAMAK MÜMKÜN

Dr. İlkkan Dünder
Dr. İlkkan Dünder
15 Ocak 2018161 görüntülenme
Randevu Al
RAHİM AĞZI KANSERİNİ ÇOK ERKEN YAKALAMAK MÜMKÜN
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Rahim Ağzı Kanseri: Erken Teşhisle %95 Başarı Oranı

Rahim ağzı kanseri, jinekolojik kanser türleri arasında en sık görülen ilk üç hastalık arasında yer almaktadır. Günümüzde tıp dünyasındaki gelişmeler sayesinde, bu kanser türü erken evrede tespit edildiğinde tedavi şansı %95’in üzerine çıkabilmektedir. Kansere neden olan temel etkenin HPV (Human Papilloma Virus) olduğunun kesinleşmesi, dünya genelinde hem tarama yöntemlerine hem de HPV aşısına verilen önemi artırmıştır.

Prekanseröz Lezyonlar ve Yaş Faktörü

Geçmiş yıllarda genellikle 40'lı yaşlardan sonra teşhis edilen rahim ağzı kanseri, günümüzde 18-20'li yaşlardan itibaren prekanseröz lezyonlar (kanser öncesi hücre değişimleri) şeklinde kendini gösterebilmektedir. Bu durumun temel nedenleri şunlardır:

  • Cinsel temas başlangıç yaşının erkene çekilmesi.
  • HPV'nin cinsiyetler arasındaki geçiş hızının artması.
  • Teknolojik gelişmeler sayesinde lezyonların çok daha erken evrede saptanabilmesi.

Uzmanlar, gerekli önlemler ve taramalarla birlikte rahim ağzı kanserinin gelecekte yeryüzünden silinen ilk kanser türü olabileceğini öngörmektedir.

HPV Virüsü ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi

HPV virüsü vücuda girdikten sonra, sağlıklı bir bağışıklık sistemi tarafından büyük oranda yok edilir. İstatistiksel olarak HPV'nin vücuttan temizlenme süreci şu şekildedir:

Zaman DilimiBağışıklık Sistemi Tarafından Yok Edilme Oranı
İlk 1 Yıl%70
İkinci Yılın Sonu%91

Ancak, kanser yapma potansiyeli yüksek olan HPV tipleri bulaşan her 100 kişiden 9'unda prekanseröz lezyonlar gelişmekte ve bu durum kansere ilerleyebilmektedir. Bu lezyonların genç yaşlarda görülmesi, 30-35 yaş aralığındaki vaka sayısının son 20 yıla oranla ciddi şekilde artmasına neden olmuştur.

Dünyada ve Türkiye'de HPV İstatistikleri

Dünya genelinde yaklaşık 650 milyon kişide (her 11 kişiden biri) farklı tiplerde HPV bulunmaktadır. HPV'nin 200'e yakın alt tipi olsa da, sadece 5 özel tip tüm rahim ağzı kanserlerinin %85'inden sorumludur. Türkiye'de ise her yıl yaklaşık 1600 yeni vaka tespit edilmektedir; ancak doktora erişimi kısıtlı bölgeler göz önüne alındığında bu rakamın daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir.

Risk Faktörleri: Kanser Sürecini Ne Hızlandırır?

Prekanseröz lezyonların hangi durumlarda kesin olarak kansere dönüşeceği net olmasa da, süreci hızlandıran ve riski artıran belirli faktörler bulunmaktadır:

  • Sigara Kullanımı: Hem risk artırıcı hem de kansere gidişatı hızlandırıcı bir etkendir.
  • Poligami (Çok Eşlilik): Her iki cinsiyet için de virüsle temas riskini artırır.
  • Zayıf Bağışıklık Sistemi: Bağışıklığı baskılayan ilaçlar veya hastalıklar kanser oluşumunu tetikleyebilir.
  • Tekrarlayan Enfeksiyonlar: Farklı HPV tiplerine ardı ardına maruz kalmak riski yükseltir.

Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Kanser öncesi gelişim dönemi genellikle sessiz seyreder ve belirti vermez. CIN 1, CIN 2 ve CIN 3 olarak tanımlanan bu evrelerin kansere dönüşmesi 10-15 yıl sürebilir. Bu uzun süreç, müdahale için büyük bir fırsattır.

Kullanılan Tarama Testleri

  1. Pap Smear Testi: En yaygın, ucuz ve kolay yöntemdir. Prekanseröz lezyonları büyük oranda saptar.
  2. HPV DNA Testi: Günümüzde altın standart kabul edilen, virüsün varlığını doğrudan saptayan testtir.
  3. Kolposkopi: Rahim ağzının mikroskop benzeri bir cihazla ayrıntılı incelenmesidir.

Tedavi Seçenekleri

Lezyonların derecesine ve hastanın durumuna göre şu yöntemler uygulanır:

  • Koterizasyon, Krioterapi veya LEEP işlemleri.
  • İlerlemiş vakalarda, hastanın yaşı ve çocuk isteği de değerlendirilerek rahmin alınması.

Önemli Not: İlk cinsel temastan itibaren taramalara başlanmalıdır. 30 yaşından itibaren her 5 yılda bir HPV DNA testi yapılması veya düzenli Smear testi kontrolleri hayati önem taşır.

Etiketler

Rahim ağzı kanseri

Yazar Hakkında

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.