Parkinson beyinde “substansiya nigra” denilen bir alanda yer alan ve “dopamin” üreten nöronların kaybedilmesi ve buna bağlı olarak bu maddenin azalması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Beyin bu hücrelerin yüzde 60 ila 80’ini kaybettiğinde hastalık bulguları ortaya çıkmaya başlar. Parkinson hastalığı toplumda binde 2 ila 3 oranında görülüyor. Ancak bu oran 70 yaş üzerine çıkıldığında yüzde 0.5 ila 2 arasına ulaşır. Hastalığın en tipik belirtilerinden bir tanesi vücudun bir tarafında ortaya çıkan ve para sayar tarzda diye hitap edilebilen istirahat halinde titremelerdir. Ama bilinenin aksine katılık, tutukluk, ağırlık ve hareketlerdeki yavaşlıkta ciddiye alınması gereken ilk bulgular olarak karşımıza çıkabilir.

Hastalığın ilk belirtileri ve ilerleyişi kişiden kişiye göre değişebildiği gibi günlük hayatımız ve koşuşturmacamız içinde fark edilmeyecek kadar basit şekilde algılanabilir. Bu sebeple ilk aşamada doktora gidilmeye gerek olmadığı düşünülmekte ya da başka hastalıkların belirtileri ile karıştırılmaktadır. Parkinson’un ilk belirtileri genellikle yaşlılık bulguları olarak düşünülmektedir. Çoğu erken çıkan hastalık belirtileri yaşlılıkla ilişkilendirildiği için tanı konulmakta oldukça geç kalınıyor. Parkinson’a benzer bulgular varsa doktora danışarak hareket edilmeli ve erken dönemde tedavi çalışmalarına başlanılmalıdır.

Parkinson’un Tek Belirtisi “El Titremesi” Değildir

Günümüzde ileri yaş hastalığı olarak kabul edilen Parkinson’un en belirgin özelliklerinden biri istemsiz bir şekilde ortaya çıkan, ritmik sallanma olarak tabir edilen ve para sayar tarzda karşımıza gelen el titremesidir. Ama bu hastalık ile bilinen en büyük yanlışlardan biri de, her el titremesine Parkinson teşhisi konulmayacağı ile ilgilidir. Beyinde hareketlerimizi düzgün ve düzenli yapabilmemizi sağlayan kontrol merkezleri vardır. Dopamin o bölgeleri etkileyerek bedensel işlevlerimizi daha akıcı yapmamızı sağlar. Bu maddenin eksilmesine bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkta ilk bulgular titremenin yanı sıra hastadan hastaya farklılık göstermekle birlikte yüz hatlarında donukluk, maske yüz denilen yüz hali, küçük adımlarda öne eğik yürüme, katılık, yavaşlık, tutukluk gibi belirtiler oluyor.

Parkinson ile Mücadelede Ailelere Düşen Görevler

Parkinson hastalığı ile mücadele etmede erken teşhis, spor ve doğru tedavi çok önemli. Tüm bunların dışında yaşam kalitesini artırmadaki en önemli olaylardan biri de şüphesiz aile desteği ve hastalığın psikolojik yönü. Parkinson hastalığı çok da korkulacak bir hastalık değil. Dolayısıyla hasta aileleri başlangıç evrelerinde hastaların, çok ümitsizliğe kapılıp sosyal yaşantıdan kendilerini çekmemeleri konusunda onlara destek olmalılar. Hastaların düzenli egzersizlerini yapmaları, ilaçlarını düzenli saatlerinde kullanmaları konusunda kontrol ve destekçi olma özelliği taşımalılar.


İstanbul Beyin Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!