Doktorsitesi.com

Ortodonti’de pekiştirme tedavisi (Retansiyon)

Prof. Dr. M. Özgür Sayın
Prof. Dr. M. Özgür Sayın
6 Eylül 2016344 görüntülenme
Randevu Al
Ortodonti’de pekiştirme tedavisi (Retansiyon)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ortodontik Tedavide Pekiştirme (Retansiyon) Nedir?

Ortodontik tedavi sonucunda elde edilen ideal diş diziliminin ve fonksiyonel durumun tekrar bozulmaması için uygulanan tüm önlemler pekiştirme tedavisini (retansiyon) oluşturur. Tedavi süreci tamamlandıktan sonra dişlerin yeni konumlarında kalıcı olabilmesi için bu aşama hayati bir öneme sahiptir.

Retansiyon Tedavisinin Gerekliliği

Ortodontik müdahale sonrası dişlerin eski pozisyonlarına dönme eğilimi (nüks) göstermemesi için retansiyon süreci üç temel nedenden dolayı zorunludur:

  • Diş destek dokuları ortodontik tedaviden doğrudan etkilenir ve bu dokuların yeniden organize olması için belirli bir zamana ihtiyaç vardır.
  • Tedavi bitiminde dişler henüz stabil olmayan bir pozisyondadır; bu durum, yumuşak doku basınçları nedeniyle nüks eğilimi oluşturur.
  • Devam eden büyüme değişiklikleri, elde edilen ortodontik sonuçların değişmesine yol açabilir.

Diş Destek Dokularının Reorganizasyon Süreci

Diş destek dokularının yeniden yapılanması yaklaşık 3-4 ay sürmektedir. Normal şartlarda dişler, destek dokuların şok absorbe edici sistemi sayesinde okluzal kuvvetlere karşı dayanıklıdır. Ancak aktif ortodontik hareket, bu stabilizasyonu geçici olarak azaltır veya ortadan kaldırır.

Bu biyolojik süreç nedeniyle, ortodontik tedaviden hemen sonra dişler okluzal ve yumuşak doku basınçlarına karşı savunmasızdır. Diş etindeki kolajen lifler 4-6 ay içinde reorganize olurken, elastik suprakrestal lifler oldukça yavaş remodele olur. Bu lifler, apareyler çıkarıldıktan 1 yıl sonra bile diş pozisyonunu değiştirebilecek kuvvetler uygulayabilmektedir.

Pekiştirme Tedavisinin Temel Prensipleri

Potansiyel nüksün yönü, tedavi sonundaki diş pozisyonunun orijinal pozisyonla kıyaslanmasıyla belirlenir. Dişlerin orijinal konumlarına dönme isteği, temel olarak diş eti liflerinin elastik geri çekilmesi ve dengesi bozulmuş olan dil-dudak kuvvetlerinden kaynaklanır. Başarılı bir retansiyon için şu kurallar uygulanır:

  1. Sabit tedaviden sonraki ilk 3-4 ay boyunca dişler tüm gün retansiyon gerektirir.
  2. Destek dokuların reorganizasyonunu desteklemek adına dişler çiğneme sırasında serbestçe esnemelidir.
  3. Bu esnekliği sağlamak için retansiyon apareyi yemekler haricinde düzenli olarak takılmalıdır.

Retansiyon Süresi ve Büyüme Faktörü

Diş eti liflerinin yavaş adaptasyonu nedeniyle, tedavi başlangıcında dişlerdeki düzensizlik fazlaysa retansiyon süreci en az 1 yıl sürdürülmelidir. İlk 3-4 aydan sonra kullanım süresi yarım güne indirilebilir. Büyüme ve gelişim süreciyle ilgili dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:

Hasta GrubuRetansiyon Stratejisi
Büyümesi Biten Hastalar12 aydan sonra retansiyon süreci sonlandırılabilir.
Büyümesi Devam EdenlerPekiştirme tedavisi erişkin döneme kadar sürdürülmelidir.
Erişkin HastalarOrijinal büyüme paterninin devam etmesi nedeniyle uzun dönem takip gerekebilir.

Büyüme devam ediyorsa, iskeletsel bozuklukların üç yönlü olarak tekrar oluşma eğilimi yüksektir. Erişkinlerde yapılan çalışmalar, çok yavaş seyreden büyüme paternlerinin erişkin dönemde de devam edebildiğini ve bunun yıllar sonra nükse katkıda bulunabileceğini göstermektedir.

Etiketler

Ortodontik tedavi yaşıOrtodontik bozukluklarAğız ve diş sağlığı önemiPekiştirme tedavisi nedir?Ağız ve diş sağlığıOrtodonti’de pekiştirme tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. M. Özgür Sayın

Prof. Dr. M. Özgür Sayın

Doç. Dr. M. Özgür SAYIN, 22 Mayıs 1973 tarihinde Eskişehir'de doğmuştur. Tokat Gaziosman Paşa İlkokulu'nda ve 1991 yılında Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nde lisans öncesi öğrenimlerini bitirmiştir. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde üniversite eğitimine başlamıştır. 1996 yılında mezun olarak Diş Hekimi unvanı almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.