Kıskançlık yaşı kaç olursa olsun insanın doğasında var olan ve baş edilmesi zor olan bir duygudur. Öfke, üzüntü, kaygı gibi kıskançlık ta yaş ilerledikçe kontrol altına alınabilir hatta gelişim için yapıcı bir şekilde kullanılabilir. Bu bir yetişkin için bile zor olabiliyorken çocuklar söz konusu olduğunda durum daha da zorlaşır. Özellikle 7 yaş altındaki çocuklar duygularını sansürlemeden, içlerinden geldiği gibi yaşamak ve ifade etmek isterler. Aynı zamanda gelişimlerini sağlıklı bir şekilde devam etmesi için bir ihtiyaçtır ve duygularının ebeveynleri tarafından anlaşıyor olması da elzemdir.

İstisnalar olsa da hemen her çocuk belli bir yaş aralığında kardeş ister. Bazen ebeveynler için bu durum rahatlatıcı olabilir. Çünkü ikinci bir çocuk sahibi olmak isteyen herkesin herhalde il aklına takılan, “ Acaba kıskanır mı?”,” Acaba çok sıkıntılı bir süreç olur mu?” sorularıdır. Fakat çocuğun kardeş istemesi anne babanın düşündüğü gibi değildir. Aslında oyun arkadaşı istiyordur. Kardeşi olduktan sonra olacaklardan habersizdir. Kardeşi olduğunda onunla hemen oynamaya başlayabileceğini, istediğinde geri gönderebileceğini ve kendi hayatında hiçbir değişikliğin olmayacağını düşünür. Fakat kardeşi geldiğinde durumun hiç te öyle olmadığını fark eder. Anne doğal olarak bakıma ve ilgiye ihtiyacı olan bebekle daha fazla zaman geçiriyordur. Üstelik beklediği oyun arkadaşı ne yürüyebiliyor ne konuşabiliyordur. Çocuklar doğaları gereği bencildir. Annesinin tüm sevgisini, ilgisini ve zamanını kendisine ister. Şimdi bunu paylaşması gereken başka biri vardır ve çocuğun dünyası anlamına gelen anneyi kaybetme korkusu çok acı verir. Bununla birlikte çocuktan beklentilerin artması, kreşe gönderilmesi, sorumluluklarının artması, başarı beklentisinin yükselmesi gibi onun için sürpriz olan değişikliklerden dolayı kardeşe karşı kızgınlık, kırgınlık duyguları akabinde anne babaya da yönelir. Kaybettiğini düşündüğü her şeyi geri ister. Bunu sağlayabilmek için de yapılacak en iyi şey bebek gibi olmaktır. Anneyi emmek, biberonla beslenmek, tuvaletini beze yapmak, bebeksi konuşmak gibi davranışlar göstermesi, “bakın ben de onun gibiyim” demektir aslında. “Bana yardım edin, baş edemiyorum” da diğer bir anlamıdır.

Nasıl yardım edelim?

Kıskançlığın doğal olduğunu önce ebeveynler kabul etmeli, onun bu duygusunu yok etmeye çalışmamalı.
Kardeşini sevdirmeye çalışmak yerine bu duygunu ifade etmesine yardımcı olunmalı

Sen abisin/ablasın , artık büyüdün demek yerine, kardeşinin hiçbir şeyi kendisi yapamadığı için onunla daha fazla zaman geçirdiğini ama kendisini her zaman nasılsa yine öyle sevdiğini söyleyerek anlaşıldığı hissettirilmeli

Kardeş kavgalarında fiziksel bir zarar verme durumu olmadığı sürece araya girilmemeli ve taraf tutucu bir şekilde davranılmamalı
Bu yaklaşımlarla kardeş kıskançlığı krize dönüşmeden atlatılabilir. Fakat her şeye rağmen durum kötüye gidiyor, çocuğunuzda içe kapanma, alt ıslatma, tırnak yeme gibi davranışlar gelişmiş ve devam ediyorsa mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.


Denizli Aile Danışmanı uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!