Menopozla ilgili merak ettikleriniz

Menopozla ilgili merak ettikleriniz

Menopoz çoğu kadının korkulu rüyası gibidir. Orta yaslara gelince hayatı ve yasadıklarını sorgulamaya baslar insan. Günübirlik koşuşturmalarla birlikte gençlik günlerinin uçup gittiğini görmek bazen bir depresyonu tetikleyebilir. Aslında bilinmelidir ki menopoz dönemi ayrı bir güzellik katar hayatımıza. Varsa eger çocuklar büyümüş, hatta belki torunlar dogmus, emekli olunmuş ve hayatın tadını çıkartma vakti gelmiştir. Adet görmenin verdiği sıkıntılar, gebe kalma korkusu artık geride kalmıştır. Dikkat ederseniz yurtdışından gelen turistlerin çoğunluğu bu dönemlerindedirler. Yani artık eğer durumlar ayarlanabilirse ideal gezme zamanı gelmiştir.

Menopozu adetten kesilme olarak tarif edebiliriz. Ortalama menopoz yaşı genel olarak 47 ile 52 dir. Menopozun 35 yaşından erken olduğu durumlara erken menopoz adını veriyoruz. Menopozun 55 yaşından sonra da olmamasının rahim kanserini arttırıcı bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Dolayısı ile menopoza çok erken girmek kadar çok geç girmek sakıncalıdır.

Menopoz bir hastalık değildir. Menopoz ergenlik gibi, doğurganlık gibi kadın vücudunun doğal bir süreçtir. Doğa kadının belli bir yaştan sonra çocuk doğurabilme yeteneğinde olmamasını ve dinlenmesini ister. Menopoz, çocuk sahibi olmanın imkansız olduğu dönemi de kapsar ve dolayısı ile bu dönemde kadınlar doğum kontrolü mecburiyeti olmadan cinsel hayatı keyfini tam olarak yaşayabilirler.

Yeni doğan kız bebeklerin yumurtalıklarında yaklaşık 500 bin tane yumurta bulunur. Bu yumurtalar ergenlik çağına kadar dinlenme sürecindedirler. Ergenlik çağında beyinden başlayan hormonal uyarı ile yumurtalıklar gelişir ve büyümeye başlar. Her ay bir tanesi büyümeye başlar ve  2-2.5 cm. çapına kadar geldikten sonra çatlar ve içindeki toplu iğne başının yarısı kadar büyüklükteki yumurtayı karın boşluğuna atar. Bu yumurta yumurtalık kanalları tarafından yakalanıp kanalın içinde sperm ile de birleşebilirse bir gebelik oluşur..

Yenidoğan döneminde ki binlerce yumurta sayısı yaş ilerledikçe azalarak 40’lı yaşlardan sonra belli bir sayının altına iner ve menopozda da tamamı tükenir. Menopozdan sonra yumurtalama olmaz.

Yumurtaların sayısının 40’lı yaşlardan sonra azalması ile birlikte vücuttaki yumurtaların salgıladığı östrojen dediğimiz kadınlık hormonu da azalır. Menopozdan sonra hiç yumurta kalmadığı için östrojen de sıfıra yakın bir seviyeye iner. Östrojen menopozdan sonra da tam olarak sıfıra inmez çünkü vücudun yumurtalıklar dışında da özellikle yağ dokusundan ve böbrek üstü bezlerinden de çok az miktarda östrojen salgılanır ancak bu miktar adet olmaya yetmez.

Menopoza girmeden önce 40’lı yaşlarda premenopoz diye adlandırdığımız dönemde yumurtaların sayısının azalmasından dolayı genel bir östrojen eksikliği, buna bağlı yumurtlama bozuklukları, adet düzensizlikleri, hafif ateş basmaları ve çocuk sahibi olmakta güçlükler izlenmektedir. Bu dönem kişiden kişiye değişmekle birlikte birkaç aydan 5-6 yıla uzayabilir. Bu dönemde hekimler kadınların adet düzensizlikleri ile ve adet öncesi hafif ateş basma ve ter gibi şikayetleri ile veya gebelikteki zorluklarla mücadele etmeye çalışırlar.

Menopoza girildikten sonra vücutta ki östrojen çok düşük seviyeye iner. Buna bağlı olarak menopoz hastalarında ateş basması ve özellikle geceleri uykudan uyandıracak şiddette terlemeler görülür. Bu göğüs üzerindeki bölgedeki, boyun ve yüzdeki damarların aniden genişlemesine bağlı yoğun bir sıcaklık artışı ve sonrasında başlayan terleme ile beraber olmaktadır. Ateş basması ve terin nedeni tam belli değildir. Ama bu kişileri öylesine rahatsız edebilir ki kadınlar menopozda en çok bu şikayetler ile hekime başvururlar. Bu ateş ve ter menopozdaki bir kadını baştan aşağı ıslatarak zor durumlarda bırakarak kişiyi psikolojik ve sosyal olarak çok rahatsız edebilir.

Menopozda ateş basması ve terleme ile birlikte uykusuzluk, sinirsel gerginlikler, depresyon hali, ciltte kuruma ve yaşlanma belirtisi izlenir. Son 15-20 yılda menopoz sonrası dönemde kadınlarda kemik erimesi ve kalp ve damar hastalıklarındaki artış da anlaşılmış ve bu konu ile yoğun araştırmalar yapılmıştır.Östrojen eksikliği osteoporoz dediğimiz kemiklerde erimelere yol açmaktadır.

Kadınlar 30’lu yaşlardan sonra kemik kaybına uğramakta ve bu kemik kaybı 40’lı yaşlardan sonra artmakta ve menopozdan sonra da had safhaya ulaşmaktadır. Bunu önlemek için 40’lı yaşlardan sonra kişilere kalsiyum takviyesi yapmak uygun olur. Kalsiyumun tablet olarak alınması daha iyi olabilir çünkü kalsiyum içeren süt ve sütlü gıdalar özellikle yağlı olanlar 40’lı yaşlarda kolesterolü yükselterek damar sertliğine neden olabilirler.

Kemik erimesi (osteopeni, osteoporoz) genellikle kalçalarda ve bel kemiğinde olur. Bel kemiğindeki erime bel kırıklıklarına yol açabilir, kişinin yıllar içinde boyunun kısalmasına ve kamburunun çıkmasına yol açabilir. Kalçadaki kırık ise kişiyi yatağa bağlayarak major ameliyatlara neden olabilir ve ileri yaşlarda kişinin hareketini kısıtlayarak zatüreye ve idrar yolu iltihaplarına yol açarak ölümüne neden olabilir..

Bu hastalık kalsiyum, spor, güneş ışığından faydalanma ve östrojen verilmesi ile önlenebilmektedir. Menopoz sonrası önemli rahatsızlıklardan bir tanesi de kalp ve damar hastalıklarıdır. Genel olarak kadınlarda kalp ve damar hastalıkları menopoz öncesi az görülür. Erkeklerde ise kadınlara oranla her yaşta enfarktüs, beyin kanaması, gibi şikayetlere daha sık rastlanmaktadır. Bunu da östrojenin erkeklerde az olmasının yol açtığı bilinmektedir. Menopozdan sonra ise kadınlarda da östrojen çok azaldığı için kalp ve damar hastalıkları gittikçe artmaya başlar ve bu durum kadınlarda menopoz sonrası bir numaralı ölüm sebebinin olmasına yol açar. Östrojenin bu konuda da koruyucu bir özelliği olduğu düşünülmektedir. Menopozda ileriki yıllarda hormon almayan kişilerde vajinanın kuruması, kaşıntılar, östrojen ihtiyacı olan mesanenin de östrojensiz kalmasından dolayı idrarda sıklık, yanma, sızı, tam boşalamama, idrar kaçırma gibi şikayetler izlenebilmektedir. Östrojen bu konularda da bire bir en başarılı tedavidir.

Alzheimer hastalığı (erken bunama) da kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğü ve bunun menopozdan sonraki östrojen eksikliği ile bağlantısı olabileceği düşünülmüştür. Yapılan bazı çalışmalarda östrojenin alzheimer hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde yeri olduğu görülmüştür.

Menopoz sonrası cinsel fonksiyon bozuklukları ise genellikle kadınların menopoza girdikleri için kendi özgüvenlerini yitirmeleri buna bağlı olarak bazen girdikleri bir depresyonun sonucudur. Menopoz cinsel fonksiyonda bir sorun yaratmaz. Ne var ki çok uzun yıllar menopoz olanlarda östrojensiz kalmaya bağlı olarak vajinada bir kuruma ve incelme görülürse cinsel ilişki biraz daha rahatsızlık vermektedir. Bu da östrojen kremi veya başka kremlerle çözülebilir.

Bu durumun doğal bir süreçtir ve  herkes bunu yaşar,bu bir yaşlanma belirtisi değildir, menopozdan sonra eğer sağlığımıza dikkat edersek örn. Sağlıklı beslenir, spor yapar, sigara-alkol kullanılmazsa ve biraz da stresten uzak kalmaya çalışırsak yaşanacak çok uzun ve mutlu yılların olduğu ve olacağı söylenmelidir. Kişi kendisini menopozda “hasta” diye görmemeli çevreside kendisini bu şekilde değerlendirmemelidir. Kadının kocasının veya yakın çevresinin kendisine bu konuda vereceği destek çok önemlidir. Menopoz bir östrojen eksikliği olduğu için eger uygunsa östojen takviyesi verilebilir. Östrojen ateş basmasını, terlemeyi azaltır ayrıca kemik erimesini önler ancak tedavisi kişiye özel yapılmalıdır kalp ve damar hastalıklarına karşı tartışmalı da olsa faydalar sağlamakta ve vajinal kuruluğu önlemektedir.

Menopoz döneminde tedavi eğer rahim var ise östrojenin + progesteron verilmesidir. Bu tedavi yakın zamanlara kadar menopoz için ideal tedavi olarak kabul edilirdi. Ancak son 3-4 yılda ortaya çıkan bazı çalışmalarda ise östrojenin yumurtlama hormonu ile birlikte verilmesi durumunda meme kanseri miktarının nispeten bir miktar arttığını, yine beyin kanamasını ihtimalini bir miktar arttırdığı, kalp ve damar hastalığına çok etkisi olmayabileceği, bacaklarda pıhtılaşma ve bu pıhtının akciğere kaçması diye adlandırabildiğimiz akciğer embolü riskini nispeten arttırabildiğini gösteren çalışmalar ortaya çıkmıştır.

Buna göre şu an menopoza yeni girmiş kadınların hekimlere başvurmaları durumunda kendi şikayetleri ile ilgili olarak detaylı bilgi alınmalı ve östrojen dışı alternatif tedaviler de düşünülmelidir. Bu tedavilerin başında hormonal olmayan ama yine de kemik erimesi, ateş basmalarına faydalı olan diğer değişik ilaçlar gelmektedir. Kalsiyum alınmalı, aşırı yorucu olmayan jimnastik yapılmalı, kolesterolü artırmayan protein ağırlıklı yiyecekler yenilmesine ağırlık verilmelidir.

Şikayetlerin hiç geçmediği durumlarda ise yine östrojen tedavisinin yararları ve riskleri hastalara anlatılarak bu uygulanabilir. Menopoza giren hastaların yıllık kadın-doğum kontrolleri yapılmalı;

Yılda 1-2 kez pap smear yapılmalı

Vajinal ultrasonla rahim ve yumurtalıkların izlenmeli,

Bir-iki yılda mammografi ve meme USG si çekilmeli

Kalın bağırsak kanseri için de belli aralıklarda gizli dışkı, gizli kan tahlili ve kolonoskopi yapılmalıdır

50 yaşındaki bütün kadınlarda genelde düşük doz aspirin verilerek damar sertliğinin etkisi azaltılabilir.

Tüm bunlar için mutlaka güvendiğiniz bir jinekoloğun desteğini almalısınız.

Bu makale 17 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar
Op. Dr. Ayşe Konaç

Op. Dr. Ayşe Konaç
Op. Dr. Ayşe Konaç
İstanbul - Kadın Hastalıkları ve Doğum
Facebook Twitter Instagram Youtube