Diz Kireçlenmesine Ameliyatsız Tedavi Diz Proloterapisi
- Diz kireçlenmesi, özellikle 50 yaş üstü kadınlarda ve fazla kilolu bireylerde eklem kıkırdağının bozulmasıyla ortaya çıkan kronik bir hastalıktır.
- Hastalığın temel belirtileri arasında hareketle artan eklem ağrısı, tutukluk, hareket kısıtlılığı ve eklemlerden gelen çıtırtı sesleri yer almaktadır.
- Tedavide ideal kilonun korunması ve egzersizin yanı sıra, ameliyatsız bir yöntem olan proloterapi ve kıkırdak onarıcı takviyeler etkin rol oynamaktadır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Diz Kireçlenmesi (Gonartroz) Nedir?
Gonartroz veya halk arasında bilinen adıyla diz kireçlenmesi, özellikle orta ve ileri yaşlardaki bireylerde görülen kronik bir eklem hastalığıdır. Genellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda daha sık rastlanan bu durum, eklem kıkırdağının yapısının bozulmasıyla karakterizedir. Kıkırdak dokusundaki ve altındaki kemik dokudaki değişimler, zamanla kemikte büyümelere ve eklem kenarlarında çıkıntıların oluşmasına neden olur.
Kireçlenme Kimlerde Görülür ve Risk Faktörleri Nelerdir?
Kireçlenme tipik bir ileri yaş hastalığıdır ve 40 yaşından önce görülmesi nadir bir durumdur. Ancak 60 yaş civarındaki nüfusun yaklaşık yarısında kireçlenme bulgularına rastlanmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 3 kat daha fazla görülen bu hastalığın gelişiminde şu faktörler kritik rol oynar:
- Fazla Kilo: Eklemlere binen yükü artırarak kireçlenme riskini doğrudan yükseltir.
- Genetik Yatkınlık: Aile öyküsünde erken yaşta kireçlenme olan bireylerde risk daha fazladır.
- Geçmiş Travmalar: Spor yaralanmaları, eklem operasyonları ve darbeler.
- Yapısal Bozukluklar: Doğuştan gelen kalça çıkığı veya eklem uyumsuzlukları.
- İltihaplı Romatizmalar: Eklem yapısını bozan kronik rahatsızlıklar.
Kireçlenmenin En Sık Görüldüğü Bölgeler
Kireçlenme sadece dizlerde değil, vücudun yük taşıyan veya aktif kullanılan birçok ekleminde ortaya çıkabilir. Aşağıdaki tabloda kireçlenmenin en sık etkilediği bölgeler ve özellikleri yer almaktadır:
| Eklem Bölgesi | Belirtiler ve Özellikler |
|---|---|
| Diz (Gonartroz) | Kadınlarda ve kilolu bireylerde daha yaygındır. |
| Kalça | Erkeklerde ve kadınlarda benzer oranlarda görülür. |
| El Parmakları | Uç eklemlerde şişlik ve hareket kısıtlılığı yapar. |
| Omurga | Boyun ve bel bölgesinde ağrı, sinir kanallarında daralma oluşturabilir. |
| Ayak Başparmağı | Parmağın dışa eğrilmesine ve hareket kaybına yol açabilir. |
Kireçlenme Belirtileri ve Hastalık Seyri
Kireçlenme genellikle yavaş seyreden bir süreçtir. Hastalığın ilk belirtisi genellikle ilgili eklemde ağrı ve tutukluk hissidir. Başlangıçta ağrılar hareketle artıp dinlenmeyle geçerken, hastalık ilerledikçe istirahat halindeyken de ağrı görülebilir.
Yaygın belirtiler şunlardır:
- Hareket sırasında eklemlerden gelen çıtırtı ve sesler.
- Sabahları veya uzun süre oturduktan sonra oluşan, genellikle 30 dakikadan kısa süren eklem tutukluğu.
- Merdiven inip çıkmada ve yürümede zorlanma, bazen topallama.
- Eklem çevresindeki kaslarda zayıflama ve güç kaybı.
- İleri evrelerde bacaklarda eğilme ve eklemde iltihaplı şişkinlikler (bursalar).
Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Kireçlenme tanısı, uzman bir hekim tarafından gerçekleştirilen fiziksel muayene ile konulabilir. Eklemlerdeki şişlik, açı değişiklikleri ve hareket kısıtlılığı tanı için belirleyicidir. Röntgen filmleri ise hastalığın evresini belirlemek ve tedavi planını oluşturmak için temel araçtır.
Ameliyatsız Tedavi ve Proloterapi
Tedavinin temel amacı ağrıyı gidermek, hareket kabiliyetini artırmak ve hastanın yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu süreçte ideal kiloya ulaşmak ve egzersizleri düzenli yapmak büyük önem taşır. Kliniğimizde uygulanan diz proloterapisi ile hastalar ameliyatsız bir şekilde sağlığına kavuşabilmektedir.
- Tedavi Süreci: Muayene ve kan tahlilleri sonrası başlanan proloterapide, hastalar genellikle 2. seanstan itibaren ağrılarında azalma hissederler.
- İyileşme Dönemi: Enjeksiyon sonrası ilk 3 gün dize aşırı yüklenilmemeli, 3. aydan itibaren ise özel egzersizler aksatılmamalıdır.
- Destekleyici Tedaviler: Kıkırdak dokusunu onarmak ve korumak amacıyla; Glukozamin, Kondroitin Sülfat, MSM ve Kollajen Hidrozilat gibi destekleyici takviyeler tedaviye dahil edilmektedir. Bu maddelerin kıkırdak üzerindeki koruyucu etkisi bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir.


