Doktorsitesi.com

KALP HASTALIKLARI VE PSİKİYATRİK BOZUKLUK BİRLİKTELİĞİ

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu
Uzm. Dr. Sevilay Zorlu
15 Eylül 2011828 görüntülenme
Randevu Al
KALP HASTALIKLARI VE PSİKİYATRİK BOZUKLUK BİRLİKTELİĞİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kalp Sağlığı ve Psikolojik Durum Arasındaki İlişki

Kalp hastalıkları ile psikiyatrik bozukluklar arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar, kalp hastalarının %50’ye varan bir oranında psikiyatrik bozukluklar görüldüğünü kanıtlamaktadır. Bu rahatsızlıkların başında ise depresyon gelmektedir. Günlük dilimizde yer alan “yüreği ağzına gelmek” veya “yüreği daralmak” gibi deyimler, toplumun kalp ile duygular arasındaki bu derin bağı tarihsel olarak nasıl içselleştirdiğini göstermektedir.

Psikiyatrik Etkilerin Tarihsel Süreci ve Kişilik Yapısı

Psikiyatrik durumların kalp üzerindeki etkileri tıp tarihinde; sinirsel çarpıntı, irritabl kalp, efor sendromu ve kardiyak nevroz gibi farklı isimlerle anılmıştır. Özellikle hırslı ve çalışkan özellikleriyle bilinen A tipi kişilik yapısının, başta miyokard enfarktüsü (kalp krizi) olmak üzere pek çok kalp hastalığına yatkınlık oluşturduğu kabul edilmektedir. Günümüzde stresin kalp hastalıklarını tetiklediği bilinen bir gerçektir; bu nedenle hastaların tedavisinde psikiyatrik bileşenlerin değerlendirilmesi hayati önem taşır.

Miyokard Enfarktüsü (Kalp Krizi) ve Psikolojik Tepkiler

Kalp krizi geçiren hastalarda, ilk 24 saat içerisinde genellikle anksiyete (kaygı) tablosu gözlemlenir. Koroner yoğun bakım ünitesine alınan hasta, durumunu bir felaket veya hayati bir tehdit olarak algılama eğilimindedir. Bu süreçte hastaların yaşadığı temel sorun belirsizliktir ve bu durum klinik olarak Yaygın Anksiyete Bozukluğu ile benzerlik gösterir.

Kalp Krizi Sonrası Görülen Temel Korkular ve Yadsıma

Hastaların yaklaşık yarısı, ancak detaylı sorgulama yapıldığında anksiyete yaşadığını ifade etmektedir. Bu hastalarda en sık rastlanan korkular şunlardır:

  • Ani ölüm korkusu ve yeni bir enfarktüs geçirme riski.
  • Bağımlılık, statü kaybı ve yetersizlik hissi.
  • Cinsel işlevlerde kayıp ve sosyal rollerin değişimi.
  • Fiziksel ağrı ve operasyon korkusu.

Klinik süreçte yadsıma (inkar) mekanizması sıkça görülür. Eğer hasta sadece kaygısını uzak tutmak için yadsıma yapıyor ancak tedaviye uyum sağlıyorsa, bu durum dengeleyici bir işlev görebilir. Ancak hasta tıbbi önerileri reddediyor, yasaklı gıdalar tüketiyor veya sigara içiyorsa müdahale edilmelidir. Bu durumda hastayı korkutmak yerine, kaygısını anlayan bir yaklaşımla destek verilmelidir.

Kalp Hastalıklarında Depresyon Riski

Hastaneye yatışın 3. gününden itibaren yadsıma mekanizması zayıflar ve hasta kısıtlamalarıyla yüzleşmeye başlar. Bu süreçte kayıp algısı yerleşerek hastayı depresyona sürükleyebilir. Veriler, miyokard enfarktüsü geçirenlerin %50'sinde depresif belirtiler, %20'sinde ise majör depresyon görüldüğünü ortaya koymaktadır.

DurumGörülme Sıklığı / Risk Oranı
Kalp hastalarında majör depresyon riskiNormalin 1,5 - 4,5 katı
Enfarktüs öncesi depresyon oranı%27,5
Hastanede yatış sürecinde depresyon%31,5
Tedavi edilmeyen depresyonda kriz riskiNormalin 6 katı

Maskeli depresyon olarak adlandırılan ve bedensel belirtilerin ön planda olduğu tablo, psikiyatri dışı kliniklere başvuran hastaların yarısını oluşturur. Depresyon, kalp hızını ve kanın pıhtılaşmasını bozarak ölüm riskini artırmaktadır. Ayrıca hastanın tedaviye bağlılığını ve rehabilitasyon sürecini olumsuz etkiler.

Anksiyete ve Panik Bozukluğun Etkileri

Normal düzeydeki anksiyete işlevsel olsa da, aşırı ve kronik kaygı kalp fizyolojisini bozar. Anksiyeteye bağlı olarak kalp hızı değişkenliği düşer, ritim ve kanlanma olumsuz etkilenir. Özellikle kalp krizi sonrası gelişen anksiyete; iskemi ve aritmi riskini artırarak hastalığın seyrini kötüleştirir.

Panik Bozukluk ve Ayırıcı Tanı

Klinik uygulamada panik bozukluk ile kalp krizi belirtileri birbirine çok benzerdir. Koroner arter hastalığı şüphesiyle incelenen hastaların %15'inde panik bozukluk saptanmıştır. Panik bozukluğu olan hastaların %89'unda çarpıntı ve kardiyak şikayetler görülür. Bu iki durumun birbirine karışabileceği veya aynı anda bulunabileceği unutulmamalıdır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Somatizasyon

Kalp krizi, kişi için travmatik bir olaydır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gelişen hastalar, olayı zihinlerinde tekrar tekrar yaşar ve yoğun anksiyete hissederler. Bu durum, fizyolojik olarak kan pıhtısının çözülmesini geciktirebilir.

Öte yandan, somatizasyon bozukluğu ve hipokondriyazis (hastalık hastalığı) gibi durumlarda açıklanamayan bedensel yakınmalar (göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı) doğrudan kalp hastalığını taklit edebilir. Göğüs ağrısı ile başvuranların sadece %11'inde organik bir neden bulunurken, büyük bir kısmı psikososyal kökenlidir.

Sonuç ve Tedavi Yaklaşımı

Kalp hastalığı sürecinde ortaya çıkan psikiyatrik tablolar, hastalığın seyrini ağırlaştırdığı için mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi süreci, hastaya doğru yaklaşımla başlar. İlaç tedavisinde ise ilaç-ilaç etkileşimleri ve ilaçların kalp üzerindeki yan etkileri titizlikle değerlendirilmelidir. Doğru planlanan bir tedavi ile kardiyak ve psikiyatrik iyileşmede başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Etiketler

AnksiyeteKalpYaygın anksiyete bozukluğuMyokard infarktüsüKardiyak nevroz

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu

Uzm.Dr Sevilay Zorlu, Antalya-Akseki-Cevizli’de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Tip Fakültesini kazanıp 2. sinifta yatay geçis yaparak 1995’de Akdeniz Üniversitesi Tip Fakültesinde başladığı tıp eğitimini 1998 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Uludağ Üniversitesi Tip Fakültesi'nde tamamlayarak 2008 yılında Psikiyatri uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.