Doktorsitesi.com

GÖZ KAPAK DÜŞÜKLÜĞÜ (PTOZİS)

Prof. Dr. Mehmet ÜNAL
Prof. Dr. Mehmet ÜNAL
1 Kasım 2018202 görüntülenme
Randevu Al
GÖZ KAPAK DÜŞÜKLÜĞÜ (PTOZİS)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Göz Kapağı Düşüklüğü Nedir?

Göz kapağı düşüklüğü, toplumda oldukça sık karşılaşılan ve tıbbi literatürde ptozis olarak adlandırılan bir durumdur. Bu rahatsızlık, görme kalitesini etkileyebileceği gibi estetik kaygılara da yol açabilir. Göz kapağı düşüklüğü temel olarak doğuştan olan kapak düşüklüğü ve sonradan ortaya çıkan kapak düşüklüğü olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmaktadır.

Doğuştan Gelen (Konjenital) Kapak Düşüklüğü

Doğuştan olan kapak düşüklüğü, bu vakaların en sık görülen nedenidir ve tek veya çift taraflı olarak ortaya çıkabilir. Bu durumun temel sebebi, göz kapağını kaldırmakla görevli olan kasta görülen zayıflık ve gelişim geriliğidir.

İlgili kas yeterince kasılamadığı için göz kapağını olması gereken seviyeye kaldıramaz. Önemli bir nokta olarak; doğuştan gelen kapak düşüklüğünde çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzelme görülmez. Ayrıca bu durumun tedavisinde ilaç, vitamin takviyeleri veya kapak egzersizleri fayda sağlamamaktadır. Doğuştan kapak düşüklüğünün kesin çözümü cerrahi müdahaledir.

Doğuştan Kapak Düşüklüğünde Ameliyat Zamanlaması

Ameliyat zamanı, düşüklüğün seviyesine ve görme fonksiyonunun etkilenme durumuna göre belirlenir:

  • Acil Durumlar: Eğer kapak göz bebeğini kapatacak kadar düşükse, çocuk hangi yaşta olursa olsun vakit kaybetmeden ameliyat edilmelidir. Göz bebeğinin kapalı kalması göz tembelliğine yol açar ve erken müdahale edilmezse görme kaybı ömür boyu kalıcı olabilir.
  • Rutin Durumlar: Göz bebeğini örtmeyen durumlarda, göz tembelliği riski düşük olduğu için ameliyat genellikle 4 yaşında, çocuk okula veya yuvaya başlamadan önce gerçekleştirilir. Bu zamanlama, çocuğun psikolojik olarak etkilenmesini önlemek adına kritiktir.

Sonradan Oluşan Kapak Düşüklüğü Nedenleri

Sonradan gelişen kapak düşüklüğü, doğuştan olana kıyasla daha az görülür ve genellikle yaşın ilerlemesine bağlı olarak ortaya çıkar. Yaşlanma süreciyle birlikte göz kapağını kaldıran kasın gevşemesi bu duruma sebebiyet verir.

Sonradan oluşan düşüklüğün diğer nedenleri şunlardır:

  • Yaşlanma: Genellikle ileri yaşlarda görülse de bazen 30'lu yaşlarda da başlayabilir.
  • Travmalar: Göz kapağına alınan darbeler.
  • Cerrahi Müdahaleler: Katarakt gibi göz ameliyatları sonrası gelişen komplikasyonlar.
  • Sistemik Hastalıklar: Nadir de olsa vücudu etkileyen bazı kas ve sinir hastalıkları kapak düşüklüğüne neden olabilir. Bu sebeple, sonradan oluşan vakalarda altta yatan hastalıkların araştırılması hayati önem taşır.

Göz Kapağı Düşüklüğü Ameliyatı Süreci

Ameliyat öncesinde, kapağın düşüklük miktarı ve kapağı kaldıran kasın gücü detaylı bir muayene ile değerlendirilir. Uygulanacak cerrahi yöntem bu muayene sonuçlarına göre seçilir.

Hasta GrubuAnestezi Türü
ÇocuklarGenel Anestezi
ErişkinlerLokal Anestezi

Kullanılan Cerrahi Yöntemler

  1. Levator Kas Kısaltma: Kapağı kaldıran kasın bir miktar gücü varsa tercih edilir. Kas kısaltılarak daha gergin hale getirilir ve kapak daha canlı bir şekilde kalkar.
  2. Asma Ameliyatı: Kapağı kaldıran kasın çok güçsüz olduğu durumlarda uygulanır. Üst kapak cerrahi yöntemlerle alına asılarak kaldırılır.

Genellikle cerrahi müdahale sonrasında kapak düşüklüğü başarıyla giderilir ve hastalar için tatminkar sonuçlar elde edilir.

Etiketler

PitozisPtozisdoğuştan kapak düşüklüğükapak düşüklüğü ameliyatıgöz kapak düşüklüğü

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mehmet ÜNAL

Prof. Dr. Mehmet ÜNAL

Prof. Dr. Mehmet ÜNAL, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını yine aynı fakülte de tamamlayarak Göz Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 1985 - 1986 yılları arasında Londra Moorfields Göz Hastanesi Oküplastik Cerrahi Bölümünde çalışmış 1989 yılında ''Doçent Doktor'' unvanı almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.