Doktorsitesi.com

Hıv & aıds

Op. Dr. Abidin Egemen İşgören
Op. Dr. Abidin Egemen İşgören
11 Haziran 20161534 görüntülenme
Randevu Al
Hıv & aıds
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

HIV ve AIDS Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

HIV ve AIDS, halk arasında sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da aslında birbirinden farklı kavramlardır. HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü), bağışıklık sistemine saldıran bir virüs iken; AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu), bu virüsün neden olduğu hastalığın en ileri evresidir. HIV bulaşmasından sonra bağışıklık sisteminin zayıflayarak AIDS evresine gelmesi genellikle yıllar süren bir süreçtir.

HIV Nedir? Virüsün Yapısı ve Çalışma Mekanizması

HIV (Human Immunodeficiency Virus), insan bağışıklık sistemini doğrudan hedef alarak bozan bir virüstür. Virüsün HIV-1 ve HIV-2 olmak üzere iki temel tipi bulunmaktadır. HIV, sahip olduğu özel yüzey proteinleri aracılığıyla bağışıklık sisteminin temel taşı olan CD4 hücrelerini istila eder.

Virüs, tek parçadan oluşan RNA genetik materyalini, özel kimyasallar kullanarak insan CD4 hücresinin DNA'sına entegre eder. Bu hücreler içinde çoğalan virüs, bir süre sonra hücreleri parçalayarak vücuda yayılmaya devam eder. Virüsün yapısında hayati önem taşıyan proteinler şunlardır:

Protein YapısıGörevi
gp41HIV’in hayatta kalmasını sağlar.
gp120HIV’in DNA’ya girmesini sağlar.
LEDGFHIV’in DNA’ya nasıl gireceğini belirler.

AIDS Nedir? Bağışıklık Yetmezliği Süreci

AIDS, HIV enfeksiyonunun son basamağı olan, kronik ve hayatı tehdit eden bir hastalık tablosudur. Virüs vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemini yıllar içinde zayıflatarak kişiyi fırsatçı enfeksiyonlara ve belirli kanser türlerine karşı tamamen savunmasız bırakır. Günümüzde tıp dünyasındaki gelişmeler umut verici olsa da AIDS için henüz kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır.

HIV Nasıl Bulaşır? Temel Bulaşma Yolları

HIV virüsü vücuda girdikten sonra tamamen yok edilmesi mümkün olmayan bir yapıya sahiptir. Virüs başlıca üç ana yol üzerinden bulaşmaktadır:

1. Cinsel Temas Yoluyla Bulaşma

Dünya genelindeki tüm bulaşmaların %80-85’i korunmasız cinsel temas yoluyla gerçekleşir. Virüs; kan, meni ve vajina salgısında yoğun olarak bulunur. Vajinal, anal veya oral temas sırasında doku zedelenmeleri ve çatlaklar üzerinden vücuda girer. Lateks prezervatifler HIV’e karşı koruyucudur; ancak lateks olmayan ürünler koruma sağlamaz.

2. Kan Yoluyla Bulaşma

Bulaşmaların %10-15’i kan yoluyla gerçekleşmektedir. Bu yolla bulaşma riskini artıran durumlar şunlardır:

  • Test edilmemiş kan, doku ve organ nakilleri.
  • Dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi aletler ve dövme ekipmanlarının kullanımı.
  • Damar içi uyuşturucu madde kullananların ortak enjektör paylaşımı.
  • Cinsel organlardaki kanamaların veya adet kanının mukoza ile teması.

3. Anneden Bebeğe Bulaşma

Bulaşmaların %5-10’u gebelik, doğum veya emzirme sırasında gerçekleşir. Tedavi almayan gebe bir kadının virüsü bebeğine bulaştırma riski %30 iken, uygun tedaviyle bu oran %7-10 seviyesine düşürülebilir. HIV pozitif annelere emzirme önerilmemektedir.

HIV Hangi Durumlarda Bulaşmaz?

Toplumdaki yanlış inanışların aksine, HIV günlük sosyal aktivitelerle bulaşmaz. Virüsün bulaşmadığı durumlar şunlardır:

  • Aynı odada bulunmak, aynı havayı solumak veya aynı okulda okumak.
  • El sıkışmak, dokunmak, kucaklaşmak ve sağlam deri teması.
  • Ter, idrar, dışkı veya böcek ısırıkları.
  • Ortak tabak, çatal, kaşık, bardak ve telefon kullanımı.
  • Tuvalet, duş, yüzme havuzu, sauna ve hamam gibi ortak alanlar.

HIV Belirtileri ve Hastalık Evreleri

HIV enfeksiyonu vücutta farklı evrelerde ilerler. Her evrenin kendine has özellikleri ve belirtileri bulunmaktadır:

Akut HIV Enfeksiyonu Dönemi

Virüs vücuda girdikten 1-6 hafta sonra hastaların büyük çoğunluğunda soğuk algınlığına benzer belirtiler görülür. Bu dönemde bulaştırıcılık çok yüksektir. Sık görülen belirtiler şunlardır:

  • Ateş ve boğaz ağrısı,
  • Lenf bezlerinde büyüme,
  • Deri döküntüleri, kas ve eklem ağrıları,
  • İshal, bulantı ve kusma.

Asemptomatik ve Erken Semptomatik Dönem

Akut dönemden sonra ortalama 8-10 yıl süren, hiçbir belirtinin görülmediği asimptomatik dönem başlar. Ardından, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte; şiddetli gece terlemeleri, istemsiz kilo kaybı, uzun süren ishal ve ağızda mantar enfeksiyonları gibi erken semptomatik bulgular ortaya çıkar.

Geç Semptomatik Dönem (AIDS) ve İleri Evre

Bu aşamada bağışıklık sistemi tamamen çöker. Tüberküloz, Kaposi sarkomu ve çeşitli lenfomalar gibi fırsatçı kanserler ve enfeksiyonlar gelişir. Tedavi edilmeyen vakalarda, belirgin sinir sistemi tutulumları ve kas erimesi ile süreç çoğunlukla ölümle sonuçlanır.

HIV Tedavisi ve Korunma Yolları

Günümüzde HIV virüsünü vücuttan tamamen temizleyen bir ilaç yoktur; ancak virüsün çoğalmasını kontrol altına alan etkin tedaviler mevcuttur. Bu tedaviler bağışıklık hücrelerinin sayısını artırarak yaşam süresini ve kalitesini önemli ölçüde uzatır.

Korunma için dikkat edilmesi gerekenler:

  • Cinsel ilişkide mutlaka düzgün şekilde takılmış lateks prezervatif kullanılmalıdır.
  • Cinsel ilişkide gerekiyorsa sadece su bazlı kayganlaştırıcılar tercih edilmelidir (yağ bazlı olanlar prezervatife zarar verir).
  • Ortak enjektör kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır.
  • Kontrolsüz kan nakline ve steril olmayan cerrahi alet kullanımına izin verilmemelidir.

Türkiye’de HIV ve AIDS’in Mevcut Durumu

Türkiye'de HIV prevalansı dünya geneline göre düşük olsa da kayıt ve bildirim sistemindeki eksiklikler nedeniyle gerçek rakamlara ulaşmak zordur. Resmi verilere göre 1985-2003 yılları arasında 1712 vaka bildirilmiştir. Ancak Birleşmiş Milletler tahminleri bu rakamın çok daha yüksek olabileceğine işaret etmektedir. Özellikle genç nüfusun korunma yolları konusundaki bilinç eksikliği, bulaşma riskini artıran temel unsurlar arasında yer almaktadır.

Etiketler

HivAıds hastalığının bulaşma yollarıPrezervatif ile korunmaCinsel yolla bulasan hasalıklarHıv bulaşmasıAidsAıds'ten korunma

Yazar Hakkında

Op. Dr. Abidin Egemen İşgören

Op. Dr. Abidin Egemen İşgören

Op. Dr. Abidin Egemen İŞGÖREN, 1982 yılında Denizli’de doğmuştur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 2006 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 2007-2012 yılları arasında Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapmış ve Üroloji Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.