Doktorsitesi.com

Kalp hastalıkları hangi testlerle teşhis edilir?

Uzm. Dr. Şafak Göktaş
Uzm. Dr. Şafak Göktaş
27 Nisan 20159837 görüntülenme
Randevu Al
  • Kalp ve damar hastalığı yaşayan kişilerin yarısında LDL düzeylerinin normal olması, klasik kolesterol ölçümlerinin risk tespitinde tek başına yeterli olmadığını kanıtlamaktadır.
  • Asıl risk faktörü olan 'Small Dense LDL' (sLDL), küçük yapısı sayesinde damar duvarına kolayca yerleşerek plak oluşumunu ve damar tıkanıklığını hızlandırmaktadır.
  • Toplam LDL düzeyi normal olsa bile sLDL seviyesinin yüksekliği kalp krizi riskini en az üç kat artırdığı için teşhis süreçlerinde bu alt grubun incelenmesi kritik önem taşır.
Kalp hastalıkları hangi testlerle teşhis edilir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kalp ve Damar Hastalıklarında Temel Risk Faktörleri

Kalp hastalıkları, günümüzde hem erkeklerde hem de kadınlarda dünya genelinde en sık karşılaşılan ölüm nedeni olmaya devam etmektedir. Kalp ve damar sağlığını doğrudan tehdit eden unsurlar arasında LDL (kötü huylu kolesterol), trigliserit ve apolipoprotein B düzeylerinin yüksekliği ilk sıralarda yer alır. Bunun yanı sıra, HDL (iyi huylu kolesterol) seviyesinin düşük olması da ciddi bir risk faktörüdür.

Kardiyovasküler sağlığı olumsuz etkileyen diğer kritik etkenler ise şunlardır:

  • Obezite (Şişmanlık) ve şeker hastalığı (diyabet),
  • Yüksek tansiyon (hipertansiyon),
  • Sigara kullanımı,
  • Vücuttaki kronik iltihabi hastalıklar.

Kolesterol Değerlerinde Yanıltıcı Tablo: LDL Paradoksu

Genel tıbbi kabul, kötü huylu kolesterol olarak bilinen LDL yüksekliğinin kalp hastalığı riskini artırdığı, HDL yüksekliğinin ise koruyucu bir etki yarattığı yönündedir. Ancak yapılan araştırmalar, kalp-damar ve beyin-damar hastalığı yaşayan kişilerin %50'sinde LDL düzeylerinin normal sınırlarda olduğunu göstermiştir. Bu durum, klasik kolesterol ölçümlerinin tek başına yeterli olmadığını ve daha detaylı analizlere ihtiyaç duyulduğunu kanıtlamaktadır.

Small Dense LDL (sLDL) Nedir?

Bilimsel çalışmalar sonucunda, kalp-damar hastalıkları açısından asıl risk faktörünün Small Dense LDL (düşük yoğunluklu kötü kolesterol) olduğu belirlenmiştir. Kötü kolesterol (LDL), yapısal özelliklerine göre 7 farklı alt gruba ayrılmaktadır. Bu alt grupların özellikleri şu şekildedir:

LDL Alt GruplarıYapısal ÖzellikRisk Durumu
1. ve 2. GrupBüyük yapılı moleküllerKalp hastalıkları yönünden düşük riskli
3. ve 7. Grup ArasıSmall Dense LDL (sLDL)Kalp hastalıkları yönünden yüksek riskli

sLDL Düzeyinin Kalp Krizi Riski Üzerindeki Etkisi

Small Dense LDL düzeyindeki artış, kişinin kalp-damar hastalığına yakalanma ve kalp krizi geçirme olasılığını en az 3 kat artırmaktadır. Dikkat çekici olan nokta, toplam LDL düzeyi normal olsa dahi sLDL seviyesi yüksek olan bireylerde hastalık görülme oranının katlanarak yükselmesidir.

Small Dense LDL'nin (sLDL) damar sağlığı için daha tehlikeli olmasının temel nedenleri şunlardır:

  1. Küçük yapısı sayesinde damar çeperinden çok daha kolay geçebilir.
  2. Damar duvarına kolayca yerleşerek plak oluşturmaya daha meyillidir.
  3. Damar tıkanıklığı sürecini hızlandıran bir yapıya sahiptir.

Güncel tıp yaklaşımları, kalp-damar hastalıklarının doğru teşhisi ve risk analizi için öncelikli olarak Small Dense LDL değerlerinin de incelenmesini tavsiye etmektedir.

Etiketler

Kalp hastalıkları için hangi testler yapılmalıKalp hastalıkları testlerle anlaşılır mıKalp hastalıkları için kan tahliliKalp hastalıklarının anlaşılması testlerle mümkün müKan tahlilleri ve kalp hastalıklarıLdl kolesterol kaç olmalıLdl ( kötü kolesterolün) kontrolü neden gerekir

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Şafak Göktaş

Uzm. Dr. Şafak Göktaş

Uzm. Dr. Şafak GÖKTAŞ, 18 Mayıs 1980 tarihinde Ankara'da doğmuştur. Çocukluğu, babasının da doktor olması sebebiyle pek çok farklı şehirde geçmiştir; Ankara, Eskişehir, İstanbul ve Erzincan gibi. Yine babasının mecburi hizmeti nedeniyle 6 sene Erzincan’da yaşamış ve ilköğrenimini Erzincan’da tamamlamıştır. Bu süreçte Anadolu kültürü ile tanışma fırsatına sahip olmuş ve hayatı boyunca sürdüreceği değerli arkadaşlıklar kurmuştur. 1992 yılında yaşanan büyük Erzincan depreminde oturdukları SSK lojmanındaki apartman tamamen yıkılmış ve enkaz altından sağ kurtularak ailecek ikinci hayatımız adını verdikleri yeni hayatlarına başlamışlardır. Ardından İstanbul’a gelmişler ve Uzm. Dr. Şafak GÖKTAŞ, ortaokul ve lise öğrenimini İstanbul’da, hayat görüşünün de temellerini attığını söylediği, şehrin en iyi okullarından olan Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.