Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak tarif edebileceğimiz ergenlik dönemi, tarifi gibi kısacık ve eskiden olduğu gibi 13-18 yaşları arasında hızla geçen bir süreç değildir. Günümüzde 10 yaşındaki bir çocuğun ergenlik belirtileri gösterdiğini ve 20’li yaşlarına kadar devam ettirdiğini görebiliriz.

Ebeveyn olarak hepimiz doğru olanı yapmak ve iyi birer anne baba olmak isteriz. Bu amaçla kimimiz kendi deneyimlerini referans alır, kimimiz kendi anne babalarından öğrendiklerini kimimiz de hepsini harmanlayıp üzerine çocuk yetiştirmekle ilgili yazılmış kitaplardan, yapılmış araştırmalardan edindiğimiz bilgileri ekleyerek elimizden gelenin en iyisini yapmak için çabalarız. Zaman zaman ,ne yaparsam yapayım olmuyor umutsuzluğu ile kendimizi çıkmazda hissedebiliriz.

Değişen koşullar, dijital dünyanın hayatımıza getirdikleri gibi bir çok faktör, günümüzde ergen-ebeveyn ilişkisinde dengeleri değiştirmekte ve anne babaların genç yetişkin olma arifesindeki çocuğuna ulaşmalarını zorlaştırabilmektedir. Ergenlerin dünyasına girebilmek, neler yaşadıklarını anlamak, davranışlarının nedenlerini görebilmek bize bu anlamda kolaylık sağlayacaktır.

Çocuğunuzun Beyninde Neler Oluyor?

Yeni doğan bir bebeğin beyni etrafındaki her şeyi emmeye hazırdır. Bir çok bilgi genetik olarak kodlanmış bile olsa, bu bilgiler kullanılmak için deneyim bekler. Bu deneyimler, büyüdükçe çevrelerinden, özellikle aile içinden, aldıkları uyaranlar, tepkiler, davranışlarla oluşur ve ne kadar çok kullanılırsa o kadar yerleşik bir hal alırlar. Ergen çocuğunuzun, öfke, inatçılık ve huzursuzluğa yönelik eğilimi, bu deneyimlerin çizdiği yollar olarak çıkar karşımıza. 10-11 yaş civarında yani tam da ergenlik döneminin başında beyin gelişimine devam ederken aynı zamanda da bir değişim dönemine girer. İşte bu durum tam da evimizde yapmış olduğumuz bahar temizliğine benzer.

Nasıl ki evimizde genel bir temizliğe başladığımızda tüm dolaplar, çekmeceler açılır içleri boşaltılır, kullanılacaklar ve kullanılmayacaklar şeklinde ayırılırsa ve bu süreçte evde düzen kalmamış, her şey ortada ve bir karışıklık varsa, çocuğunuzun beyni de böyle bir karışıklık içindedir. Çünkü o da çocukluk boyunca yaşadığı davranışları, denetlenemeyen duyguları, belki üzücü olayları, edindiği bilgileri, deneyimleri ne varsa beyninin dolaplarından çekmecelerinden çıkarmış ve tıpkı evdeki gibi bir karışıklığın içindedir. Üstelik neyi saklayacak neyi atacak bunun kararını vereceği bir süreçten geçmekte ve bunu tek başına yapacağı için son şeklini alması yıllar sürecektir. Bu kargaşayı yaşayan çocuğumuza nasıl yardımcı olacağız? Öncelikle verilen tepkileri ve karşılıkları anlamak hem anne babayı hem de çocuğu rahatlatabilir.

Ani ve bize anlamsız gelen tepkiler: hepimiz bir tehlike anında ne yapacağımızı düşünmeden ani tepkiler veririz. Beyni gelişmeye devam etmekte olan bir ergende beynin bu bölgesi oldukça hassastır ve bir yetişkine deneyimleri sonucu doğal gelen bir durum deneyimsiz bir ergen için çok büyük bir tehlike anlamına gelebilir. Öyle ki bir iç çekiş, bir kaş hareketi bile onun için tehdit içeriyor olabilir.

Kendimizi tanımak: Siz nasıl bir ebeveynseniz çocuğunuzda öyle bir ergen olur. Sorunlar karşısında aynı işlevsiz tepkileri mi veriyoruz? Tutarsız davranışlarımız var mı? Vazgeçilmez değerlerimizi biliyor muyuz? Bunları çocuğumuza nasıl ifade ediyoruz? Bu soruların cevaplarını biliyor olmamız ergenle iletişimde kolaylık ve netlik sağlayabilir.

Olumsuz duyguları yaşamasına izin vermek: Hiç kimse çocuğunu üzgün, huzursuz ya da öfkeli görmek istemez. Fakat bu duygulardan sıyrılması için onun yerine harekete geçmek yerine, çözümü ona bırakmak, alternatif yollar bulma becerisini kazandırır, stresle başa çıkmasını sağlar ve sorumluluğu artırır.

Ebeveyn tepkileri: Herhangi bir durum karşısında anne babanın üzgün ve incinmiş görünmesi duygularında karışıklığa neden olur. Tepkiler sakin, tutarlı ve anlamlı olduğunda öz denetim artar. Kurallar ise zamana göre esnetilmeli, yaşa gör güncellenmelidir.

Çocuğumuz da bizi tanımalı: Çocuklarımızın bizi bildiğini ve tanıdığını varsayarız. Ne istediğimizi, ne düşündüğümüzü ve nedenlerini bildiklerine inanırız. Sınırları zorlamalarının nedeni sınırlarını bilme ihtiyacından kaynaklanır. Bu yüzden sürekli test ederler. Bizi tanırlarsa bu sınırları belirlemek çok daha kolay olacaktır.

Ayna görevi: Çocuklar anne babalarının tepkilerini kopyalar ve onlara geri yansıtır. Bu alışveriş beynin yapısını geliştirir ve yolları sağlamlaştırır. Aynı şekilde sakinlik, sorun çözme becerisi ve toparlanabilme becerisi de kopyalanır.

Tüm bu süreç her şeyden önce doğallık ve samimiyet gerektirir. Alıcıları bu kadar açık olan ergen, sahte neşeyi, üstü kapalı söylemleri, sıkılan dişleri hemen algılar. Sahte iseniz sahteliğinizi algılar.

Tabi ki tüm çocuklar birbirinden farklıdır ve doğal olarak her çocuğun ergenlik dönemi de farklı geçecektir. Her aile aynı sorunlarla karşılaşmayabilir. Ortak ve değişmez olan, her ergenin beyninde bir bahar temizliği olmasıdır. Değişen ve farklı olan temizliğin nasıl yapıldığıdır.


Denizli Aile Danışmanı uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!