Doktorsitesi.com

Diyabet hastalarının yüzde 33’ü bu durumun farkında değil!

Doç. Dr. Fatih Çiftçi
Doç. Dr. Fatih Çiftçi
24 Temmuz 2018146 görüntülenme
Randevu Al
Diyabet hastalarının yüzde 33’ü bu durumun farkında değil!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Modern Yaşamın Getirdiği Tehdit: Diyabet ve Obezite

Son yüzyılda meydana gelen yaşam tarzı değişiklikleri, hem dünyada hem de Türkiye’de diyabet ve obezite vakalarının hızla artmasına neden olmaktadır. Stresli ve yoğun günlük tempo, bireyleri hızlı yemek yemeye zorlayarak fastfood tarzı beslenmeyi kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu beslenme alışkanlığına eklenen hareketsiz yaşam tarzı, kronik hastalıkların yaygınlaşmasındaki temel faktörler olarak öne çıkmaktadır.

Beslenme Alışkanlıkları ve Riskli Gıdalar

Ülkemizde özellikle okul kantinleri ve kafelerde hakim olan fastfood kültürü, toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Cips, beyaz ekmek ve sosis gibi diyabetojenik gıdalar, bu hastalıklara adeta davetiye çıkarmaktadır. Sağlıklı bir yaşam için yemek seçimlerinde şu gıdalara yönelmek kritik önem taşımaktadır:

  • Çavdar ekmeği
  • Sebzeli ve peynirli sandviçler
  • Taze salatalar

Egzersiz ve Beslenme Dengesi

Hastalıklarla mücadelede egzersiz faaliyetlerinin etkisi %30 civarındadır; bu nedenle sadece spor yaparak bu sorunları yenmek mümkün değildir. Geri kalan büyük pay, doğrudan beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilidir. Bu noktada sadece ne yediğimiz değil, aynı zamanda porsiyon kontrolü yani neyi ne kadar tükettiğimiz de hayati bir noktadır.

Kontrol Altına Alınmayan Diyabetin Riskleri

Diyabet ve obezite kontrol altına alınmadığında, vücutta geri dönüşü zor hasarlar bırakabilmektedir. Bu riskler arasında şunlar yer almaktadır:

Risk FaktörüOlası Komplikasyonlar
KardiyovaskülerKalp krizi, damar tıkanıklığı, felç
Organ KayıplarıBöbrek yetmezliği, körlük, uzuv kaybı
DiğerHamilelik sorunları

Cerrahi Tedavi Yöntemleri ve Başarı Oranları

Kilo vermekte zorlanan hastalar için dünya genelinde en sık uygulanan teknik tüp mide ameliyatıdır ve bu yöntemin başarı oranı %90 seviyelerindedir. İkinci sıklıkla ise By-Pass cerrahisi tercih edilmektedir. Ameliyat sonrası süreçte diyabet ve eşlik eden hastalıklar kademeli olarak ortadan kalkmakta, hastalar ilaç ve insülin kullanımını bırakabilmektedir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Arasındaki Farklar

Tip 1 diyabet hastaları yaşam boyu insülin kullanmak zorundadır; ancak Tip 2 diyabet hastalarında durum farklıdır. Bu hastalar vücutlarının ürettiği insülini kullanamazlar ve zamanla insülin depoları tükenir. Rutin tedavilerde bazen depolar ölçülmeden insülin verilmesi, sürecin çıkmaza girmesine neden olabilir.

  • Bazı diyabet hapları insülin depolarını erken boşaltabilir.
  • İnsülin kullanımı başlangıçta iyi hissettirse de kilo alımına yol açabilir.
  • Artan kilo ile birlikte kan şekeri yükselir ve bu durum bir kısır döngü yaratır.

Metabolik Cerrahi: Kesin Çözüm Arayışı

İnsülinin kilo aldırması nedeniyle mevcut ilaçlarla bu çıkmazdan kurtulmak her zaman mümkün olmayabilir. Eğer vücut insülin üretiyor ancak bunu kullanamıyorsa, sorun genellikle ince bağırsak kaynaklı hormonlar ve yağ dokusundan kaynaklanmaktadır. Bu noktada metabolik cerrahi, insülin direncini kırmak ve vücudun mevcut insülini kullanmasını sağlamak için en etkili anahtar olarak gündeme gelmektedir.

Etiketler

DiabetDiyabet hastasıDiabet hastalarıDiabet hastasıDiyabet hastalarıDiyabet

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Fatih Çiftçi

Doç. Dr. Fatih Çiftçi

Doç. Dr. Fatih ÇİFTÇİ, 1977 yılında Hatay'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimini 1994 yılında tamamlamıştır. Ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başlamış olduğu tıp eğitimini 2000 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 2006 yılında ise Genel Cerrahi ihtisas eğitimini tamamlayarak Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.