Kişilik bozuklukları ve alt türleri
Kişilik bozuklukları ve alt türleri

Bizi diğer bireylerden ayıran bizi biz yapan özelliklerimiz vardır. Bunlar bize özgüdür ve kişiliğimizi inşa eden bizi diğerlerinden ayıran özelliklerdir. Bunlar bizim duygularımız, davranışlarımız ve hayatı algılama özelliklerimizdir. Tüm bu özelliklerimiz zamanla çevremizdeki insanları tehdit edecek bir görünüme kavuştuğu anda kişilik bozukluğu tanımlanması yapılmaya başlanır. Kişilik bozuklukları uzun dönemli şiddetli ve dirençli zihinsel bozukluklardır. Kişilik bozukluklarının ortaya çıkmasında fizyolojik, kalıtsal ve çevresel faktörlerin yanında kültürel etmenler, beyin hasarları gibi birden fazla bileşen etkili olmaktadır. Bireyin genetik mirasındaki yatkınlık ve çocukluk dönemi travmatik yaşantılar kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasında rol oynar. İnsan yaşamının ilk beş yılı bireyde kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasında önemli zaman dilimlerinden birini temsil eder. Kökenleri insan yaşamının ilk yıllarına dayanan kişilik bozukluklarının değişime karşı direnci de oldukça kuvvetlidir. Çocukluk çağı yaşantıları ve anne baba tutumları ve iletişim örüntüsü bireyde kişilik bozukluğunun var olmasında önemli bir etkiye sahip olmaktadır.

Kişilik bozukluğu nevroz ve psikozla ilişkilidir ayrıca kişi içinde bulunduğu durumdan şikayetçi değildir. Birey davranışından memnundur ve çevresindekilerin kendisine uymasını ister. Birey davranışlarına ve problemlerine yönelik bir iç görüye sahip değildir. Bu hastalığın en belirgin yanı dış dünyanın taleplerini ve sınırlamalarını kabul etmeyişleridir. Kendi düşünce ve davranışlarından dolayı başkalarını suçlarlar.

Kişilik bozuklukları ne kadar kamufle edilirse edilsin farklı şekillerde mutlaka kendini gösterecektir. Bireye kişilik bozukluğu tanısı koyabilmemiz için belirtilerin süreklilik göstermesi ve bu belirtilerin kişinin uyumunu bozacak derecede şiddetli olması gerekir.

Kişilik bozukluklarına kentlerde yaşayan bireylerde daha çok görülür. Kırsal alanlarda yaşayan bireylerde görülme oranı kentlerde yaşayan insanlara göre daha düşük seviyededir.

Özetleyecek olursak; bireyin kişilik yapısı bazen kişilik bozukluğuna benzer özellikler gösterebilir. Burada bireyin kişilik bozukluğu özellikleri gösterdiğini söyleyemeyiz. Bunu diyebilmemiz için bireyin sorunun kendisinde değil çevreden geldiğini söylemesi, davranışlarından rahatsız olmaması, çevresiyle çatışma içinde olması, yaptıklarından ders almaması, sorumluluk ve suçluluk duygusunun olmaması gibi temel belirtileri kendinde barındırıyor olması gerekir. Tüm bu durumların dışında bu bireylerin çevresindekilerle olan iletişim örüntüsü, toplumdan soyutlanmış bir profil çizmesi, agresif ve şüpheci tutumlara sahip olması en belirgin özellikler kategorisinde kendine yer bulmaktadır.

Şizoid Kişilik Bozukluğu

Bu bireyler toplumsal ilişkilere karşı ilgisizdir ve yakın ilişkileri yoktur.

Yakın ve duygusal ilişkiler kurmaktan sakınan bu bireyler aynı zamanda kendilerine yakınlık ve sıcaklık gösteren bireyleri de kendilerinden uzak tutmaya çalışırlar.

Anne-baba ve kardeşleri dışında iletişimde belli bir seviyeye geldikleri yakın ilişkiler kurdukları bireyler çevrelerinde bulunmaz.

Çocukluk çağında bakım veren kişiyle gerekli duygusal bağın kurulamaması ve bireyin ihmal durumlarına maruz kalması bireyin çevresindekilerle arasına duvar inşa etmesine neden olmuştur.

Çoğunlukla tek bir etkinlikle uğraşırlar ve başkalarının övgü ve yergilerine karşı ilgisizdirler.

Sosyal ortamlardan kaçma eğilimi vardır ve aynı zamanda bireyin sosyal ilişkileri zayıftır.

Bu bireyler duygularını ifade etmede zorluk yaşarlar ve cinsel deneyimleri azdır.

Erkelerde kadınlara oranla görülme sıklığı daha fazladır.

Şizoid kişilik bozukluğu bilişsel ve algısal bozuklukların olmaması ile şizotipal kişilik bozukluğundan ayrılmaktadır.

Paranoid Kişilik Bozukluğu

Sürekli olarak güvensizlik ve kuşku içinde olup, insanları kötü niyetli olarak değerlendirirler.

Başkalarının kendisine zarar vereceğinden, sömüreceğinden sürekli olarak endişe duyarlar.

Çevresindeki insanlara karşı ciddi bir güven sorunu yaşarlar ve bu durum onların sosyal ilişkilerinin zayıf olmasına neden olmaktadır.

Kendisine dair özel durumları çevresindeki bireylerle paylaşmaktan kaçınır. Çünkü herkes kötü niyetlidir ve bu özel durumlar ilerleyen dönemlerde kendisine karşı kullanılabilir endişesi hakimdir.

Sürekli olarak savunma pozisyonundadır, en ufak bir hatayı ve kendisine yapılan bir yanlışı affetmez ve kindar bir özellik görülür.

Erkeklerde kadınlara oranla görülme sıklığı daha fazladır.

Şizotipal Kişilik Bozukluğu

Bu bireylerin davranış, düşünce, duygulanım, konuşma görünümde gariplik vardır.

Alıngandır bu bireyler ve olağandışı yaşantıları, düşünce biçimleri vardır.

Bu bireylerin hayatında tekdüzelik fazlasıyla görülür. Bunun paralelinde işine oldukça ehemmiyet veren aynı zamanda takıntılarında eşlik ettiği bir kişilik profili görülür.

Şizotipal kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasında genetik miras oldukça önemli bir yer tutar.

Bu hastalığa sahip bireylerde intihar eğilimi olmakla beraber şizofreniye dönüşmesi de olasıdır.

Topumda hakim olan kültürün dışında kendi düşünce ve inançları doğrultusunda bir kültür oluşturarak yaşamaya çalışır.

Kendi düşünceleri ve inançlarını temel alması gerektiğine inanır ve bunların doğruluğunu savunur.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Toplum arasında sosyopat diye adlandırılan bu bireyler kendilerinin ve başkalarının can güvenliğini tehlikeye atmaktan çekinmezler.

Madde bağımlılığı, bağlanma problemi, tehlikeli davranışlar görülür bu bireylerde.

Başkalarının haklarını göz önünde bulundurmazlar.

Vicdan mekanizmaları sağlam çalışmamaktadır. Ahlaki açıdan da iyi bir düzeyde değillerdir ve sürekli olarak yalan söylerler.

Sık sık kavgalara karışırlar, öfkelidirler ve sorumluluk taşımazlar.

Alkol ve madde bağımlılığı görülür bu hastalığa sahip bireylerde.

On beş yaşından önce bireyde antisosyal bozukluğun belirtileri görülmeye başlar.

Narsistik Kişilik Bozukluğu

Narsistik kişilik bozukluğunun ortaya çıkış hikayesinde özgüvensiz bir bireyin kendini ispatlama çabası yatar.

Bu bireylerin çocukluk çağı yaşantılarında duygusal ihmal ve duygusal sömürü görülmektedir.

Kendini beğenme ve öz saygı ile aşırı ilgilenmenin olduğu bozukluktur.

Üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi, empati yapamama ve küstahlık temel belirtileridir.

Bu bireylerin kendilerine ilişkin farkındalıkları düzeyleri düşüktür. Narsist durumlarını kabul etmezler. Kendilerinin böyle bir duruma sahip olmadığını iddia ederler.

Temelde anne ile çatışmalar yatar ve tedavisi zordur.

Sürekli olarak kendilerini yüceltme ve kendini ön plana çıkarma amacı ve davranışı içindedirler.

Hep başkalarını eleştirir ve kıskanırlar.

Histrionik Kişilik Bozukluğu

Bu bozukluğa sahip bireylerde dramatik, duygusal, etkileyici davranış kalıpları görülür. İlgi odağı olma, baştan çıkarıcı davranışlar sergileme, fiziki görünüme aşırı dikkat etme ve başkalarından kolay etkilenme görülen temel belirtilerdir.

İçinde bulunduğu ortamlarda ön planda ve gözde olmayı sever ancak bu durumun tersi olduğunda rahatsız olur.

Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre daha fazladır.

Bu bireyler baştan çıkarıcı davranışlar göstermelerine rağmen cinsellikten korkarlar.

Duygulanımları hızlı değişir ve yüzeyseldir.

Gösterişli ve yapmacık davranırlar.

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu

Temelde bireyselleşme, duygulanımı denetleme yoğun kişisel bağlılıklar görülür.

Bu bozukluğa sahip bireylerde terk edilmeye karşı aşırı korku duyma, kimlik karmaşası, kendine zarar verici davranışlarda bulunma, sürekli boşluk hissi ve öfke patlamaları görülür.

Kadınlarda görülme oranı erkelere göre daha yüksektir ve bu bozukluğa sahip bireylerde genelde kalıtımsal etkenlerde rol oynamaktadır. Bu bireylerin annelerinde de sınır kişilik bozukluğu görülür genelde.

Bu bireyler kendilerini tutarlı bir şekilde algılayamazlar ve egoları zayıftır.

İnsanları gözlerinde aşırı büyütürler ve ufak bir olayla gözden düşürürler.

En temel belirtiler arasında yalnız kalmaktan ve terk edilmekten korkma ile boşluk hissidir.

Sınır kişilik bozuklukta antisosyal kişilik bozukluğunda olduğu gibi kendi çıkarları için başkalarını kullanma eğilimi vardır.

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Bu bireylerde çekingen ve utangaç kişilik bozukluğu vardır.

Yakın ilişkiler kuramama, eleştirilmeye aşırı duyarlılık, küçük görüldüğünü düşünme temel belirtilerdir.

Kendilerini değersiz görürler.

Sosyal hayatları pek yoktur ve olabildiğince toplumdan izole bir şekilde yaşarlar.

Çekingen kişilik bozukluğuna sahip birey başkalarıyla ilişkiler kurmayı çok ister, duygusal bir soğukluk yoktur; fakat çekinmenin yarattığı kaçınmadan dolayı bunu gerçekleştiremez.

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Bu bozukluğa sahip bireyler ayrıntılarla aşırı uğraşırlar. İşlerini zamanında bitiremezler ve yaptıklarını beğenmezler.

Ahlaki değerlere çok balıdırlar ve cimridirler.

Mükemmelcilik ve esnek olamama en belirgin özelliklerindendir.

Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre daha fazladır.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Bu bozukluğa sahip bireylerde bağımlı ve boyun eğici kişilik yapısı görülmektedir.

Temelde ayrılık kaygısı vardır.

Başkalarından öğüt ve destek alamazlarsa gündelik kararlarını vermekte güçlük çekerler.

Başkalarına karşı çıkmazlar haklı olsalar bile, çünkü terk edilmekten ve yalnız kalmaktan çekinirler.


Van Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!