Doktorsitesi.com

Kurdeşen (ürtiker) / anjiyoödem

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
25 Mayıs 20128440 görüntülenme
Randevu Al
  • Ürtiker cilt yüzeyinde kaşıntılı ve kızarık lezyonlarla kendini gösterirken, anjiyoödem daha derin dokularda ağrı ve yanma hissiyle karakterize olan bir tablo oluşturur.
  • Hastalığın temel mekanizması mast hücrelerinden salgılanan histamin gibi maddelere dayanır; akut vakalar genellikle gıda ve ilaçlarla, kronik vakalar ise otoimmün süreçlerle tetiklenir.
  • Tedavide ana yöntem antihistaminik kullanımı ve tetikleyicilerden kaçınmaktır; hastaların yarısı genellikle ilk bir yıl içinde tamamen iyileşme gösterir.
Kurdeşen (ürtiker) / anjiyoödem
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ürtiker ve Anjiyoödem Nedir? Belirtileri ve Farkları

Ürtiker (kurdeşen), ciltte aniden ortaya çıkan, kaşıntılı, ödemli, kızarık ve yüzeyden kabarık lezyonlarla karakterize bir deri hastalığıdır. Bu lezyonlar genellikle yuvarlak veya oval şekilli olup orta kısımları soluklaşma eğilimi gösterir. Boyutları birkaç milimetreden santimetrelere kadar değişebilen bu yapılar, dakikalar içinde kaybolabileceği gibi günlerce de sürebilir.

Anjiyoödem ise daha derin dokuları etkileyen, üzerine basıldığında çökme yapmayan ve sınırları ürtiker kadar keskin olmayan bir tablodur. Anjiyoödemde kaşıntıdan ziyade yanma, basınç ve ağrı hissi ön plandadır. Özellikle dudak, dil, göz çevresi, el, ayak ve genital bölgelerde görülmesiyle diğer ödem türlerinden ayrılır.

Sürelerine göre hastalık iki ana gruba ayrılır:

  • Akut Ürtiker: Altı haftadan kısa süren vakalar.
  • Kronik Ürtiker: Lezyonların altı haftadan daha uzun sürdüğü durumlar.

Görülme Sıklığı ve Risk Grupları

Ürtiker ve anjiyoödem, cinsiyet veya ırk ayrımı gözetmeksizin her bireyi etkileyebilir. Bir insanın yaşamı boyunca bu tabloyla karşılaşma riski %15 ile %25 arasındadır.

Akut ürtiker vakalarına çocuklarda ve genç erişkinlerde daha sık rastlanırken, kronik ürtiker vakalarının yaklaşık %75'i kadın hastalardan oluşmaktadır. Bu durum, kronik sürecin yetişkin kadınlarda daha baskın bir seyir izlediğini göstermektedir.

Hastalığın Oluşum Mekanizması: Mast Hücrelerinin Rolü

Ürtiker ve anjiyoödem gelişimindeki temel aktör mast hücreleridir. Cilt altı dokuda yoğun olarak bulunan bu hücreler, aktive olduklarında 10 dakikadan kısa bir sürede histamin, lökotrien ve prostaglandin gibi kimyasal maddeler salgılar.

Bu maddelerin salgılanması şu sonuçlara yol açar:

  • Bölgesel damarların genişlemesi.
  • Damar içindeki sıvının (serum) deri içine sızması.
  • Şiddetli kaşıntı ve ödem oluşumu.

Anjiyoödemde bu sıvı sızıntısı sadece cilt yüzeyiyle sınırlı kalmaz; cilt altı ve daha derin dokulara kadar yayılım gösterir. Ayrıca mast hücreleri, 4-5 saat sonra sitokin adı verilen moleküller salgılayarak lezyonların süresini uzatabilir.

Ürtikeri Tetikleyen Faktörler

Ürtikerin nedenleri, hastalığın akut veya kronik olmasına göre farklılık gösterir.

Akut Ürtiker Nedenleri

Akut vakalar genellikle ilaçlar, gıdalar veya virüsler kaynaklı alerjik reaksiyonlar sonucu gelişir. En sık neden olan faktörler şunlardır:

KategoriEn Sık Görülen Tetikleyiciler
İlaçlarPenisilin, sulfonamid, kas gevşeticiler, idrar söktürücüler, NSAİD (ağrı kesiciler)
GıdalarSüt, yumurta, yer fıstığı, ağaç fıstıkları, balık ve kabuklu deniz ürünleri
DiğerVirüsler, radyolojik kontrast maddeler, bayat balık (scombroid zehirlenmesi)

Kronik Ürtiker ve Fiziksel Tetikleyiciler

Kronik vakaların %40'ını otoimmün ve idiyopatik (sebebi bilinmeyen) ürtiker oluşturur. Hastaların %20'sinde ise fiziksel uyarılar mast hücrelerini aktive eder:

  • Dermografizm: Cilde kalem veya tırnakla bastırıldığında yazı yazılabilmesi.
  • Kolinerjik Ürtiker: Isı, egzersiz ve terleme ile tetiklenen küçük, toplu iğne başı gibi lezyonlar.
  • Diğer Fiziksel Etkenler: Soğuk, güneş ışığı, basınç, vibrasyon ve su.

Ek olarak; adet dönemleri, tiroid hastalıkları (Hashimoto gibi), romatizmal hastalıklar ve bazı kanser türleri kronik ürtikerle ilişkili olabilir.

Tanı ve Ayırıcı Tanı Yöntemleri

Tanı sürecinde en kritik aşama, uzman bir doktor tarafından alınan detaylı hasta hikayesi ve fizik muayenedir. Eğer belirtiler bir gıda veya ilaç alımından 5-30 dakika sonra başlıyorsa, neden-sonuç ilişkisi kurmak daha kolaydır.

Kullanılan Tanı Yöntemleri:

  1. Deri Testleri: Alerji ve immünoloji uzmanları tarafından uygulanan prick testleri.
  2. Laboratuvar Tetkikleri: Hemogram, karaciğer enzimleri, idrar analizi ve tiroid fonksiyon testleri.
  3. İleri Testler: IgE seviyeleri ve Anti-FcεRI (otoimmün süreç tespiti için) antikor testleri.
  4. Cilt Biyopsisi: Lezyonların 24 saatten uzun sürdüğü ve ağrılı olduğu durumlarda (vaskülit şüphesi) uygulanır.

Tedavi ve Korunma Stratejileri

Tedavinin temel amacı semptomları kontrol altına almak ve tetikleyicilerden kaçınmaktır.

  • Antihistaminikler: Tedavinin ana omurgasını oluşturur. H1 ve bazen H2 tipi (mide ilacı olarak bilinen ranitidin vb.) antihistaminikler kombine edilebilir.
  • Epinefrin (Adrenalin): Hayatı tehdit eden anjiyoödem veya anafilaksi durumlarında acil müdahale için kullanılır.
  • Kortizon: Şiddetli ve dirençli vakalarda kısa süreli tercih edilebilir.
  • Özel Tedaviler: İnatçı vakalarda immünomodülatör tedaviler, kalsiyum kanal blokörleri veya biyolojik ajanlar kullanılabilir.

Önleme: Tetikleyici olduğu kanıtlanan gıda ve ilaçlardan uzak durulmalıdır. Ayrıca diş eti iltihabı, sinüzit veya Helicobacter pylori gibi kronik enfeksiyonların tedavisi ürtikerin gerilemesine yardımcı olabilir. Psikolojik stresin mast hücrelerini uyararak eşik değerini düşürdüğü ve belirtileri artırdığı unutulmamalıdır.

Hastalığın Seyri (Prognoz)

Ürtiker ve anjiyoödem hastaları için prognoz oldukça iyidir. Hastaların %50'si ilk 12 ay içinde tamamen iyileşirken, %20'si 5 yıl içinde sağlığına kavuşur. Ancak otoimmün veya fiziksel ürtikeri olan küçük bir grupta süreç 20 yıla kadar uzayabilir. Uzman bir alerji ve immünoloji takibi, yaşam kalitesini korumak adına hayati önem taşır.

Sağlıklı günler dileriz. Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

1969 İzmir doğumludur. İlköğrenimi ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1992 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1992-1996 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. 1996-1999 yılları arasında aynı üniversitenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı’ nda İmmünoloji ve Alerji uzmanlığı eğitimini tamamlayıp, bu bilim dalında 2002 yılına kadar uzman olarak çalıştı. 2002 yılında Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı’ nı kurmak üzere bu üniversiteye geçti. 2006 yılında Doçent, 2011 yılında profesör ünvanı aldı ve halen Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, öğrenci derslerine girmekte, tıbbi araştırmalar yapmaktadır.

Şu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.