Doktorsitesi.com

Neden benim çocuğum atopik dermatit?

Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen
Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen
9 Ocak 2019193 görüntülenme
Randevu Al
Neden benim çocuğum atopik dermatit?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Atopik Dermatit Nedir ve Neden Ortaya Çıkar?

Atopik dermatit (egzama), tek bir nedene bağlı kalmaksızın birden fazla faktörün etkileşimiyle ortaya çıkan kronik bir deri hastalığıdır. Bilimsel veriler, bu rahatsızlığın gelişiminde çevresel koşullardan genetik yatkınlığa kadar geniş bir yelpazenin rol oynadığını göstermektedir. Bu içerikte, atopik dermatit riskini artıran temel unsurları bilimsel kanıtlar ışığında inceleyeceğiz.

Hava Kirliliği ve Atmosferik Partikül Maddelerin Etkisi

Hava kirliliği, alerjik hastalıkların gelişiminde en kritik çevresel risk faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle atmosferik partikül maddeler (PM), kara taşımacılığı, fosil yakıt kullanımı, endüstriyel üretim ve sigara dumanı gibi kaynaklardan yayılarak ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu maddeler; asitler, organik kimyasallar, metaller ve polen gibi biyolojik bileşenler içerebilir.

Partikül maddeler boyutlarına göre şu şekilde sınıflandırılır:

Partikül SınıfıBoyut Özelliği
PM10Çapı 10µm’den küçük parçacıklar
İri Taneli PM2.5 ile 10µm arasındaki parçacıklar
PM2.5Çapı 2.5µm’den küçük parçacıklar
Aşırı İnce PM0.1 µm’den küçük parçacıklar

Gebelik ve Çocukluk Döneminde Hava Kirliliği Riski

Araştırmalar, hava kirliliğine maruz kalma süresi ve miktarının egzama riskiyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir:

  • Hamileliğin ilk 3 ayında maruz kalınan PM10 miktarı, bebeğin 6. ayında egzama olma olasılığını artırır.
  • Trafik kaynaklı hava kirliliğine maruz kalan ve yeşil alanın az olduğu bölgelerde yaşayan hamilelerin bebeklerinde risk daha yüksektir.
  • 5 yaş altı çocuklarda, PM10 miktarındaki her 1µg/m3’lük artış, ertesi gün görülen şikayetleri %0.44 oranında artırmaktadır.
  • Çocukların yıllık maruz kaldığı ortalama PM2.5 miktarı arttıkça, hastalığın görülme sıklığı da artış gösterir.
  • İlginç bir bulgu olarak, çocukların yaşadığı çevredeki yeşil alan miktarı arttıkça egzama olasılığının arttığı da saptanmıştır.

Ev İçi Kimyasallar ve Atopik Dermatit İlişkisi

Çocuklar, vücut ağırlıklarına oranla yetişkinlerden daha fazla hava solurlar ve zamanlarının büyük kısmını ev, kreş veya okul gibi kapalı alanlarda geçirirler. Bu durum, onları ev içi alerjenlere ve kimyasallara karşı daha savunmasız hale getirir.

Fitalatlar ve Bisfenol A (BPA)

Özellikle PVC (polivinil klorid) malzemeleri yumuşatmak için kullanılan fitalatlar; yer kaplamaları, duvar kağıtları ve kablo yalıtımlarında yaygın bulunur. Bisfenol A (BPA) ise su şişeleri, konserve kutuları ve diş macunlarında yer alır.

  • Erken dönemde fitalat maruziyeti, 10 yaşına kadar olan süreçte egzama riskini tetikler.
  • Ev tozunda bulunan BBzP ve DiBP tipi fitalatlar, çocukların idrarında yetişkinlere göre daha yüksek oranda saptanmıştır ve bu maddeler AD bulgularını şiddetlendirir.

Hasta Bina Sendromu ve Tadilat

Yeni inşa edilen binalarda kullanılan boya, yer kaplaması ve duvar kağıtlarından yayılan formaldehit ve volatil organik bileşenler (VOCs), "Hasta Bina Sendromu"na yol açarak alerjik hastalıkları tetikler. Son 12 ay içinde evde yapılan tadilatlar, özellikle besin alerjisi olan çocuklarda egzamanın daha ağır seyretmesine neden olmaktadır.

Genetik Faktörler ve Deri Bariyer Bozukluğu

Atopik dermatitte temel sorun, derinin dış dünyaya karşı oluşturduğu bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır. Sağlıklı bir ciltte su kaybını önleyen doğal nemlendiriciler bulunurken, egzamalı bireylerde genetik nedenlerle bu yapı hasarlıdır.

  1. Filagrin Geni Mutasyonu: En önemli risk faktörüdür. Bu gendeki bozukluk, cildin koruyucu tabakasının zayıflamasına neden olur.
  2. Seramid Eksikliği: Derinin yağlı tabakasını oluşturan seramidlerin eksikliği, sıvı kaybını artırır ve Staphylococcus aureus bakterisinin cilde yerleşmesini kolaylaştırır.
  3. Aile Öyküsü (Atopi): Ailede alerjik astım, rinit veya egzama öyküsü olması riski %70 oranında etkiler. Sadece bir ebeveynde atopi varsa risk 2-4 kat, her ikisinde de varsa 4-5 kat artar. Annenin durumu bu noktada daha belirleyicidir.
  4. Bağışıklık Yanıtı: Genetik olarak bu çocukların bağışıklık sistemi, normalde zararsız olan maddelere karşı aşırı alerjik tepki verme eğilimindedir.

Besin Alerjenleri ve Yaşam Tarzı

Bebeklik döneminde besin alerjisi ve egzama ile başlayan süreç, ilerleyen yaşlarda astım ve alerjik rinite dönüşebilir. En yaygın alerjenler arasında süt, yumurta, yer fıstığı, fındık, balık, buğday ve soya yer alır.

  • Deri Yoluyla Duyarlılaşma: Egzamalı bebeklerde deri bariyeri bozuk olduğu için, yer fıstığı gibi alerjenlerle temas (besin tüketilmese dahi) alerji gelişimine neden olabilir.
  • Beslenme ve Antibiyotik Kullanımı: Annenin gebelikte antibiyotik kullanması, Batı tarzı beslenmesi veya az sebze tüketmesi riski artırır. Ayrıca sezaryen doğum ve yenidoğan döneminde antibiyotik kullanımı, bağırsak florasını bozarak alerjik hastalıkları tetikler.
  • Kentsel Yaşam: Şehirlerde yaşayanlarda, kırsal bölgelere göre egzama ve besin alerjisi görülme sıklığı daha yüksektir.

Önemli Not: Gebelik döneminde annenin alerjen gıdalardan kaçınması riski azaltmaz; aksine, anne alerjik değilse bu gıdaları az tüketmesi bebekte besin alerjisi riskini artırabilir.

Etiketler

Atopik dermatit nedenleriAtopik dermatit tedavisiAtopik dermatitçocuklarda atopik dermatitçocuklarda atopik dermatit tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen

Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen

Doç. Dr. Şule Çağlayan SÖZMEN, 1980 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından 1998 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2004 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. 2005 - 2010 yılları arasında yine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanlık eğitimini tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.