Doktorsitesi.com

KANSER HASTALIĞINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Prof. Dr. H. Armağan Arıcan
Prof. Dr. H. Armağan Arıcan
8 Haziran 20172168 görüntülenme
Randevu Al
  • Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir ve genetik geçiş sanılanın aksine tüm vakaların sadece küçük bir kısmını oluşturmaktadır.
  • Cerrahi müdahale, biyopsi ve kemoterapi gibi tıbbi yöntemler hastalığı yaymaz; aksine tanıda ve tedavide en etkili bilimsel araçlardır.
  • Şeker tüketimi kanseri doğrudan büyütmez ve pozitif düşünce moral için önemli olsa da tıbbi tedavinin yerini tek başına tutamaz.
KANSER HASTALIĞINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kanser Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar ve Bilimsel Gerçekler

Kanser, modern tıbbın en çok üzerinde durduğu konulardan biri olmasına rağmen, toplum arasında kulaktan dolma pek çok yanlış bilgi barındırmaktadır. Bu bilgi kirliliği, hastaların ve hasta yakınlarının tedavi süreçlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu rehberde, kanser hakkında doğru bilinen yanlışları bilimsel veriler ışığında inceleyerek konuya açıklık getireceğiz.

1. Kanser Bulaşıcı Bir Hastalık mıdır?

Kanser bulaşıcı değildir. Kanserli bir hasta ile fiziksel temas kurmak, aynı ortamda bulunmak veya elini sıkmak diğer bireyler için bir risk teşkil etmez. Ancak, nadir de olsa bazı virüslerin (örneğin HPV) neden olduğu kanser türleri bulunmaktadır. Bu virüsler bulaşabilir ve kanser riskini artırabilir; fakat günümüzde rahim ağzı kanseri gibi riskler aşılar sayesinde minimize edilmektedir.

2. Genetik Geçiş ve Ailesel Yatkınlık

Kanser hastası olan bir kişinin çocuğunda mutlaka kanser gelişeceği bilgisi doğru değildir. Bazı kanser türlerinde (örneğin bazı kalın bağırsak kanserleri) kalıtsal yatkınlık bilinse de bu durum genellenemez. Örneğin, meme kanserlerinin yalnızca %5-%8'i kalıtsaldır. Özel durumlar haricinde, ebeveynin kanser olması çocuğun da kanser olacağı anlamına gelmez.

3. Kozmetik Ürünler ve Dış Etkenlerin Etkisi

Kimyasal maddelerin DNA üzerindeki etkileri bilinse de saç boyası ve deodorant gibi kozmetik ürünlerin kanserle doğrudan ilişkisi bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Sağlıklı bir yaşam için kimyasallardan uzak durmak önerilse de bu ürünlerin kanser yaptığına dair kesin bir kanıt yoktur.

4. Pozitif Düşüncenin Tedavideki Rolü

Pozitif düşünce tedavi sürecinde moral açısından kritiktir ancak tek başına yeterli değildir. Cerrahi girişim, ilaç tedavisi ve radyoterapi gibi tıbbi süreçler sırasında hastanın psikolojik durumunun güçlü olması, tedavi sonuçlarının çok daha başarılı olmasını sağlar.

5. Hastadan Tanı Saklanmalı mıdır?

Tanının hastadan saklanması yanlış bir yaklaşımdır. Akli yetileri yerinde olan her hastaya, talep ettiği ölçüde tüm gerçekler doğru bir şekilde aktarılmalıdır. Tedavi seçeneklerinin paylaşılması ve hastanın rızasının alınması etik ve tıbbi bir zorunluluktur.

6. Cerrahi Müdahale Kanseri Yayar mı?

Cerrahi işlemlerin hastalığın yayılımını artırdığı inancı tamamen yanlıştır. Aksine, birçok kanser türünde en etkin tedavi yöntemi cerrahidir. Tümörün veya hastalıklı organın çıkarılması, hastanın yaşam süresini uzatır ve hastalığın nüks etme riskini azaltır.

7. Biyopsi Yapmanın Riskleri

Biyopsi, tanının konulması ve tedavi planının oluşturulması için vazgeçilmez bir işlemdir. Biyopsinin hastalığı dağıttığına veya kötüleştirdiğine dair bilimsel bir bulgu yoktur; bu korkular tıbbi gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

8. Tedavi Sonrası Sosyal Hayata Dönüş

Kanser sonrası işe ve sosyal hayata dönmek mümkündür. Özellikle meme, tiroid ve deri kanseri gibi türlerde erken teşhis ile tam şifa sağlanabilmektedir. Modern tıbbın hedefi, hastaların tedavi sonrası normal yaşamlarına sağlıklı bir şekilde devam etmeleridir.

9. Erkeklerde Meme Kanseri Görülür mü?

Erkekler de meme kanseri olabilir. İstatistiklere göre her 100 meme kanseri vakasından biri erkektir. Ailesinde kalıtsal risk olan erkeklerde bu oran artabilir. Bu nedenle erkeklerin de memelerinde fark ettikleri kitleler için vakit kaybetmeden hekime başvurması gerekir.

10. Kronik Kabızlık ve Kolon Kanseri İlişkisi

Kronik kabızlık ile kolon veya rektum kanseri arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi saptanmamıştır. Ancak, bağırsak alışkanlıklarında meydana gelen nedensiz ve ani değişimler bir belirti olabileceği için dikkatle takip edilmelidir.

11. Modern Ülkelerde Kemoterapi Kullanımı

Kemoterapinin gelişmiş ülkelerde artık kullanılmadığı iddiası asılsızdır. ABD ve Avrupa'daki en prestijli kanser merkezlerinde kemoterapi hala temel tedavi yöntemlerinden biridir. Bunun yanında hedefe yönelik tedaviler ve kanser aşıları da başarıyla uygulanmaktadır.

12. Kanserin Cinsiyeti (Dişi ve Erkek Kanser) Var mıdır?

Tıpta kanserin "dişi" veya "erkek" gibi bir cinsiyet ayrımı yoktur. Bu tamamen yanlış bir halk inanışıdır. Tıbbi literatürde kanserler, yayılma hızlarına göre agresif (saldırgan) veya nonagresif (saldırgan olmayan) olarak sınıflandırılır.

13. Kanser Her Zaman Ağrı Yapar mı?

Kanser her zaman ağrıya yol açmaz. İleri evrelerde ağrı daha sık görülse de bazı türler süreç boyunca hiç ağrı yapmayabilir. Ağrısı olan hastalarda ise modern ilaçlar ile ağrı kontrolü başarılı bir şekilde sağlanmaktadır.

14. Şeker Tüketimi ve Kanser İlişkisi

Şeker yemenin kanseri doğrudan büyüttüğüne veya şekersiz beslenmenin kanseri iyileştirdiğine dair kanıt yoktur. Ancak, işlenmiş şeker (kek, kurabiye vb.) obeziteye yol açabilir ve obezite bazı kanser türleri ile ilişkilidir. Meyve ve tahıllardaki doğal şekerler vücut için gereklidir.

15. Aile Öyküsü ve Risk Faktörleri

Kanserlerin sadece %5-10'u kalıtsal genler nedeniyle oluşur. Ailede kanser genlerini taşımak, kanserin mutlaka gelişeceği anlamına gelmez; sadece riskin normalden daha yüksek olduğunu gösterir.

16. Kanser Tedavisinde Başarı Oranları

Kanser günümüzde ölümcül bir kader değildir. Erken teşhis ve yeni tedavi yöntemleri ile sağ kalım oranları %60'ı aşmıştır.

Kanser TürüErken Evre Tedavi Durumuİleri Evre İyileşme Şansı
Meme KanseriMümkünYüksek
Kalın BağırsakMümkünOrta
Testis KanseriMümkünYüksek
LenfomalarMümkünYüksek

Etiketler

Kanserojen maddelerKanser türleriKanser tümörüKanser riski

Yazar Hakkında

Prof. Dr. H. Armağan Arıcan

Prof. Dr. H. Armağan Arıcan

Prof.Dr Armağan ARICAN, 1959 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1983 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve 1994 yılında Radyasyon Onkolojisi Uzmanı olmuştur. 1999 yılında Doçent ünvanı, 2012 yılında ise Profesör ünvanını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.