Doktorsitesi.com

Gebelikte yüksek tansiyon

Op. Dr. Ebru Alper
Op. Dr. Ebru Alper
3 Haziran 2015244 görüntülenme
Randevu Al
  • Gebelikte görülen hipertansif hastalıklar, özellikle preeklampsi, anne ve bebek sağlığını ciddi şekilde tehdit ederek fetal büyüme geriliği ve erken doğum gibi hayati risklere yol açabilir.
  • Preeklampsi tanısı genellikle 20. haftadan sonra yüksek tansiyon, idrarda protein kaybı ve ödem ile konulurken; ilk gebelik, ileri yaş ve obezite gibi faktörler bu riski artırmaktadır.
  • Preeklampsinin kesin tedavisi doğumun gerçekleştirilmesi olsa da, riskli gebelerde düşük doz aspirin kullanımı ve yakın tıbbi takip ile anne ve bebeğin korunması amaçlanır.
Gebelikte  yüksek  tansiyon
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gebelikte Hipertansiyon ve Preeklampsi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Hipertansiyon, erişkin bireylerin %20-30'unu etkileyen yaygın bir sağlık problemidir. Gebelik döneminde ortaya çıkan hipertansif hastalıklar, özellikle preeklampsi ve eklampsi, hem anneyi hem de bebeği ciddi şekilde tehdit eden unsurların başında gelir. Bu durum, gelişen uteroplasental yetmezlik nedeniyle fetal büyüme geriliği, erken doğum ve plasentanın erken ayrılması (plasenta dekolmanı) gibi hayati risklere yol açabilmektedir.

Gebelikte Hipertansiyonun 4 Farklı Türü

Tüm gebeliklerin yaklaşık %7-10'unu etkileyen yüksek tansiyon sorunları, klinik olarak dört ana grupta incelenir:

  1. Preeklampsi ve Eklampsi
  2. Kronik Hipertansiyon
  3. Kronik hipertansiyona eklenen preeklampsi
  4. Geçici hipertansiyon

Bu türler arasında en sık rastlananı preeklampsidir. Genellikle genç ve ilk kez anne olacak kadınlarda görülse de, 35 yaş üstü gebeliklerde ikinci bir risk artışı (pik) söz konusudur.

Preeklampsi İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

Gebelik sürecinde preeklampsi gelişme olasılığını artıran temel risk faktörleri şunlardır:

  • Nulliparite (Annenin ilk gebeliği olması)
  • Anne yaşının 20'den küçük veya 35'ten büyük olması
  • Düşük sosyoekonomik düzey
  • Çoğul gebelikler ve mol gebelik
  • Birinci derece akrabalarda preeklampsi öyküsü
  • Kronik hipertansiyon, şeker hastalığı veya böbrek hastalığı
  • Artmış vücut kitle indeksi (obezite)

Preeklampsi Belirtileri ve Tanı Kriterleri

Preeklampsinin klasik triadı; 20. gebelik haftasından sonra gelişen hipertansiyon, proteinüri (idrarda protein kaybı) ve ödem olarak tanımlanır. Bazı vakalarda (%2-12) kırmızı kan hücrelerinde hemoliz, karaciğer enzimlerinde yükselme ve trombosit düşüklüğü ile seyreden HELLP Sendromu gelişebilir.

Tanı İçin Kritik Parametreler

ParametreTanı Kriteri
HipertansiyonEn az iki ölçümde kan basıncının 140/90 mmHg ve üzerinde olması
Proteinüri24 saatlik idrarda 300 mg veya 6 saat ara ile iki örnekte 100 mg/L protein tespiti
Patolojik Ödem12 saatlik istirahate rağmen geçmeyen, yüzde ve ellerde görülen şişlikler

Anne ve Bebek Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Hipertansiyonun kontrol altına alınamadığı durumlarda hem bebek hem de anne için ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

Bebekte Görülebilecek Sorunlar:

  • İntrauterin gelişme geriliği
  • Erken doğum ve düşük Apgar skorları
  • Plasentanın erken ayrılması
  • Bebeğin anne karnında kaybedilmesi

Annede Görülebilecek Sorunlar:

  • Gebeliğe bağlı şeker hastalığı
  • Akut böbrek yetmezliği, akciğer ve beyin ödemi
  • Artmış sezaryen oranı ve doğum indüksiyonu
  • İlerleyen dönemde kronik hipertansiyon riski

Tedavi ve Korunma Yöntemleri

Preeklampsinin tek kesin tedavisi gebeliğin sonlandırılmasıdır. Ancak temel amaç, bebek yeterli olgunluğa erişene kadar anneyi ve bebeği komplikasyonlardan korumaktır.

Uygulanan Tedavi ve Destek Protokolleri

  • Düşük Doz Aspirin: Riskli gebelerde preeklampsi riskini azaltmak için 60-80 mg/gün dozunda kullanılır.
  • Beslenme Düzeni: Az tuzlu (günlük sodyum < 6 gr) ve idrarda protein kaybı varsa yüksek proteinli diyet önerilir.
  • Vitamin ve Mineral Desteği: Antioksidan (E ve C) vitaminleri ile kalsiyum ve magnezyum takviyesi.
  • Yatak İstirahati: Rahime giden kan akımını artırmak ve sempatik sistemi baskılamak için önerilir.

Özellikle risk grubundaki gebelerin antenatal bakımlarını aksatmaması hayati önem taşır. Şiddetli baş ağrısı, görme bozuklukları, bulantı-kusma veya ani gelişen ödem durumunda vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurulmalıdır.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ebru Alper

Op. Dr. Ebru Alper

Uzm. Dr. Ebru Alper, İstanbul’ da dünyaya geldi. Orta öğrenimimi Sankt Georg Avusturya Kız Lisesi’nde 1988 yılında tamamlamasının ardından aynı yıl çocukluk hayali olan tıp eğitimine İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladı ve 1994 yılında mezun oldu ve Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasına başladı. Uzmanlık eğitimini Bakırköy Doğumevi Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 1999 yılı Mart ayında tamamladı.  Uzman doktor unvanını alışının ardından aynı hastaneye atandı ve 1999 yılının Mart ayı ile 2004 yılının Aralık ayları arasında son 3 yılı İnfertilite ve Menopoz Bölümü'nde olmak üzere, bu hastanede görev yaptı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.