Diyabet nedir ? Nasıl Anlaşılır? Türleri Nelerdir?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Diyabet Nedir? Temel Tanımı ve Mekanizması
Diyabet, vücudunuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da üretilen insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması sonucunda gelişen, ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Bu durumun neticesinde kişi, tükettiği besinlerden kana geçen şekeri, yani glukozu enerji olarak kullanamaz. Sonuç olarak kan şekeri seviyesi normalin üzerine çıkarak hiperglisemi tablosu oluşur.
Vücudun Enerji Kaynağı: Şeker (Glukoz)
Şeker, vücudun temel enerji kaynağıdır ve sisteme iki farklı yolla dahil olur. Bu süreçlerin sağlıklı işlemesi, genel metabolizma dengesi için kritik öneme sahiptir.
| Kaynak Türü | Açıklama |
|---|---|
| Dış Kaynaklı | Karbonhidrat içeren besinlerin tüketilmesi yoluyla alınır. |
| İç Kaynaklı | Karaciğerde depolanmış halde bulunur ve ihtiyaç anında kana verilir. |
Kan Şekeri Değerleri ve Diyabet Tanısı
Diyabeti olmayan sağlıklı bir bireyde kan şekeri düzeyi belirli sınırlar içerisinde tutulur. Açlık kan şekeri seviyesinin 120 mg/dl, yemeğe başladıktan iki saat sonra ölçülen tokluk kan şekeri seviyesinin ise 140 mg/dl üzerine çıkmaması beklenir. Bu değerlerin üzerindeki ölçümler, diyabet varlığının temel göstergesi olarak kabul edilir.
Diyabetin Temel Türleri
Diyabet hastalığı, oluşum mekanizmalarına göre dört ana grupta incelenmektedir:
- Tip 1 diyabet
- Tip 2 diyabet
- Gebelik diyabeti (Gestasyonel diyabet)
- Diğer hastalıklara veya özel durumlara eşlik edebilen özel diyabet türleri
Diyabet Risk Faktörleri: Kimler Risk Altındadır?
Diyabetin gelişiminde genetik ve çevresel birçok faktör rol oynamaktadır. Özellikle birinci derece yakınlarında diyabet öyküsü olanlar ve kalp-damar hastalığı geçmişi bulunan bireyler yüksek risk grubundadır. Ayrıca, vücutta özellikle karın bölgesinde yağ birikimi olan (elma tipi şişmanlık) fazla kilolu bireyler ile yüksek tansiyon hastaları dikkatli olmalıdır.
Kadınlar özelinde ise 4 kilonun üzerinde bebek doğuranlar, gebelik döneminde diyabet tanısı alanlar ve Polikistik Over Sendromu bulunanlar diyabete adaydır. Bunlara ek olarak, 45 yaş üstü bireyler, kan yağları yüksek olanlar ve fiziksel aktivitesi az olan kişiler de risk altındaki gruplar arasında yer alır.
Prediyabet (Gizli Diyabet) Nedir?
Prediyabet, diyabet öncesi dönem olarak adlandırılır ve hastalığın önlenmesi için kritik bir evredir. Açlık kan şekeri 100–125 mg/dl arasında olanlar veya oral glukoz tolerans testinde (OGTT) 2. saat kan glukoz düzeyi 140–199 mg/dl çıkan bireyler prediyabetik olarak tanımlanır.
Önlenebilir Risk Faktörleri
Yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilecek risk faktörleri şunlardır:
- Obezite ve fazla kiloluluk durumu.
- Fiziksel aktivite yetersizliği.
- Karbonhidrat ve doymuş yağlardan zengin, posadan fakir sağlıksız beslenme alışkanlıkları.
Diyabetin Belirtileri Nelerdir?
Hastalık vücutta birçok farklı sinyal ile kendini gösterebilir. En sık karşılaşılan diyabet belirtileri şunlardır:
- Çok su içme ve çok sık idrara çıkma (gece dahil).
- Çok yemek yeme isteği.
- Beklenmedik kilo alma veya aşırı kilo kaybı.
- Bulanık görme ve yaraların geç iyileşmesi.
- Çarpıntı, halsizlik ve sürekli yorgunluk hissi.
- Kadınlarda vajinal kaşıntı.
Diyabet Tanısı Nasıl Konur?
Diyabet tanısı, uzman hekimler tarafından yapılan belirli laboratuvar testleri ile kesinleşir. Tanı sürecinde; rastgele zamanlı kan glukozu ölçümü, açlık kan şekeri, Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) 2. saat sonuçları ve son 3 aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c (glikozillenmiş hemoglobin A1c) ölçümleri kullanılır.
Diyabet Neden Kontrol Altına Alınmalıdır?
Diyabet yönetiminde temel amaç, kan şekerini normal sınırlarda tutarak organ hasarlarını önlemek ve yaşam kalitesini artırmaktır. Kontrol altına alınmayan diyabet; göz, böbrek ve sinir sistemine ciddi zararlar verir. Ayrıca kalp hastalığı, inme, körlük, böbrek yetersizliği ve bunama gibi ağır sonuçlara yol açabilir.
Ciddi damar hasarları nedeniyle özellikle ayaklarda uzuv kayıpları yaşanması diyabetin en riskli sonuçlarından biridir. Ülkemizde tanı almış hastaların yarısında kan şekerinin kontrol altında olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle, Tip 2 diyabet sürecinde düzenli kontrol, takip ve tedavi, hayati risklerin azaltılması açısından büyük önem arz etmektedir.


