Doktorsitesi.com

POLİKİSTİK OVER SENDROMU NEDİR? (PCOS)

Op. Dr. Sevim Turhan
Op. Dr. Sevim Turhan
25 Nisan 2016533 görüntülenme
Randevu Al
POLİKİSTİK OVER SENDROMU NEDİR?  (PCOS)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Polikistik Over Sendromu (PCOS): Tanı ve Belirtiler

Polikistik over sendromu (PCOS), kadınlarda adet düzensizliği ve kıllanma şikayetlerinin en yaygın nedenleri arasında yer almaktadır. Klinik bulguları bireyden bireye büyük değişkenlik gösteren bu sendromun tanısında belirli kriterler esas alınır. Tanı süreci, majör ve minör kriterlerin değerlendirilmesiyle gerçekleştirilir.

PCOS Tanı Kriterleri

KategoriKriterler
Majör Kriterler1. Kronik anovülasyon (yumurtlama olmaması) <br> 2. Hiperandrojenemi (kıllanma hormonlarının yüksekliği veya fiziksel kıllanma)
Minör Kriterler1. İnsülin direnci <br> 2. Erken dönemde başlayan kıllanma ve obezite <br> 3. Artmış LH/FSH oranı <br> 4. Androjen yüksekliğiyle birlikte görülen yumurtlama bozukluğu

Klinik Seyir ve Fiziksel Bulgular

Polikistik over sendromunda, seyrek adet görmeden amenore (hiç adet görememe) durumuna kadar uzanan geniş bir yelpazede adet bozuklukları izlenir. PCOS'lu hastalarda anovülasyon (yumurtlama olmaması) temel bir kuraldır; hatta düzenli adet gören hiperandrojenik kadınların %21’inde dahi bu duruma rastlanır.

Genç kızlarda görülen sivilce (akne) problemlerinin büyük bir çoğunluğu PCOS ile ilişkilidir. Ayrıca, bu sendrom obezite hastalarının %50’sinden fazlasında görülmektedir. Makroskobik açıdan incelendiğinde, PCOS'lu kadınların yumurtalıkları normalin 2 ile 5 katı kadar büyük olabilir ve yumurtalık çeperinde 1 cm’den küçük çok sayıda kist (multiple kist) barındırır.

PCOS Tedavi Yöntemleri

Tedavi planlaması, hastanın klinik bulgularına ve kişisel ihtiyaçlarına göre özelleştirilir:

  • Kilo Kontrolü: Obez hastalarda ilk tedavi basamağı kilo vermektir.
  • Hormonal Tedavi: Kıllanmaya neden olan hormonları baskılayıcı tedaviler uygulanabilir.
  • Adet Düzenleme: Adet düzensizliği yaşayan hastalarda düzenleyici tedaviler esastır.
  • Gebelik Planlaması: Çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için uygun tedavi seçenekleri değerlendirilir.

Myoma Uteri (Miyomlar) Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Miyomlar, rahmin en sık rastlanan iyi huylu tümörleridir. Bu yapılar rahmin üç tabakasında yerleşebileceği gibi, rahim ağzında veya rahim içinden sarkan saplı formlarda da görülebilir. Genellikle sert bir kıvama sahip olan miyomların boyutları oldukça değişkendir.

35 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık %40'ında belirti vermeden bulunabilen miyomlar, genellikle rutin muayeneler sırasında tesadüfen saptanır. Miyomlar tek bir odak halinde olabileceği gibi, çoğunlukla çok sayıda (multiple) bulunma eğilimindedir.

Belirtiler ve Nedenler

Miyomların oluşma nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, ailesel yatkınlık görülme sıklığını artırmaktadır. Hormon düzeylerine duyarlı olan bu yapılar, gebelikte büyüme, menopozda ise küçülme potansiyeline sahiptir. Miyomların yarısından azı klinik belirti verirken, en sık başvuru nedeni kanamalardır. Bunun yanı sıra ağrı ve çevre dokulara baskı bulguları da görülebilir.

Tedavi Yaklaşımları

Tedavi kararı, hastanın şikayetlerine ve miyomun boyutuna göre verilir. Uygun vakalarda cerrahi müdahale (ameliyat) tercih edilirken, bazı durumlarda sadece düzenli ultrason takibi ile miyom boyutlarının izlenmesi yeterli olabilmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri ve HPV Aşısının Önemi

Rahim ağzı kanseri, smear tarama programları ve erken dönem lezyonların etkin tedavisi sayesinde günümüzde önlenebilir bir kanser türü olarak kabul edilmektedir. Hastalığın gelişimindeki en kritik faktör Human Papilloma Virüsü (HPV) olup, rahim ağzı kanseri olgularının %99’u bu virüsün belirli tiplerinden kaynaklanmaktadır.

Risk Faktörleri ve Tanı

Rahim ağzı kanseri için başlıca risk faktörleri şunlardır:

  • İlk cinsel ilişki yaşının 16'dan küçük olması
  • Çok sayıda cinsel partner varlığı
  • Sigara kullanımı
  • Doğum sayısının fazla olması
  • Düşük sosyoekonomik düzey

Erken tanı için pelvik muayene, smear testi ve kolposkopi hayati önem taşır. En sık görülen şikayet, genellikle ilişki sonrası ortaya çıkan kanamalardır; ancak düzensiz kanamalar veya menopoz sonrası kanamalar da belirti olabilir.

Tarama ve Pap Smear Takvimi

Düzenli pap smear testi, hastalığın erken teşhisini sağlar. Önerilen tarama takvimi şu şekildedir:

  1. İlk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra veya 21 yaşından itibaren yıllık test.
  2. Arka arkaya üç test sonucu normal gelirse, 2-3 yılda bir takibe devam edilir.

HPV Aşısı (Rahim Ağzı Kanseri Aşısı)

HPV ile kanser arasındaki doğrudan ilişki nedeniyle geliştirilen aşılar, virüsle karşılaşmadan önce yapıldığında %100’e yakın koruyuculuk sağlar. Türkiye'de iki tür HPV aşısı bulunmaktadır.

  • Uygulama Yaşı: Genel olarak 9-26 yaş arası kadınlara önerilmekle birlikte, bazı ülkelerde 55 yaşına kadar uygulanmaktadır.
  • Etkinlik: Yaş ilerledikçe ve partner sayısı arttıkça aşının etkinliği azalmaktadır.
  • Önemli Not: HPV aşısı yaptırılmış olsa dahi, smear takiplerine düzenli olarak devam edilmelidir.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Sevim Turhan

Op. Dr. Sevim Turhan

Op. Dr. Sevim TURHAN, lisans öncesi öğrenimini Ankara'da bitirmiştir. Ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1989 yılında dereceyle tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Ankara Numune Hastanesi Kadın Doğum kliniğinde yapmış ve 1994 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.