Doktorsitesi.com

Ivf (tüp bebek) tedavi protokolleri

Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
25 Temmuz 20121434 görüntülenme
Randevu Al
  • Tüp bebek tedavisi, günümüzde kısırlık tedavisinde en başarılı yöntem olarak kabul edilir ve yumurtalıkların uyarılmasından embriyo transferine kadar dört temel aşamadan oluşur.
  • Tedavi sürecinde hastanın yumurta rezervine ve hormonal durumuna göre uzun, mikrodoz veya antagonist gibi farklı protokoller kişiye özel olarak uygulanır.
  • Süreç boyunca folikül gelişimi ultrason ve kan tahlilleriyle izlenir, ideal boyuta ulaşıldığında yapılan çatlatma iğnesinden tam 36 saat sonra yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir.
Ivf (tüp bebek) tedavi protokolleri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tüp Bebek Tedavisinin Tarihçesi ve Günümüzdeki Önemi

Tüp bebek (IVF) konusundaki en büyük ilerleme, 1978 yılında Louise Brown’un İngiltere’de dünyaya gelmesiyle başlamıştır. Günümüzde sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde 1 milyonun üzerinde bebek IVF yoluyla hayata gözlerini açmaktadır. Başlangıcından itibaren her yıl gelişen teknolojik imkanlar sayesinde, günümüzde tüp bebek tedavileri oldukça yüksek başarı oranlarına ulaşmıştır. IVF tedavisi, modern tıpta önerilebilecek en başarılı infertilite (kısırlık) tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir.

IVF Tedavisinin Temel Aşamaları

Başarılı bir gebelik elde etmek amacıyla uygulanan IVF tedavisi temel olarak dört ana aşamadan oluşmaktadır. Bu süreçler, hastanın durumuna göre titizlikle planlanır:

  • Ovulasyon indüksiyonu (Yumurtalıkların uyarılması)
  • Oosit toplanması (Yumurta toplama işlemi)
  • Oosit döllenmesi (Laboratuvar ortamında dölleme)
  • Embriyo transferi (Döllenen yumurtanın rahme yerleştirilmesi)

Tüp Bebek Tedavisinde Protokollerin Gelişimi

IVF tedavisi ilk yıllarında doğal siklusları kullanmış ve yumurta toplanma zamanlaması vücudun kendi LH hormonuna göre planlanmıştı. Tedaviyi başarılı kılan ilk önemli modifikasyon, çoklu folikül gelişimini uyaran gonodotropinlerin kullanımı olmuştur. Ancak bu süreçte karşılaşılan en büyük sorun, erken LH pikine bağlı olarak gelişen kontrolsüz yumurtlamaydı. 1980’li yıllarda GnRh analoglarının geliştirilmesi, IVF tedavisine modern formunu kazandırmıştır.

1. Uzun Protokol

En sık tercih edilen yöntem olan uzun protokol, hipofizer alanın GnRh analogları ile duyarsızlaştırılması esasına dayanır. Günlük kullanılan analoglar ile beyindeki hipofiz bezinin kendi kendine FSH salgılaması engellenir. Genellikle 10-15 gün süren bu duyarsızlaştırma sürecini optimize etmek için adetten önce doğum kontrol hapı ile analog kullanımına başlanır. Süreç tamamlandığında doz azaltılarak, kişinin ihtiyacına göre 150-600 U arasında değişen FSH enjeksiyonları ile yumurta artırıcı tedaviye geçilir.

2. Mikrodoz Protokol

Bu yöntem, özellikle over rezervi azalmış ve tedaviye kötü yanıt veren kadınlar için tasarlanmıştır. Tedaviye başlangıçta 3 hafta boyunca doğum kontrol hapı kullanılır; bu uygulama teorik olarak hipofizde supresyon yaparak yumurtalıkları dinlendirir. Hap kullanımının ardından düşük dozlarda Lucrin ve FSH günde iki kez uygulanır. Düşük doz Lucrin kullanımı, bu protokolde FSH ve LH salgısını indükleme amacı taşır.

3. Antagonist Tedavi

Antagonist tedavisi, analogların aksine pituiter baskılanmayı anında gerçekleştirir. FSH ve LH salınımını anlık olarak durdurması, tedavinin daha kısa sürede tamamlanmasını sağlar ve yumurtalıklarda aşırı baskılanmaya yol açmaz. İndüksiyon adetin 2. günü başlar; folikül çapı 12 mm üzerine çıktığında veya tedavinin 5. gününde antagonist eklenir. Bu aşamada LH salınımının tamamen baskılanması nedeniyle kan estradiol seviyelerinde hafif düşüş görülebilir, ancak bu durum beklenen bir sonuçtur.

4. Ultrashort Protokol

Ultrashort protokol, özellikle düşük yumurta sayısı olan hastalarda tercih edilen bir yöntemdir. Bu uygulamada Lucrin isimli analog adetin 1. günü başlatılır. Yumurta sayısını artırmaya yönelik FSH hormonu desteği ise adetin 3. veya 4. gününde sürece dahil edilir.

Monitorizasyon ve Hasta Takibi Süreci

Tedavi süresince hastanın verdiği yanıt, kanda estradiol seviyelerinin takibi ve transvajinal ultrason (USG) ile titizlikle izlenir. Bazı kliniklerde takip sadece ultrasonografi yoluyla da gerçekleştirilebilir.

ParametreHedef ve Uygulama
Temel AmaçEn az 3 adet 17 mm ve üzeri folikül elde etmek
İlaç Değişimiİdeal boyuta ulaşıldığında FSH kesilir
Çatlatma İşlemiHcG (çatlatma iğnesi) uygulaması yapılır
Toplama ZamanıHcG uygulamasından tam 36 saat sonra

Ovulasyon indüksiyonu sürecinde amaçlanan folikül boyutlarına ulaşıldığında, yumurtaların çatlamasını sağlamak için HcG enjeksiyonu yapılır. Kritik bir öneme sahip olan yumurta toplama işlemi, bu iğnenin uygulanmasından tam 36 saat sonra gerçekleştirilmektedir.

Etiketler

Tüp bebek nasıl uygulanırİvf tedavisinin dört aşamasıTüp bebek tedavisinde aşamalarTüp bebek tedavisi hangi aşamalardan oluşurİvf tedavisi nasıl yapılır

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç

Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç

Merhaba ben Sevtap Hamdemir Kılıç, 1970 kayseri doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. 1986-1992 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıp eğitimi tamamladım. Hemen ardından 1997 yılında Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlık Eğitimimi tamamlayarak uzman hekim olarak göreve başladım. 2004 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji Embryoloji Anabilim Dalında Embryoloji alanında doktora eğitimimi tamamladım. Bu yolla tüp bebek uygulamaları ve gelişimi konusunda binlerce hastaya faydalı olabilme şansım oldu. Sağlık Bakanlığı Yardımcı Üreme Teknikleri Sertikasyon Programlarını hem kadın hastalıkları ve doğum hemde tüp bebek labratuvar (Embryoloji-Androloji) uygulamalarında her iki  eğitim programınıda  tamamladım ve bu nedenle ZTB tüp bebek laboratuvarı Eğitim sorumluluğu görevinde bulundum. Ardında Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde  infertilite – tüp bebek kliniklerinde çeşitli görevlerde  çalıştım. 2010 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Doçent ünvanını kazandım.2011 yılında Perinatoloji alanında yapmış olduğum çalışmalar nedeniyle  Yüksek Riskli Gebelikler Uzmanı olarak atandım

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.